1. YAZARLAR

  2. Mehmet Arı

  3. Kamilleşme ve Halvet
Mehmet Arı

Mehmet Arı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kamilleşme ve Halvet

A+A-

Kamilleşme güzel ahlak sahibi olmaktır. Kim senden güzel ahlaklı ise onun senden daha kamil olduğunu düşünebilirsin. Güzel ahlak kavramı üzerinde oluşmuş bir konsensüs bulunmamaktadır. Bazı toplumlarda hoş karşılanan bir durum, bazı toplumlarda ise yadırganabilmektedir. Müslümanlar arasında bile ortak kanaat bulunmamaktadır. Bazı müslümanlar ahlak kriterini, ibadet olarak görmektedir. Biri hakkında nasıl diye sorulduğunda dininde ibadetinde denilmektedir. Oysaki ibadetle ahlak arasındaki bağlantı ibadetin ahlakın temeli olmadığı, sadece var olan durumu daha da güzelleştirdiğidir. Nitekim peygamberimiz cahiliye döneminde ahlaklı olanların İslam’la şereflendikten sonra daha güzel ahlaklı olduğu ifade ettiği hadisi bulunmaktadır. Aynı durumda ahlakı sadece aile ilişkileri ile sınırlayan, toplumun ileri gelenlerine saygı ile sınırlayan cemaatlerde vardır. Sadakasını veren, zekatını veren, büyüklerine karşı gelmeyen, sohbetlerine düzenli gelen kişileri ahlaki olarak ileri gören müslümanlar da vardır. Bu kişiler manevi olarak ileri seviyelere gelebilirler. Bu karakter tipi genelde sorgulamadan bağlılığı kabul eden kişilerdir. Bu kişilerin bağlılığı direkt Allaha ise bağımlılıkla beraber yüksek manevi seviyelere ulaşabilir. Lakin bu bağımlılık bir kişi üzerinden Allaha ulaşmak olursa, bu kişinin Allaha ortak koşmaya kadar giden sonuçları olabilir.

 

 

  Güzel ahlaktan amacımız, üstteki iki durumla beraber sosyal bir sorumluluk taşıyan, kendini sorgulayabilen, eksikliklerini ve hatalarını tespit edebilen bireyler yetiştirmektir.Bu mertebeye varmanın yolu hikmet sahibi olmaktan geçer. Hikmet sahibi ol(a)mayan insan hiç bir surette eksikliklerini göremez. Hikmet sahibi olmak ve bunu ilerletebilmek için insan kendini aralıklı olarak nefsiyle baş başa bırakması lazım. Günümüzde uluslararası alanda söz sahibi olan şirketlerin yıllık programlarında veya bir eğitimin başında ve sonunda istenilen hedefe varılıp varılmadığına dair sürekli bir oto kontrol mekanizması oturtturulmuştur. Bu mekanizma olmadan hiç bir kurumun ayakta duramayacağı aşikardır.

 

 

         İslam’da otokontrol nefis muhasebesi olarak tarif edilmektedir. Nefis muhasebesi bir diğer anlamda davranışlarımızı teraziye vurmaktır. Bunu yaşadığımız olayları tekrar canlandırmakla oluşturabiliriz. Bireysel olarak otokontrolü sağlamanın yolu tasavvufta sık yapılan halvet(uzlet) durumuna çekilmektir.  Bunun farklı yolları olmaktadır. Ramazan ayının son on günü yapılan itikafa çekilme bir halvet halidir. Bu on gün gibi uzun süreli olması gibi bir durum şart değildir. İnsan kendi davranışlarını sorguladığı her an bir halvet halidir. Kalabalık bir ortamda meydana gelen bir sorgulama da halvet haline girmektedir. Bu durum için dünyada seni bağlayan tüm bağlardan o anlık kurtulman gerekmektedir. Amacımız halvette sürekli bir ibadet halinden daha çok insanın kendini görebilmesidir. Başından geçen bir olayı zihin dünyasında tekrar edip aynı davranışı gösterip göstermeyeceğini hesap etmesidir.

 

 

       Böylece halvetin amacının insanın eksikliklerini ortaya çıkarması sürecidir diyebiliriz. Halvetin amacı düşüncelerin berraklaşması, netleşmesi, saflaşması için istediğimiz ilim konusunda sahih görüşe varmaktır. Davranış için ise aynı sorunla karşılaştığımız zaman daha uygun nasıl bir tepkinin verilmesi gerektiğidir. Yani halvete giren insan eksiktir. Asıl kamilleşme bu keşifleri yaptıktan sonradır. Halvet süreci tamamlandığında kişi eksikliklerini görüp kendini tamamlaması lazım. Eğer kişi halvetten çıktığında eksikliğini görmemiş ye da bir konu da fikri kesinleşmemiş ise onun halvetinin gerçekleştiğini söyleyemeyiz. Kamilleşmek isteyen insan bu süreci en güzel şekilde değerlendirip amacına ulaşmalıdır. Aynı zamanda Allah’a ulaşmanın bir yoludur halvet hali. Allahın yarattıkları hakkında tefekkür etmek insanı hem kamilleşme noktasında hem de Allaha yakınlık noktasında çok kısa süreler içinde ileri götürecektir. Her gün önünden hızlıca geçtiğimiz hayatın içine girebilmenin yoludur halvet. Allaha varmanın yolu Allahın yarattıkları hakkında halvet halinde tefekkür etmektir.

 

 Halvet hali tüm insanlardan beklenen bir durum değildir. Nitekim insanlardan uzaklaşıp günlerce zikir ve ibadetle geçiren kişiler vardır. Bu kişiler düşünmekten daha çok ibadet etmek için halvete girerler. Lakin İslam’a hizmet etmeyi kendine şiar edinmiş bir şahsiyet ibadet ve zikir için değil Allaha daha yakın olma ve noksanlıklarını keşf için halvete girmelidir. Yıllarca kitap okuyan insanların halvete girmediğinden dolayı fikirlerinin olgunlaşmadığını, düşüncelerinin netleşmediğini görülür. Bu tip lider geçinen kişiler aslında kendini bilgisayarla aynı duruma getirmiş olduğunu görürüz. Bilgisayarların birer bilgi depolama yeri olduğunu ve sosyal sorunlar hakkında yorum yapamadığını biliriz. Bu bilgisayarın sosyal sorunlarda zararsız olduğunu görürüz. Lakin halvete girmeyen ve kendi eksikliklerini tespit edemeyen bir şahsiyet verdiği kararlarla nice toplulukları yanlış sonuçlara götürmesi beklenir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.