1. YAZARLAR

  2. Ahmet Meroğlu

  3. İslami (mi) Cemaatler
Ahmet Meroğlu

Ahmet Meroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

İslami (mi) Cemaatler

A+A-
Cumhuriyetle birlikte devlet, Kemalizmi empoze ederek, seküler bir yaşam tarzının hayat bulmasını sağlamaya çalıştığı, her Müslüman’ın malumudur. Dahası, devlet gerek psikolojik baskı, gerek farklı yöntemlerle tekçi ve yasakçı akılı ile  yaptırımlar uygulayarak,  Müslüman olan halklarına (Kürt-Türk ) inancından olmaları için her türlü zulmü mubah görmüş. Ayrıca devlet, hiçbir şekilde dine hizmet etmediği gibi, devletin dine, dindarlara düşmanlığı ve yeri geldiğince İslami cemaatleri adam yerine koymadığı da aşikârdır. Zira devletin kurucu felsefesi, kendi insanın diline, dinine, kültürüne, ırkına ve farklı yaşam tarzına düşmanlığı ve ırk tayin ettiği de herkesçe bilinen bir realitedir.
 
 Durum böyle iken, İslami cemaatlerin, devletle karşılıklı birbirlerini ‘‘kollamaları’’ ve ‘‘beslemeleri’’ oldukça manidardır. Devlet ile dini cemaatlerin bu ironik, pragmatik ve oldukça paradoksal halini izaha kavuşturan tek olgu ise, Türklük paydasında birleşmeleri ve Türklük damarı ile frekans tutturmalarıdır.
 
Yani devletle İslami cemaatleri ‘‘aynı kafa’’ yapan ve aynı paralelde tutan tek realite, devletin Türklük vurgusudur. Söz konusu Kürtler olunca da, İslami cemaatlerin devletin resmi ideolojisiyle Türklük paydasında yıllarca aynı klişelere gururla sarılmalarının nedeni de; devleti Türklük efsunu ile kutsamalarındandır. Bu kutsamayı, meşrulaştırmanın en efsunlu dili ise; dinsel retorik oldu. Devleti, Türklük efsunu ile kutsayan dini cemaatler, bu kutsatmayı özellikle Kürtler nezdinde meşrulaştırmak için sıklıkla din ve din kutsallığın örtüsüne büründüler. Ayrıca bazı cemaatler, “dini söylemlerle,” Türklüğe kutsiyet kazandırarak, Türklüğü bir tabu haline getirdiler. Hattabu, dini olmayan milli söylem, dinin gereğiymiş gibi beyinlere kazıldı. Bu daTürk milliyetçilerinde, bozulmayan bir ezbere dönüştü.
 
Kısacası, devlet ve İslami cemaatler el ele vererek bir yandan bir halkı kutsatmak, bir yandan da bir halkı asimile etmek için dine hizmet etmek yerine, dini hizmetlerine aldılar.
 
Malumunuzdur, özellikle üniversiteyi kazanan Kürt öğrencileri, ailelerinin de telkini ile İslami cemaatlerde kalırlar. Ailelerin cemaatlerde çocuklarının kalmasını istemelerindeki amaçları; İslami ahlak edinmelerini sağlayıp, şuurlu bir Müslüman olmalarını arzu etmelerindendir. Ama maalesef düşündükleri gibi olmuyor. Çünkü Kürt gençleri, hiç beklemedikleri şekilde milliyetçilik/Türklük kokan bir ortamla karşılaşıyorlar.
 
Dahası, İslami cemaatler, Türk eğitim sisteminden farksız milli ahlak, milli tarih ve milli kültür eksenli gençler yetiştirdiler/yetiştiriyorlar. Hatta resmi ideolojinin millileştirmediğini, bu İslami cemaatler din ve din kutsallığın arkasına gizlenerek daha etkin bir şekilde millileştirebiliyorlar. Özellikle cemaate kalan Kürt gençlerine ‘‘ümmetçilik’’ kisvesi altında adeta bal içinde zehir yedirilerek Türk milliyetçilerinin sergilediği refleksler kazandırılıyor. Hatta Türk milliyetçiliği, dindar olmanın vasfıymış gibi işleniliyor. İşte Kürtlerin temel haklarının ve Kürt sorunun çözümünün de gelip takıldığı bu milliyetçi reflekstir. Ayrıca ‘‘din kardeşliğinin’’ içini boşaltan da bu reflekstir. Çünkü yüce dinimizin Kürtlere tanıdığı hakları yok sayan bu ırkçı ve sinsi reflekstir.
 
Günün birinde cemaatle ilişkisini kesen bir Kürt öğrenciye: ‘Neden cemaatten ayrıldın’ diye sordum. O da: “Bugüne kadar kalmamın sebebi, var olan yanlışların kişilerin hatası olarak söylendiği ve öyle algıladığım için kaldım. Ama en son anladım ki herkes hatalı; yani herkesin az da olsa Türk milliyetçisi ve hatta ırkçı olduğunu idrak edince çıktım,” dedi. Zira cemaate kalan Kürt çocukları ya Türk milliyetçisi ruhuna bürünüyorlar; ya ikircikli bir ruh hali ile cemaate kalırlar, ya da tamamı ile cemaatten bağlarını koparırlar.
 
İşte bu ırkçılık kokan ortama fazla dayanamayıp cemaatlerden ayrılmak mecburiyetinde kalan bazı Kürt gençleri, maalesef ya ithal ya da yerli malı uyduruk ideolojilere kaymaktadırlar. Korkunç olan da Kürt gençlerin çoğu, cemaatlerin bu yanlış tutumlarını, İslam’a mal etmeye sürüklemesidir. Bu da İslam’dan soğumalarına hatta İslam’a cephe almalarına zemin hazırlamaktadır.
 
Evet, İslam’ın bütün kavimlere, dolayısıyla Kürtlere de vaad ettiği haklar için bir kelam bile söylemeyen ve ‘‘ne mutlu türküm diyene’’ diyen kurucu felsefe ile adeta flört eden, sözde İslami cemaatlerin bu tutumları İslam’ı istismar etmek değil midir? Dinsel retorikle Türk milliyetçisi gençler yetiştirmek, din-ci(n)lik yapmak değil midir? Kürt delikanlıların kendilerine özgü doğal hallerini aykırı bulan cemaat bireylerinin, Kürt gençlerinin bu doğal halleri ile sürtüşüp Türklükle terbiye etme çabaları, ziyadesiyle ırkçılık değil mi? Kürtlerin temel hakları söz konusu olduğunda resmi ideolojinin sergilediği refleksin aynısını İslami cemaatlerin sergilemesi, acaba İslami ya da insani midir?
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.