1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Jandarıcam işte!
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Jandarıcam işte!

A+A-

Bundan yıllar önce yakın bir akrabamız, o zamanlar henüz üç yaşında olan kızını alarak Cumhuriyet Bayramı resmigeçidine götürmüş... Yanlarında da yine aynı yaşlarda oğlu ile gelmiş, daha iyi görmesi için de oğlunu omzuna oturtmuş bir baba varmış. Tabii çocuk geçmekte olan her farklı kıyafetli grubun kim olduğunu sormakta, baba da sabırla ve istekle yanıtlamaktaymış. Derken uzaktan jandarmalar görünmüş ve çocuk yine sormuş... Adam “jandarma,” demiş... Ama çocuk “bu kim,” diye ısrarla sormayı sürdürünce, baba da biraz sinirlenip “oğlum sana jandarma demedim mi,” demiş... Ve çocuk bir anda ağlamaya, ayaklarını adamcağızın göğsüne vurarak “jandarıcam işte, jandarıcam işte,” diye bağırmaya başlamış...


Şimdilerde o çocuk otuzlu yaşlarına gelmiş olmalı... Muhtemelen bugünlerde aile içinde bu hikâye hatırlandığında, “jandarıcam işte” sözünün artık çocukça bir hoşluk olmaktan öte, bizzat jandarmanın demokratik olgunluk eksikliği olarak ortaya çıktığı tespitini yapıyor olmalılar...


Henüz bir ay önce İçişleri Bakanlığı’na gönderilmiş olan aşırı özgüvenli uyarı mektubu bu durumu açıkça ortaya koymakta. Meğerse AB Genel Sekreterliği’nin hazırladığı Taslak Ulusal Program’ın ‘siyasi kriterler’ bölümünde yazılanlar Jandarma’nın onaylamayacağı türden bir değişimi ima etmekteymiş... İtiraza neden olan sözkonusu bölümde “İç güvenlik hizmeti, sivil iradenin belirleyeceği politikalar doğrultusunda ve yine onun denetim ve gözetiminde ‘hukukun üstünlüğü’ ve ‘hürriyetleri’ çerçevesinde, kolluk kuvvetlerinin profesyonel ve uzmanlaşmış birimleri tarafından yerine getirilecektir,” deniyor ve bu bağlamda gerekli mevzuat ve uygulama değişikliklerinin yapılacağını belirtiyor.


Jandarma teşkilatımız bundan rahatsız olmuş... Söz konusu ifadeyi ‘muğlak’ ve ‘ucu açık’ bulmuş... Gerçekten de askerî bir bakışa sahipseniz ‘hukukun üstünlüğü’ sözü kadar belirsiz ve tehditkâr bir ifade düşünmeniz zordur. Çünkü hukukun üstünlüğü, tüm kurumların hukuk karşısında eşit olduklarını ve hiçbir kurumun ya da ideolojik bakışın hukuksal tasarrufları etkileyemeyeceğini söyler. Diğer bir deyişle laikliğin din alanında yaptığını, ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesi de hukuk alanında yapar. Yani laiklik nasıl devletle din arasına mesafe koyarsa, ‘hukukun üstünlüğü’ de hukuk ile devlet arasına mesafe koyar... Laiklik nasıl din özgürlüğünü ve inanç eşitliğini ima ederse, ‘hukukun üstünlüğü’ de hukukun vicdani özgürlüğünü ve bireylerin yargı karşısındaki eşitliğini ima eder.


Jandarma’nın bu ilkeyi garipsemesi şaşırtıcı değil. Ne de olsa bu ülkede asker hukukun üzerinde sayılan resmî ideolojinin tek ve gerçek temsilcisi olarak davranıyor. Bu ülkede hukukun değil, resmî ideolojinin ve kurumsal hiyerarşinin ürettiği bir düzen var. Oysa Taslak Ulusal Program’a konmuş olan paragraf, Türkiye’nin de ‘normal’ bir demokrasi olması gerektiğini vurgulamış oluyor. Laiklik nasıl manipüle ediliyorsa, hukuku da öyle manipüle etmeye alışmış olan bir devlet zihniyeti altında, ‘normalleşmek’ ve demokrasi haline gelmek en korkutucu durumlardan biri olacaktır. Gerçekten de asker açısından bakıldığında bu epeyce ‘muğlak’ ve ‘ucu açık’ bir geleceğe işaret etmekte. ‘Muğlak’ çünkü ülkenin geleceği doğal olarak toplumun talep ve tercihlerine bağımlı olmak zorunda. Aynı zamanda ‘ucu açık’ çünkü söz konusu talep ve tercihler kimsenin denetiminde olmadan değişiyorlar...


Ne var ki ‘demokrasi’ denen de zaten böyle bir şey... Yaptığı itirazla Jandarma aslında demokrasiden haz etmemek bir yana, bu rejimin ne olduğunu anlamadığını da ortaya koymuş. Hem önünde resmigeçit yapan dünyanın gidişatını anlamamış, hem de ‘jandarıcam işte’ demeye devam etmiş...


Dahası bu tepki verilirken, satır arasına tehditlerin yerleştirilmesinden de vazgeçilememiş. Sözkonusu paragrafın daha önceki taslakta olmamasına karşın, yeni yazımda ortaya çıkması ‘dikkat çekici’ bulunmuş. Yani Jandarma Hükümet’e ‘biz seni izliyoruz ve haddini bilmeye davet ediyoruz’ demeye getirmiş. Bu da yetmemiş, Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu’nun bu işler için yeterli olduğunu ‘kıymetlendirmiş’. Askerlerin Türkçeyi ne zaman öğreneceklerini bir yana bırakarak soralım: Bu tepeden bakışın dayanağı ne acaba? Tabii ki tam da o paragrafta yazılanların olmaması... Yani Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesi geçerli olmadığı ve askerî vesayet rejimini meşrulaştıran bir ideoloji altında yaşandığı için. Kısacası demokrasi olmadığı için...


Öte yandan herkesin ve hele askerin demokrasi yanlısı olmasını beklemek biraz fazla olabilir. Türkiye de birçok başka ülke gibi ‘öğrenerek’ ve ‘törpülenerek’ demokrasiye geçecek. O zaman kadar da bu toplum kendisini, çocuğunu omzuna alıp resmigeçide götürmüş baba gibi hissetmeye devam edecek...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.