1. YAZARLAR

  2. Bayram ZİLAN

  3. Jön Kürt Manifestosu
Bayram ZİLAN

Bayram ZİLAN

Milat Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Jön Kürt Manifestosu

A+A-

 

     Türkler'le kardeşliğimizin 1000 yıl öncesine dayandığını iddia edenler yalan söylüyor ve/ya Kâlü Belâ kardeşliğini bilmiyor. Kalben bağlı olduğumuz referanslara göre, Türkler'le kardeşliğimiz yaratılmadan önce başladı. Dolaysıyla zaman mefhumunun kullanıldığı hiçbir kardeşlik tarifini tanımıyoruz.!

     Başından belirtelim, bizim Türkler'le hiçbir problemimiz yoktur.

     Manifestomuzun muhatabı terör örgütü TTM (Tektipçi Toplum Mühendisleri) ve onun siyasi uzantılarıdır.

     Bilirsiniz! Kurtuluş ve Çanakkale savaşlarında düşmana karşı, Türklerle birlikte omuz omuza çarpışarak kurduk bu ülkeyi.

     Bu savaşlarda “kart-kurt”lar hemen hemen bütün cephelerde saf tuttu. Çanakkale Şehitliği'ni gezen herkes mutlaka görmüştür bu “kart-kurt”ların isimlerini,

     Sonra, Lozan’da “Siz azınlık değil, bu ülkenin asli unsurusunuz” diyerek ağzımıza bir parmak bal çaldılar. 1921 Anayasası'yla gözümüzü boyadılar. Saflığımıza verin, kandırıldık.!

     Ama kandırmakla kalmadılar.

     Yüzyıl boyunca, bizi “seküler/laik Türk” yapmaya çalıştılar,

     Kızlarımıza, kadınlarımıza tecavüz ettiler,

     Köylerimizi, hayvanlarımızı, ormanlarımızı yaktılar,

     Büyükşehir varoşlarına göç etmeye zorladılar.

     Gettoların daimi sakinleri yaptılar,

     Dışkı yedirttiler, işkenceyle İstiklal Marşı söylettiler,

     Beraber kurduğumuz, dolaysıyla ‘hepimizin’ olan bayrak sopalarını her sabah gözümüze ve (….) soktular.

     Bir yandan 780 bin km2 aynı vatan toprağı dediler, diğer yandan yaşadığımız şehirleri “sürgün yeri” ilan ettiler, bölgesel ayrımcılık yaptılar,

     Yetmedi, işadamlarımıza, siyasetçilerimize, bizi, ‘biz gibi kabul eden’ emniyet müdürlerimize suikastlar düzenlediler,

     Yüzlerce insanımızı asit kuyularına attılar,

     Binlerce insanımızı bir sabah gözlerini bağlayıp götürdüler, yok ettiler.

     Şarkılarımızı, rüyalarımızı, hayallerimizi edebiyatımızı, rengimizi, dilimizi, benliğimizi ve ruhumuzu yasakladılar.!

     Kır-dı-lar bizi.! Paramparça ettiler.!

     Sonra kendi yaptıklarının yarattığı soruna “Kürt sorunu” adını vererek, “sorunlu Kürt algısı” yaratmaya çalıştılar.!

     Biz, hiçbir zaman ‘Kürt sorunu’ diye bir sorun tanımadık, tanımıyoruz, tanımayacağız.!

     Bize göre sorunun adı “Beyaz Kemalistler Sorunu”dur.

     Kürtler'le beraber bütün ötekilerin de “asli”leşeceği bir süreci bize çok görmeye başlayanlar, mutluluk heveslerimizi kursaklarımızda bırakmaya yemin mi ettiler?

     Asırlık pisliklerini temizlemeye çalışan AK Parti iktidarına karşı bizi tahrik etmeye çalışıyorlar,

     Ölmeye devam etmemizi istiyorlar.

     Biz, artık, ne Kürtler'in ne de Türkler'in evlatlarının kirli emellerinize kurban edilmesini istemiyoruz ve diyoruz ki:

     Ey kan emici vampirler;

     Düşün artık yakamızdan.!

     Kirli ellerinizi Kürtler'in, Türkler'in, Aleviler'in  ve Müslümanların üzerinden çekin.!

     Bizim adımıza konuşma ve akıl verme yüzsüzlüğünden vazgeçin.!

     Cesaret ve kararlılıkla çözüm sürecini yürütenleri -milyonların şahitliğinde olmasa bile- selamlıyor ve kendilerine sesleniyoruz:

     Biz sizinle Kâlü Belâ’dan beri tanışız, ebediyete kadar da tanış kalacağız.!

     Onurlu ve insanca yaşamı, birlik ve bütünlük içerisinde yeniden inşa edeceğiz. Bunun için üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız.

