1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. "KAĞIT PARÇASI"NA TEDBİR İSTEDİ
"KAĞIT PARÇASI"NA TEDBİR İSTEDİ

"KAĞIT PARÇASI"NA TEDBİR İSTEDİ

A+A-

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un fotokopi olduğu için "kağıt parçası" dediği darbe belgesiyle aynı ofiste ele geçen diğer fotokopi belgelerin askerce "yüksek gizlilik derecesi" taşıdığı için tedbiri istendi.

Genelkurmay’ın, “fotokopi” diyerek kabul etmediği darbe belgesiyle aynı ofisteki yeşil bir çanta içinde ele geçen diğer fotokopi belgelerin “yüksek gizlilik derecesi” taşıdığını belirterek sahiplendiği ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan buna göre tedbir alınmasını istediği ortaya çıktı.

Albay Dursun Çiçek’in altında imzası bulunan ve üzerinde gizlilik ibaresi taşıyan “İrticayla Mücadele Eylem Planı”yla birlikte emekli asker ve avukat Serdar Öztürk’ün ofisine yapılan baskında ele geçen diğer belgelerin de aynı özellikte olduğu öğrenildi. Yeşil bir çanta içinde ele geçen 239 belgenin büyük kısmının fotokopi olduğu ve üzerinde ıslak imza bulunmadığı anlaşıldı.

Genelkurmay ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği bir cevap yazısında belgeleri sahiplendi. Yazıda fotokopi belgelerin “yüksek gizlilik derecesi” taşıdığı belirtildi ve buna göre önlem alınması istendi.

Başbuğ da sahiplenmişti

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 26 haziranda düzenlediği basın toplantısında Avukat Öztürk’ün bürosunda ele geçirilen diğer belgeleri sahiplenmişti. Başbuğ, “Şimdi belgelere bakıyoruz, tuhaf. Bir yığın belge var. O belgeler hakikaten usulüne göre hazırlanmış, uygun konuları hemen hemen aynı. Çok önemli konular değil aslında. Bu iddia edilen belge ise onlarla hiçbir ilişkisi olmayan, içerik olarak, hazırlanış şekli olarak farklı bir belge” demişti.

Albay Çiçek’in darbe planı belgesinin ele geçirilmesinin ardından teknik takibe alındığı da ortaya çıktı. Kararın Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılığın talebi üzerine alındığı öğrenildi. Albay Çiçek’in tüm telefon görüşmeleri soruşturma kapsamında dinlendi. Şüpheli olarak ifadesi alınan Çiçek’e bu görüşme tutanaklarının da okunduğu belirtildi.

İmzasını değiştirmiş

Genelkurmay Askerî Savcısı’na neden değişik bir imza verdiği sorusunu ise Albay Çiçek, “Üç yıldır değişik imza kullanıyorum” diyerek yanıtladığı, söz konusu belgeye atılan imzanın da 10 yıl önceki bir imzasından taşındığını belirttiği kaydedildi.

Darbe iddianamesi tamam

Albay Çiçek, Ergenekon savcılarına verdiği ifadenin altına Genelkurmay Askerî Savcılığı’na verdiği imzanın aynısını attığı öğrenildi. Çiçek, tutuklandıktan sonra götürüldüğü cezaevine girişte bazı evraklara gerekli imzayı da atmadığı edinilen bilgiler arasında.

Sorgusunda Albay Çiçek’e TCK’nın 312. maddesinde yer alan “cebir ve şiddet kullanarak TC Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek” suçlamaları yöneltildi.
Albay Çiçek hakkında verilen tutuklama kararında Avukat Serdar Öztürk’le teknik takibe takılan bazı diyalogların da etkili olduğu belirtiliyor. Avukat Öztürk ile üç sivil askerî memur, bir deniz binbaşı ve bir deniz astsubayı için gözaltına alınmadan önce teknik takip uygulandığı, Albay Çiçek’in de bu takibe yakalandığı öğrenildi.
İkili arasında geçen bazı diyalogların “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesiyle örtüştüğü ve bu diyalogların da mahkemeye sunulan deliller arasında yer aldığı iddia ediliyor.

Albay’ın ‘Ergenekon dostluğu’ eskiye dayanıyor

Türkiye’nin gündemini sarsan “AKP ve Gülen’i Bitirme Planı” adlı belgenin altındaki imzayla tartışmaların odağı haline gelen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’in adı ilk olarak Taraf’ın geçen yıl haziranda yayımladığı Lahika-1 adlı andıçla gündeme geldi.
Çiçek’in ismi, Rahmi Koç’un da aralarında bulunduğu işadamları ve sivil toplum örgütlerinin fişlendiği belgede yer alıyordu. Kamuoyunda büyük tartışmalara yol açan belgeyle ilgili olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, “Komuta katında böyle bir belge hazırlanmamıştır” açıklamasını yapmıştı.
“İrticayla Mücadele Eylem Planı”yla birlikte adı yeniden gündeme gelen Albay Dursun Çiçek’in, çalışma arkadaşları ve görev yaptığı yerler göz önüne getirildiğinde adının hiç de tesadüfi olarak gündeme gelmediği anlaşılacaktır.

KHO’nda iyi notlarla sivrildi

1960 yılında Tokat Reşadiye’ye bağlı Umurca köyünde doğdu. Sivas Yıldızeli Pamukpınar Öğretmen Okulu’nu bitirdi. 1976 yılında kazandığı Kara Harp Okulu’nu dönem üçüncüsü olarak 1980 yılında bitirdi.
1988 yılında Harp Akademisi’ni kazanan Albay Çiçek, 1990-94 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Başkanlığı’nda görev yaptı. Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisini de dönem ikincisi olarak bitirdi.

Göktaş ve Temizöz’le çalıştı

Çiçek, 1994’ten sonra 15 ay süreyle Şırnak’ta Özel Amfibi (hem kara hem de denizde görev yapan) Taburu’nun komutanlığını yaptı. Şırnak’ta görev yaptığı dönemde Ergenekon tutuklusu eski özel kuvvetçi Levent Göktaş ve Güneydoğu’daki faili meçhul cinayetlerle ilgili tutuklanan Kayseri Jandarma Alay Komutanı Cemal Temizöz’le birlikte çalıştı.

Haftalık Aksiyon dergisine konuşan Albay’ın silah arkadaşı Yarbay Şenol Özbek, Çiçek’i “Zeki, becerikli ve sakin” biri olarak anlattı. Çiçek’le Şırnak ve Ankara’da birlikte çalıştıklarını belirten Yarbay Özbek, “Planın altında imzasını görünce şoke oldum. Yani kendi inisiyatifi dahilinde böyle bir belgeyi hazırlayacak bir subay değildi” dedi.

2004’te Karargâh’a atandı

Akademik kariyeri de bulunan Kurmay Albay Çiçek’in, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı’nda yaptığı doktora eğitiminde “Örgütlerde motivasyon ve iş yaşam kalitesi üzerine bir araştırma” konulu tez hazırladı.
Dursun Çiçek’i bugün tartışmaların odağına yerleştiren görevi ise 2004 yılında başladı. Bu tarihte Genelkurmay Harekât Başkanlığı’na bağlı Bilgi Destek Daire Başkanlığı’na atandı.

Kaynak: Taraf Gazetesi

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.