1. YAZARLAR

  2. Azad SERHILDAN

  3. İslami Harekette Gençlik
Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN

Azad SERHILDAN
Yazarın Tüm Yazıları >

İslami Harekette Gençlik

A+A-

Geleneksel kodlarla örülü kitle Müslümanlığını organizeli bir şekle sokup, onlara başta siyasi boyut olmak üzere yaşamın tüm kategorilerinde bilinç verme temeli üzerine inşa edilen İslami hareketlerde gençlerin alacağı pozisyon, kayda değme noktasında önemli bir mevziyi teşkil etmektedir. Dinamik kuvvet olarak bilinen gençliğin yarınlara dair mesajları bulunan İslami hareketlerde gizilgüçlerini devreye sokma ile oluşturacakları atmosfer, birçok olumlu gelişmeyi beraberinde getirecektir.

Gençlik tabakası olmayan İslami bir hareket, ölü bir harekettir. Yarınlara dair parlak fikirler ileri sürse bile böyle bir hareket, bu fikirleri temsil edip taşıyacak devingen varlıktan yoksun olduğu için silik kalacaktır.Gençler sahip oldukları zihinsel açlık ve duygu coşkunluğu nedeniyle bir hareketin daha geniş kitlelere ulaşmasında öncülük edebilirler. İş-güç sahibi olmamaları, aile kurumunu oluşturmamaları içinde bulundukları hareketi tanıtma ve yaygınlaştırma noktasında onlara büyük bir avantaj sağlamaktadır. Dinamik bir güç olmaları hasebiyle sabit bit ikâmetgâhları da bulunmamaktadır. Okul okuma ya da geçici çalışma nedeniyle doğdukları yerlerden uzak memleketlere giderek mensup oldukları zihin dünyasının ve hareketlerinin propagandasını yaparak alan genişlemesini rahatlıkla tesis edebilirler. Aksi taktirde sabit bir ikâmetgahı bulunup iş ve aile yaşantısına sahip orta tabaka hareketin alan sıkışmasını aşacak potansiyeli hiçbir şekilde kendisinde barındıramaz. Ancak yaşadıkları şehrin etrafında dönüp dolaşarak devingen varlıklarını devam ettirirler. Halbuki yetişecek gençlik, hareketin daha farklı şehirlerde bilinip örgütlü hale gelmesini sağlamakla birlikte, okul ve geçici iş sorunlarının dolmasından sonra asli mekânlarına dönerek yorulan öncü tabakının da yükünü hafifletip harekete ivme kazandırırlar. Döngüsel olarak takip edilecek böyle bir yol, İslami hareketin sürekli genç kalmasını sağlayarak değişen koşullara hem nicelik hem de nitelik açısından adapte olması kolaylaştırır. Böylece İslami hareket, varlık içinde yeniden varlığını üretme kapasitesiyle diri yapısını sürekli koruma altına almış olur.

Gençliğe gösterilecek özel ilgi ve itina, onların İslami harekete yönelimlerini hızlandıracaktır. Çünkü gençler, yaşları gereği kendileriyle ilgilenilmesinden epey memnun kalırlar ve sürekli bir model arayışı içindedirler. Onlara hem sözleriyle hem de davranışlarıyla örneklik teşkil edecek bireyler ararlar. O bireyleri bulduklarında onlar gibi olmaya çalışırlar. İşte burada gençlere her açıdan model oluşturabilecek ideal bireylerin ön plana çıkması gerekir. Gençlere saygı duyan, onları sabırla dinleyen, ihtiyaçlarını karşılamak için gayret gösteren, dertleriyle ilgilenen bireylerin onlara model oluşturması, İslami hareketin gençlik bazında ses getirici yoğunluğu yaşamasına vesile olur. Yetişecek bu gençler, dinin fikri ve ideolojik alt yapısını aldıktan sonra, bunu kendi arkadaş çevrelerine de taşıyacak, böylelikle normal bir arkadaşlık ilişkisinden öte davadaşlık ilişkisi vücut bulacaktır. Belirli bir fikre ve anlayışa hizmet edecek bu gençler, yaşamlarındaki boşluğu İslami hareketin içine girerek ciddi manada dolduracaklardır. Zaten yaşları gereği böyle bir doygunluğa gereksinim de duymaktadırlar. Varoluşlarına yükleyecekleri bu kutsi mana ve çaba, ruhsal estetik ile bütünleşerek duracakları konumu onlara gösterecektir. Amaçlar ve hedefler noktasında ihtiyaç duymaları gereken dozda alacakları gıda, onları neye hizmet edecekleri konusunda bilinçlendirecektir ve alacakları zihinsel temel ile çevreleriyle yeni bir diyalog tarzına girerek asli kimliklerini ortaya koyacaklardır. Onların bu yaşlarda alacakları kimlik, istisnalar hariç tutulursa ömürleri boyunca taşıyacakları bir kimlik olacaktır. Bundan dolayıdır ki , gençlik çağı yarın nasıl bir insan profili olunacağı noktasında sağlam bir zemin işlevi görmektedir.