     Fakat sizden istediğimiz bazı şeyler var:

     1 - Bazen bize “bu ülkede Başbakan, Vali, Kaymakam olabiliyorlar, daha ne istiyorlar”  “TRT şeş ‘verdik’, kürsü ‘verdik’ daha ne ‘verelim” şeklinde serzenişte bulunanlar oluyor. Bunu söyleyenler kesinlikle haklılar.! Kıymet bilmeyenler olarak bizler, tarafımıza ‘verilen’ hakların, zor şartlar altında ‘dağıtıldığının’ farkındayız. Bu yüzden, bize ‘verilecek’ hakları, bundan sonra idareli kullanacağımıza, ve israf etmeyeceğimize söz veriyoruz. Ayrıca bu hakların neden ‘eşit olduğumuz’ insanlarda ‘toplandığını’ ve neden ‘hak dağıtıcı’ konum’da olduklarını anlamayacak kadar aptal olmadığımızın bilinmesini istiyoruz.!

     2 - İlkokula yeni başlayan bazı minik talebelerimiz, ‘Türküm, Doğruyum’la başlayan ‘kutsal and’ımızı telaffuz etmekte zorlanıyor. Bu çocuklara, en azından, Türkçeyi tam öğrenene kadar,  kendi anadillerinde  ‘Türküm, Doğruyum’u (Ez Tırkim, Rast Dibêjim)  söyleme imkanı tanıyın.!

     3 - Yaşadığımız şehirlerin dağlarına, taşlarına ve caddelerine asılan “Ne Mutlu Türküm Diyene” tabelalarını, Türkçe bilmeyen Kürtler okuyamıyor ve haliyle bu ‘muazzam mutluluk’tan mahrum kalıyor, Yazık değil mi bu insanlara.! Onları mutsuz bırakmaya ne hakkınız var.!

     Türkçe bilmeyen Kürtlerin de kendi dilinde “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyebilmesi ve o ‘muazzam mutluluğu’ tadabilmesi için, “serotonin etkisi” gösteren bu tabelaları iki dilli yapmanızı öneriyoruz. (Ne Mutlu Türküm Diyene – Çi Bextiyare Ku Keseki Beje Tırkim )

     4 - Newroz’da Türk bayrağının olmayışını sorgulayanlar oldu. Hemen söyleyelim, bizim bayrakla ilgili bir problemimiz yok. Ancak envai çeşit işkenceden geçirildik. Bütün bunları hafızamızdan bir günde silebilecek herhangi bir ilacınız varsa, verin, yok değilse, az sabredin, o günler gelecek.! Ama lütfen, bayrak meselesini sorgularken, Kürtler'i ‘kendi bayraklarına’ yabancılaştıranları da sorgulayın.!

     5 - Biz, bayrağın üzerindeki bir miktar kanın bize ait olduğunun bilincindeyiz. (Atsız’ın torunları, bayraktan bir parça örnek alıp adli tıpta inceletebilir) “Türk” kavramının da “etnisiteler üstü” bir kavram olduğunu yüzyıl sonra nihayet anlamış bulunmaktayız. Bu nedenle “Türk bayrağı”nın adını “Türkiye Bayrağı” olarak değiştirmenize gerek yok.!

     6 - Hazır Kürtler, ‘Türk’ kavramının “etnisiteler üstü” bir kavram olduğunu kavramışken, bir ihmal sonucu ‘Türkiye’ kavramıyla isimlendirdiğiniz bazı kurumları, vakit kaybetmeden “Türk” kavramıyla değiştirin. (Örn: Türkiye Petrolleri = Türk Petrolleri)

     7 - Geçtiğimiz günlerde 300 “duayen insan”ın kaleme aldığı bildiriyle aynı görüşte olduğumuzu beyan ediyor ve Anayasa’daki “Türk” kavramına hiç dokunulmamasını istiyoruz.

     İyisi mi siz, sözümona “Toplumsal Sözleşme”nin 49 yerinde geçen ‘Türk’ kavramının sayısını arttırmaya çalışın. Siz arttırdıkça, biz, -geçmişte yaptığımız gibi- ‘yetmez ama evet’ diyelim.

     Diyelim ki ‘Ertuğrul Özkök’giller mutlu olsun,

     Diyelim ki ‘birlikte yaşama’ koşullarımız daha da pekişsin.!

     Erciyes’te Delilo, Cudi’de Zeybek oynayacağımız, Manifesto-2’yi yazmaya ihtiyaç duymayacağımız, demokratik ve özgür bir Türkiye’ye bir an önce kavuşabilmek ümidiyle…

     JÖN KÜRTLER adına Bayram Zilan

     BİZİM ÇOCUKLAR

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.