1. YAZARLAR

  2. M.Yasin Haskanlı

  3. Kadının Katili Sistemdir
M.Yasin Haskanlı

M.Yasin Haskanlı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadının Katili Sistemdir

A+A-

 

Fazlasıyla gündemde olan ve içimizi kanatan meselelerden biride kadın cinayetleridir. Özellikle son aylarda yaşanan şiddet dalgası ve bu cinayetlerin medyada işleniş biçimi hayli düşündürücüdür.

Toplum olarak içerisinde olduğumuz doku maalesef iç açıcı değil. Kendi modernleşmemizi alt üst ederek planlamadan ve tamamen batı taklitçiliğinin bizi sürüklediği felaket bu olsa gerek. Toplumu yapılandıran bireyi ve aileyi yok edecek vizyonsuzluk bugünün tablosunu doğurmuştur.

Bu tabloya nasıl evirildik ona bakmak lazım.

1- Cumhuriyetin bidayetiyle kurucu kadroların toplumu dinden ve ahlaki disiplinlerden uzaklaştırıcı kanun ve dayatmalara başvurmaları,

2- Modernleşmenin din ve ahlak erozyonuna sebep olacak form ve niyetlerle arzulanması,

3- Dini teşekküllerin baskılanması ve yasaklanması,

4- Eğitim sisteminin günü birlik maslahatlara kurban olması ve Tevhidi Tedrisat kanunun varlığı,

5- Toplum mühendisliği rolüne soyunan özellikle batı menşeli sivil toplum kuruluşlarının kadının özgürlüğü üzerinden aile yapısına yaptığı müdahaleler,

6- ABD/AB gibi güçlerin İslam toplumları üzerinde uyguladığı kültürel emperyalizm,

7- İdeolojik taassuplarla kadın ve aileye yönelik kasıtlı yozlaştırma çalışmaları,

8- Dinin doğru eğitimi ve anlaşılmasının sağlanamaması, kötü yorum ve yaklaşımların din olarak topluma lanse ettirilmesi,

9- Kent yaşamı ve din ilişkisinde bugünün koşullarının göz önünde bulundurulmaması,

10- Medyanın rant uğruna aile ve kadın üzerinden çalışma yapması,

11- Yasal düzenlemelerin doğruluğunun ve caydırıcılığının eksikliği,

12- Namus kavramının yok edilmesi,

13- Sapkınlıkların meşru gösterilmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılması

Bu sıraladıklarımız uzar gider...

 

Sorunun temeli, sistemin yanlış bir mantık üzerine bina olmasıdır. Birçok alanda mutsuzluğun ve sıkıntının kaynağı olan sistem, kadın ve ailenin yaşadığı ıstırabın asıl mimarıdır. Küçük çocukların gözleri önünde fütursuzca işlenen cinayetler sistemin “başarısız toplum” örneğidir. Dinle hesaplaşma adına yapılanların bizleri getirdiği nokta kadını bir meta ve acımadan yok edilecek bir nesneye dönüştürdü. Çağdaş uygarlık projesi bilimsel gelişmelerden ziyade dinin ve sağlıklı bir toplumun yok edilmesi olarak algılandı. Teknolojik geri kalmışlığımıza sadece batı yaşam tarzını ekleyebildik. Taklitçiliğin kötü bir örneği olarak uygulanan rövanşist uygulamalar sadece ucube bir toplum yarattı.

Batının kültürel dokuları ile inşa edilince Müslüman Sokak ne batılı oldu ne de Müslüman kalabildi. Kendi olamayınca başkalaşmak kaçınılmazdır. Bu değişimin iyiye doğru olması da mümkün değildir. Bunca tahribat ve yanlışlığın üzerine ağlayıp sızlamanın da faydası olmuyor. Bir asrı aşan seküler aklın ihanet niteliğindeki bu yozlaşma hareketi maalesef önlem alınmazsa bizlere daha pahalıya mal olacağa benziyor.

Toplumun yarısını oluşturan kadın aynı zamanda geriye kalan yarıyı da eğitendir. Kadın üzerinde bu kadar ağır bir sorumluluğa denk bir hassasiyetin olmayışı meseleye olan önemi göstermektedir. Toplumun en önemli öğesi olan kadının statüsü; ona verilen önem, karşı karşıya kaldığı tehditler modern zamanların ilkel yaklaşımıdır.

