1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Kafesteki Türkiye ve ahlaksız özdeşlikler
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Kafesteki Türkiye ve ahlaksız özdeşlikler

A+A-

 

 Hafıza sorunu olan bir ülkeyiz.

Tabula rasa'mız çoktur.

Gezi olayları sonrası oluşan iklim de bir 'silbaştan' havası taşıyor. Tartışmalar, ayrışmalar, dengeler sadece oluşmakta olana, yeniye, bugüne dair dinamikleri içermiyor. Dünü de bunlara endeksli hale getiriyor.

Silbaştan iklimler sadece 'ak ve kara' ortamını üretmezler. Düne sirayet ettiği oranda, kimileri için 'aklanma vesilesi' olurlar.

Nitekim Gezi sonrası Silivri, Ergenekon, Kafes, Balyoz ile bunların siyasi ve kültürel çevrelerindeki 'özgüven' artışı, 'otoriter bir siyasetin mağdurları ve bu siyasete karşı verilen demokrasi mücadelesinin simgeleri kisvesine bürünmeleri', kendi başına üzerinde durmaya değer bir konudur.

Öylesine ki, bu koşullarda, araya girerek, faili meçhul cinayetler soruşturmasının ucu Korkut Eken ve Mehmet Ağar'a uzanıyor diye, 'yanlış yapılıyor, her ülkenin kahramanlara ihtiyacı vardır' yazabilenler bile var.

Ne var ki, 'katiller ile kahramanlar', 'darbeciler ile mağdurlar', 'otokratlar ile demokratlar' arasında kurulan 'vesa- yetçi düzene özgü ahlaksız özdeşlikler' bugün kelimenin tam anlamıyla 'kirli'dir.

Katiller katildir, darbeciler de darbeci...

Bunu ne koşullar değiştirir, ne faillerin başına gelen kimi haksız ve hukuksuz durumlar...

Gazeteci Sibel Hürtaş'ın kitabı 'Kafesteki Türkiye' başlığını taşıyor. İletişim Yayınları'ndan yeni çıktı.

Bir hatırlatma, taşları yerli yerine koyma kitabı...

'Hıristiyanlar Neden Öldürüldü?' alt başlığını taşıyor.

Sahi neden öldürüldüler?

2006'da rahip Santoro, 2007 Hrant Dink, yine 2007'de Malatya'da misyonerler...

Hürtaş' a kulak verelim:

'Kitabın merkezinde Malatya cinayeti olmakla birlikte, ilk bölümlerde Ergenekon Örgütü ve gayrimüslimlere yönelik kampanya arasındaki bağlantıları okuyacaksınız. Nitekim kitabın temel tezleriden biri de, Ergenekon davasının esas olarak yanlış paradigmalar üzerine kurulu olduğudur. Gayrimüslimlere yönelik saldırılar ve kampanyalar Ergenekon'un tali, ikincil aktivitelerini değil, tam tersine bu yapılanmanın birincil hedefini oluşturmaktadır. Kitapta tartışmaya çalıştığım bu apaçık ilişkiler ve bağlantılar ağı, savcılar tarafından tam bir körlükle karşılanmıştır...'

Daha geçen ay başka bir kitap, Fethiye Çetin'in Dink davasını anlattığı 'Utanç Duyuyorum' adlı çalışması aynı meseleye değinmiyor muydu? Çetin'nin kitabının can alıcı kimi bölümlerinde Ergenekon dosyasının yeni bir okuması yapılıyor ve şu sonuca varılıyordu: Oradalar, bu dosyanın içinde gizliler, isimleriyle, eylemleriyle, bağlantılarıyla...(http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AliBayramoglu/utaniyorum/39479)

Hayır söz konusu olan bir 'çete' değildir.

Kurumları içeren bir sistem...

Söz tekrar Hürtaş'ta:

'Malatya cinayeti incelerken ma- saya yatıracağımız Malatya Jandarma Komutanlığı'nın faaliyetleri, ülke genelinde yaşanan diğer bazı olayların nasıl meydana gelmiş olabileceğine dair bize fikir sunmakta (...) Malatya'da (...) Türkiye daha önce bilinmeyen bir yapılanmayla da tanıştı: Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi Başkanlığı. İtiraflara göre JİTEM'in üzerinde olan bu yapı, Türkiye'deki hemen hemen tüm faili meçhul siyasi cinayetlerin arkasında yer almıştı...'

Peki neden?

Hrant Dink, 2006 yılında, Antalya'da yaptığı bir konuşmada 'kestiriyordu' yanıtı:

AB sürecinin önünü kesmek için kimileri laiklik-dindar kutuplaşmasını tahrik etmekle yetinmeyecek, milliyetçiliğe oynamaya çalışacak. Santoro cinayetini böyle değerlendirmek gerekir. Başka cinayetler de olabilir...'

Ön kesmek, cinayet, darbe, zemin, Ergenekon, Balyoz, Kafes, vs, vs...

Unutmayın...

. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.