1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Kadın Hakları Meselesi
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadın Hakları Meselesi

A+A-

Erkekegemen toplum telakisini ve bu minvalde yoğunluk kazanmış tarihsel karanlığı ve ceberutluğu ancak İslam öğretisi ile geri tepmek, zayıflatmak ve tasfiye etmek mümkün olur. Lakin tarihte öne çıkan gerçeklik, kadın-erkek ilişkisi ve çelişkisi, kadın erkek arasında cereyan eden çatışmanın ve anlaşmanın diyalektiğinden bunu çıkarıyoruz. Müslüman olmayan ve semavi dinlerin yol pusulasına sahip bulunmayan kafaların, inançların, dünya görüşlerinin, din ve medeniyet tasarılarının, tarihsel ayıpları, nakısları, kusurları ve onaylanmayan serencamları ortadadır. Eski Hint inanışlarında kadın, zayıf karakterli ve aşağılık bir varlıktır. Zaten Budizm’in kurucusu olan Buda da başlangıçta kadınları kendi dinine kabul etmiyordu ve o günkü Hint inançlarında ve dinlerinde kadının hukuki bir statüsü din ve medeniyet tarihçileri tarafından saptanamamaktadır. Hukuk denince kadın akıllara bile gelmezdi. İbrani kanunlarında baba, icabında kızını satabiliyor ve erkek evlat var ise kız çocukları asla miras alamıyorlardı. Eski Yunanda kadın bir başkasına devr edilebiliyordu. Roma’nın yasalarında da bundan farklı bir durum söz konusu değildi. Çin’in hukuk tarihinde de kadın insan sayılmadığı gibi kendisine isim de verilmiyordu. Muharef Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Hz Havva Hz Adem’ i aldatarak yasak meyve yemesine sebep olmuştu. Kadın bu ilk günahın suçlusu kabul ediliyordu. Batı’nın en uygar bir ülkesinde kadının İncil’e el sürmesine ancak 16. asırda izin verilebilmiş 19. asırın en önde gelen Batılı filozof olan Nietzshe bakın kadın hakkında neler zırvalamaktadır: “Kadınla konuşacağın zaman kırbacı eline almayı unutma”  demiştir.

Gayrimüslimlerin tarihine baktığımızda Asyada da durum bundan farklı bir seyir izlemiyordu. İmkanını zorlayarak erkek istediği kadar kadınla evlenebiliyor, evladın öz annesinin dışında bütün analıkları ile hayatını birleştirmesi problem teşkil etmiyordu. İslam öncesi Arap cehaleti de aynı idi. Kadının durumu içler acısı idi. Yerinde o bir ganimet eşyası gibi el değiştirip duruyor, bazı kabileler geçim zorluğu ve daha değişik bahanelerle kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı. Yaşarlarsa ömürleri boyunca aşağılık muamelesi görüyorlardı.

Batılı ve doğulu kafirin modern, seküler ve seksüel hayat tarzlarına  ve yaşamlarına denk olmasa da zina ve fuhuş yaygın bir adet idi. Kadın üzerinde oynanan ahlakdışı oyunlar haya duygusunu yitirmemiş insanları çıldırtacak seviyede idi.

Çağımızda hala bir kadın papanın huzuruna çıkamıyor. Rahipler ömürleri boyunca evlenmiyorlar, kadınlarla buluşmamayı bir fazilet telaki ediyorlar. Mesela ünlü Rus edebiyatçı Tolstoy evlilikle alakalı şunu der: “Evlendiğim için çok mutluyum, yuva saadeti bir güneş gibi ruhumu aydınlatıyor.” Ama bir süre sonra yazdığı Romanında roman kahramanı: “Sakın evlenme, eşin ortaya iyi bir eser koymanı engeller, ilgilerini baskı altına alır, seni aşağı ve sıradan bir varlık haline getirir. O bayağı bir varlık olduğu için kocasının ruhunu da bayağılaştırıp alçaltmak ister” şeklinde konuşturarak kadınlar hakkında belki de Tolstoy kendisi de dahil olmak üzere o gayrimüslim inanç ve tasavur ortamının ip uçlarını ele vermekte.

Kadın hakları savunucuları, cinsler arasındaki ayrımcılığa, eşitsizliğe ve adaletsizliğe itirazları olanlar bir de müslümanlığın kitabına baksınlar. Müslümanların peygamberinin Veda Hutbesine baksınlar. Müslümanlığın tarihsel tecrübesine baksınlar. Eğer samimi iseler zorba erkeği dize getirmenin, erkekegemen toplum yapısını alaşağı etmenin ve tasfiye etmenin, kadını vahşi ve tecavüzcü erkeğin pençesinden kurtarma imkanlarını keşfedeceklerdir. Erkekegemen toplum yapısının tasfiyesine yönelik en görkemli, en belirleyici ve sonucunu başarı ile taçlandıran devrimin, Hz Musa’nın annesi ile Hz Meryem’in  ve Hz Asiye’nin çabalarının sonucu olduğunu Kuran’da  öğreneceklerdir. Müslümanlığın ilk tecrübelerinde Hz Hatice’nin ve Hz Fatıma’nın özverili çabalarını da göreceklerdir. Musa’nın annesinin musayı sandığa bırakıp Nilde akıtması, Hz Asiye’nin firavunun sarayında Musa’yı özenle yetiştirmesi ve onun devrimine kendini adaması, Hz Meryem’in, yeni bir lider, yeni bir erkek kurtarıcı hayal eden Yahudi toplumunun beklentilerinin aksine kadın olarak dünyaya gelmesi, tarihsel ve dinsel dezavantajlara rağmen bir kadın olarak, annesi tarafından Süleyman mabedinin hizmetine adanması ve mabede genel geçer ölçüleri alt üst edip ve ilk kadın olarak mabede girme yasağını delmesi, erkek olan babasının desteğinden mahrum ve yetim bir kız çocuğu olarak büyümesi, kadın kimliğinin ve kişiliğinin tarihsel ispatı için uzun zamanlar boyunca evlenmemesi, Hz İsa’nın babasız olarak yaratılması ve bir kadın olan annesi  Meryem’in ismi ile anılması (Meryemoğlu İsa), Cebrail’in tıpkı erkek peygamberlere göründüğü gibi bir kadın olan Hz Meryeme de göründüğü ve bir kadın peygamber olarak tarihte yad edildiği… Hz Muhammed (sav) in henüz 25 yaşında, 45 yaşında dul ve ticaretle uğraşan bir kadınla evlenmesi ve o kadının (Hz Hatice) ilerlemiş yaşına rağmen kendi erkeği ile başlayacak olan tarihin en görkemli ve en şanlı sosyal adalet devrimi olan İslam Devrimi’nde bir an bile olsun cepheyi terk etmemesi… Hz Muhammed’in kendisinden sonra kendi soyunu devam ettirecek bir erkek evladının olmaması, kendisi hayatta iken erkek evlatlarının tümünün vefat etmesi ve kendi soyunun kendi vefakar kızı olan Hz Fatıma’ya dayandırılması ve velayet silisesinin Hz Ali den önce Hz Fatıma’da noktalaması, bununla birlikte daha nice müslümanlık tecrübesi  Allah’tan bir takdir olarak kadının hak ettiği yüceliğinin geri iadesi idi ve erkekegemen toplum yapısının sebep olacağı kadın hakları tecavüzüne karşı kurulan muhkem bir barikat idi. Müslümanlığın kitabına, peygamberine ve tarihsel tecrübesine bakanlar eğer ön yargılı değiller ise bunun vücuda gelmiş bir gerçeklik olduğunu göreceklerdir.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.