Kadın ve dolayısıyla toplum sorunu ilkeli ve köklü çözüm ve tedbirler ile ancak çözüme kavuşabilir. Kadının ailenin saygınlığının oluşacağı politikalar oluştuğunda gerçek anlamda bir iyileşme söz konusu olacaktır. Günümüz kapitalist sistemin elinde kadın, aile ve dolayısı ile toplum birer tüketim aracıdır. Kadını reklam ve her türlü unsurundan maksimum derecede yararlanılan bir araca dönüştüren, çok ağır çalışma koşullarıyla tüketen bir dünya çözüme uzaktır.

Kadına, sahip olduğu narinlik ve üstlendiği sorumluluğun eşdeğeri bir hayat sunmak zorundayız. İslam’ın kadına vermiş olduğu saygınlık ve onu neredeyse dokunulmaz kılan anlayışı çağımıza taşınıp korunmuş kadın ve sağlıklı aile oluşumuna katkı sunulmalıdır. Allah’ın üstün kıldığı insanın hiçbir gerekçe olmadan saygınlık ve özgürlüğünün çiğnetilmemesi gerekir.

Kadına modern zamanın sunduğu makyajlı özgürlük anlayışı yerine onu onurlandıran gerçek özgürlük ve kimlik oluşturan ilahi desturlar ışığında gereken tedbirler alınmalıdır. Dini hedef tahtasına oturtan zihinlerin kadının statü problemlerini ‘’dinden kaynaklanmaktadır’’ gibi proje odaklı iddiaları yanıltıcıdır. Aksine din kadını, aileyi, sevgiyi, saygıyı, sorumluluğu salık ederek bireyler arasında sağlam ilişkiler ve ilişkileri koruyacak endişeler vermektedir. Bireyi ve aileyi üstün ahlaki normlara taşımaya çalışan İslam bu vesileyle birçok faydanın oluşumunu sağlamaktadır.

Cahiliye toplumlarının kadına reva gördüğü hayat İslam’ın meydan okumaları ve karşı tedbirleriyle Asrı Saadet döneminde önemli gelişmelere sahne olmuştur. Kadın, kendi kimliğini oluştururken İslam toplumunun şekil kazanmasını da sağlamıştır. Daha kundakta iken cinsiyet ayırımına uğrayan sırf utanç kaynağı sayıldığı için diri diri toprağa gömülen, hayatta kalıp yetişkinliğe erişenlerin insan kabul edilmediği, mal gibi alınıp satılan kadın İslam ile layık olduğu şerefe ulaşmıştır.

Mevcut hal içerisinde modern cahiliye, kadını mahvetmiştir. İslam’ın tekâmüle ulaştırmak için ortaya koyduğu çaba ve anlayış “özgürlük ve hurafe” kıskacında yok edilmeye çalışılmıştır. Ölçüsü-sınırı olmayan özgürlük talebi ile kadına aslında mahkûm elbisesi giydirilmiştir. “Özgür olacaksın” aldatmacası ile kadın yalnızlaştırılan, korunmayan kadın kendisinin ve toplumun kaybedilen enerjisi oldu.

Ülkemizde kadını koruma adına yapılan yasal bazı düzenlemelerin temelde kadının aleyhine olması da olayın ayrı bir garabet tarafı. Kadını batı formatında dizayn eden yaklaşım kadın cinayetlerine zemin hazırlayan, teşvik eden önemli bir etken olmuştur. Mevcut sistem yok ettiği aile kurumu, kadın erkek arasında sevgi, bağlılık, saygı mefhumları ile cinayetlerin azmettiricisi olmaktadır. Suç oluşumuna zemin hazırlayan ladini yaklaşımlar mutsuz kadın, mutsuz aile ve mutsuz bir toplum yaratmaktadır. Kadını ve sahte özgürlük havarisi görünen medya ise reyting ve toplum mühendisliği ile kadını sömüren başka bir odaktır. Medya programları ile ailede sapkın ilişkileri normal ve sevecen gösteren, entrikayı bir zorunluluk sayan yaklaşımları ile kadının mağduriyetine zemin hazırlamaktadır.

Bu tablo içerisinde suç koşulları olgunlaştırılan meselede asıl katil tetiği çeken ya da bıçağı saplayan değildir. Asıl katil toplumumuza bu ihaneti gerçekleştiren sistemin ta kendisidir.

                                 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum