1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. KALBİ HASTALIKLARDAN TULİ EMEL
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

KALBİ HASTALIKLARDAN TULİ EMEL

A+A-


Allah Resulünden şöyle rivayet olunur: “Bütün hataların başı, dünya sevgisidir.” (Beyhaki, İbni Ebiddünya)

Tarih boyunca insanların bir kısmı insani hasletlerini korurken, ne yazık ki ekseri kısmı insani vasıflarını yitirir, denileşir, süflileşir ve her türlü cürümü irtikâp etmeyi hayatın normal seyri olarak telakki eder. Özellikle modernizmin küresel anlamda insanın hayatında ve düşünce yapısında etkisini göstermesi, bireyselliğin ön plana çıkartılması, batıl kıstasların hayatın merkezine yerleştirilmesi, bu olguyu daha da etkin hale getirmiştir.

İnsanlık tarihi boyunca Hakk’ı yok sayarak batıla sarılanlar, insanlığın başına nice musibetler getirmişlerdir. İçinde bulunduğumuz Yirmi birinci yüzyılda bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerde zirve yapan insanoğlu; zulüm ve haksızlık işlemede, yakıp-yıkmada, insani değerlerini yitirmede de fazlasıyla zirve yapmış bulunmaktadır.

Ne yazık ki bu acı durum, Müslümanlar arasında da son gaz gelişme göstermektedir. İşte bizi daha çok düşündüren, endişelendiren ve hatta elem veren durum işin bu tarafıdır!

Batı, elbet ki her haliyle batıl bir hal üzere olmuştur, olmaktadır ve de olacaktır. Ama Müslümanların bu deniliği, büyük bir hastalığın işaretidir. İslami ölçülere baktığımızda “Kalbi hastalıklar” işin içinde boy gösterdiğini görmekteyiz. Rabbimiz ne güzel buyurmaktadır. “Ey insanlar! Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın.” (Fâtır 5)

Bu ayet, insanlık âleminin kaybettiği noktayı çok net olarak açıklamaktadır. Elbette ki Allah(cc)’ın vaadi gerçektir. İnsan olarak yapıp ettiğimiz her bir amelin karşılığını muhakkak ki göreceğiz. Ne acıdır ki bitmek-tükenmek bilmeyen dünyevi emellerimiz, ihtiraslarımız ve dünyevileşme halimiz bizleri Allah(cc)’ın vaadinden gafil kılmaktadır.

Sakın ha sizi dünya hayatı aldatmasın! İnsanlar, bu muhkem ve muhteşem İlahi uyarıyı çoğunlukla ya kulak ardı ediyor, ya da farkında olarak veya olmayarak savsaklıyor. Evet, ne yazık ki dünya hayatı bizleri aldatmaktadır. Başka bir deyimle bizler, dünya hayatına gafilce kanmaktayız! Efendimizden şöyle rivayet edilir: “Ahiret işi sana kolay gelir ve dünya işi sana zor gelirse bil ki sen iyi hal üzeresin. Ahiret işi sana zor gelir ve dünya işi sana kolay gelirse bil ki sen kötü hal üzeresin!” (Deylemi)

Dünya hayatının şevki, ihtirası ve muhabbeti çoğumuzun iliklerine kadar işlemiş bulunmaktadır. Dünya işleri bizleri son derece oyalamakta, yaşamamızın gayesi olmaktadır. Ahirete dair işler ilgimizi çekmemekte ve hatta çoğunlukla nefsimize ağır gelmektedir. Haliyle ümmet olarak Nebevi beyana göre hiç de iç açıcı bir durum sergileyememekteyiz.

Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatına bağlanmamız, sarılmamız bizlere gerçek vaadi unutturmakta ve bizleri heva ve heveslerimizin esiri yapmaktadır. Bu hal, tıpkı günümüzün popüler deyimiyle bir pandemiye dönmüştür. Hem de asırlardan beri var olan, bizleri içten içe yiyen, çürüten ve hüsrana uğratan bir pandemi! Başta İslam âlemi olmak üzere insanlığımızı, merhametimizi, şefkatimizi, diğerkâmlılığımızı yiyip bitiren bu pandeminin tedavisi için hatırı sayılır bir çalışma da yapıl(a)mamaktadır. Yapılan cılız çalışmaları ise fazla dinleyen, kaale alan olmamaktadır.

Bencillikler, kıskanmalar, kibirlenmeler, çekememezlikler, hazmetmemeler türünden İslam’ın menettiği pek çok cahili hal, tutum ve davranışlar, kalp tahtımızın başköşesine oturarak hüküm sürdürmektedir. Bu hazin halimiz fitne, fesat, kin, düşmanlık türündeki nice cahiliye vasıflarını içimizde adeta bahar mevsimi etkisiyle yeşertmektedir. Ümmet bilincimiz yağmalanmakta ve yerine nice cahili-tefrikacı ölçüler ikame edilmektedir!

Dünyaya dair emellerimizi, ecelimizin çok çok ötesine geçirmekteyiz ki böylece emellerimize ulaşmamız mümkün ol(a)mamaktadır. Elbette ki bu hengâmeli gaflet hali ile ecelimizin gereklerini yerine getirmemiz de söz konusu olamayacaktır. Ve ne yazık ki ümmet olarak bu kısır döngüden çıkamamakta ve ziyana uğramaktayız.

İslam, elbette fıtrat dinidir. İnsanoğlunun, yaşadığı sürece dünya meşgalesi de olacaktır. İslam, ahiret gerçeğini, Rabbani ölçüleri, kulluk bilinç ve sorumluluklarını unutmadan, bunlara halel getirmeden dünya işleriyle iştigali emreder. Yine sevgililer sevgilisinden şöyle bir rivayet vardır: “Yaşlı kişinin bütün güçleri zayıflasa da, dünya sevgisi ve uzun emeller konusunda gönlü hep genç kalır.” (Buhari, Rikak, 5)

Salih amellerimizin, uzun emellerimizin önüne geçmesine yönelik ciddi çabalara ihtiyaç vardır. Dünyaya dair uzun emellerimizin en kısa sürede revize edilmesi, dünya şa’şasına kapılmadan, cahiliyeye ait her türlü alışkanlık ve bağışıklıklardan tez elden arınma yoluna gitmeliyiz. Kur-an’i ölçülere dönmeyi, sahih sünnet ile dirilmeyi, kulluk bilinciyle yeniden hayata atılmayı gerçekleştirmeliyiz. Bizleri Aziz Kur-an’dan ve Nebinin pak sünnetinden, bu ikisinin bilinç ve şuurundan ve İslami hayat nizamından alıkoyacak eylemlere, söylemlere, fikir ve düşüncelere karşı kendimizi Rabbani korumaya almalıyız.

“Onların ecelleri geldiği zaman ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.” (Nahl, 61)

Selam ve dua ile

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.