İslami harekete katılacak gençlere ciddi bir eğitim programıyla birlikte cesaretli olma anlayışı kazandırılmalıdır. Geleneksel kanallardan gelen ve derinliği olmayan bilgi kırıntılarına siyasal bir nitelik kazandırıp devingen hale getirme, gençlerde var olan pasif ruh halini aktifleştirecektir. Mücadele ruhunu aşılamak, verilecek eğitim programının önceliği olmalıdır. Pratiği olmayan spekülatif kafa yormalar, mücadele adamı değil polemik yanlısı bireyler ortaya çıkarır. Bu durum iş yapar konumda olan gençleri iş yapamaz hale getirir. Halbuki, hareket babında faaliyet yürütmede gençlik kesimi en etkili kısımdır. Onları teorik tartışmalar arasında boğacak zihni meşguliyetlerin yerine, aktif bir rol üstlenecekleri pratiklere yönlendirmek gerekir. Bununla beraber, pratik duruş sergilemeye götürecek fikirler, tek başına bu duruşu gerçekleştiremeyebilir. Bunu aşmanın yolu da gençlere cesaret içerikli konuşmalar yapmak ve onlara örnek almaları gereken İslam kahramanlarının yaşamlarından can alıcı kesitler sunmaktır. Unutulmaması gerekir ki, bir insanın sahip olduğu bilgi genişliği onu mücadele sahasına çekemez. Cesaretli olmak bilgiyle değil alınan eğitim ve karakterle alakalıdır. Düşmanla mücadeleyi göze alacak donanımla yetişememe, hantal bir İslami gençlik ortaya çıkarır. Zaten İslami hareketlerin genellikle gençlere dönük en trajik yanı, mücadele adamı değil, fikir adamı yetişimine önem vermesidir. Halbuki, üst düzeyde fikri bir donanıma sahip olacak gençler, süreç içinde kendilerini belli ettireceklerdir. Burda önemli olan, tümünün yüreklerinde mücadele ateşini tutuşturmak ve onları korkusuz bir yiğide dönüştürebilmektir. Bu yapıldığı taktirde, istenilen kıvam sağlanacak ve beklentilerin gerçekleşme ihtimali fazlalaşacaktır.

Öz İslami anlayışla tanıştırılacak gençler, hareketin programı ve işleyişi hakkında alacakları malumatla varlıklarını harekette içselleştirme süreçlerini başlatmış olurlar. Hareketle bütünleşmenin daimi olması için gençlere sorumluluk bilinci aşılanmalı ve onlara çeşitli görevler verilerek aktif rol almaları sağlanmalıdır. Belli bir kıvama gelecek gençlere, hem kendi aralarında örgütlenebilecekleri bir zemin hazırlanmalı, hem de yeni gençleri harekete kazandırma noktasında propaganda yapacakları bir ortam tesis edilmelidir. Küçük birlikler halinde oluşacak örgütlenme tarzı, süreç içinde daha büyük birliklerin oluşmasını kendiliğinden getirecektir. Fakat bu işlemin ne pahasına olursa olsun hiçbir şekilde aksamaması gerekir. Bilinçli Müslüman genç kesimin sürekli yeni yetişmelerle devamlılığını koruyabilmesi gerekir. Eğer bu sistem daimi bir dizayn oluşturabilse, birçok olumlu ve hayırlı gelişmeyi vücuda getirecektir. Bunun aksine harekete yeni katılan bir genç sadece fikri ve ideolojik altyapıyı alıp, sorumluluk vazifesinden muaf tutulursa ilerde atıl duruma düşer. Bir şekilde hareketle tanışan ve onun genel-geçer özelliklerini bilip içselleştiren yeni yetişmelere ufak da olsa çeşitli görevler yüklenilerek sorumluluk bilinci aşılanmalıdır. Gençlik çağındaki ani dalgalanmalara karşı böyle bir tedbirin alınması zaruridir. Eğer gençler, hareketin teorik direncini içteki ateşin de dayatmasıyla pratik zemine aktaracakları bir alan bulamasalar farklı kanallara kanalize olabilirler. Fıtri bir istek olan bu taleplerini karşılamanın yolu, daha önce de belirttiğim gibi onlara sorumluluklar verip faaliyet alanlarını genişletmektir. Böyle yapıldığı taktirde enerjilerini boşaltacakları, dinginliklerini koruyacakları ve kendilerini muhafaza edecekleri sağlam bir temele kavuşmuş olurlar.

İslami harekete katılacak gençleri yarının öncü nesli olarak yetiştirmek gerekir. Her bir fert içinde bulunduğu hareketin düşünce sistematiğini, gelişim sürecini iyi bir şekilde bilmelidir. Nerede bulunduğunu ve ne yapmak istediğini tahlil etme çabasında olmalıdır. İçsel sorgulamanın elbette sadece hareketle ilgili değil, hareketin ilgi alanına giren her türlü meseleye dönük olması gerekir. Süreç işledikçe içsel sorgulamanın içte kalmayıp dışa doğru bir yönelim sergileyeceği muhakkaktır. İşte tam da bu noktada gençlerin kafalarını kurcalayan, onları umutsuzluğa sürükleyebilecek her türden fikri ve ruhi tenkite karşı müsamahalı olmalı, onları iyice dinleyip objektif bir tarzda doyurucu malumatlarla onları besleme gayretine girilmelidir. Önyargılarl ve keskin ifadeler ne yazık ki faydadan çok zarar getirmektedir gençler nezdinde. İnsan ömrünün en hassas dönemi olan gençlik yıllarında söylenecek incitici bir söz veya yapılacak olumsuz bir davranış binbir güçlükle harekete katılma noktasına gelen bir ferdi tamamıyla uzaklaştırabilir hareketten. Harekete yeni ısınmaya çalışan bir genç ne kadar aykırı fikir ileri sürerse sürsün, onu sabırla dinlemeli, fikirlerine fikirle karşılık verilmelidir. Ne yazık ki sözde hareketin içinde kendini yeterli olgunlukta gören bazı bireyler, gençlerin en küçük bir itirazında hemen köpürmekte ve gençleri yaylım ateşine tutmaktadırlar. İzlenilen bu yol, ciddi manada hasarların oluşmasına yol açmaktadır. Günümüz gençliğini elde etmek için, onların her türden fikirlerine tahammül etmeli, haklı oldukları noktalarda onlara hak vermeli, kendimizce yanlış oldukları noktalarda onları uyarmalı, bilgi ve tecrübelerimiz ışığında aydınlatma yolunu tercih etmeliyiz. Bunu yaptığımızda fikirlerimiz o esnada kabul görmese bile, en azında gençlerin bize karşı saygı duymasını sağlamış olacağız. Aksi taktirde tüm çaba ve çalışmalarımız, yanlış tavırlarımız nedeniyle çöpe atılmaya mahkûmdur.

İslami hareketlerde gençlerin yetişimi noktasında üzerinde pek durulmayan en önemli mevzu ahlak meselesidir kanımca. Harekete yeni katılan gençlere tevhidin zihinsel boyutu ısrarla işlenmekle beraber, onun pratik tarafı olan ahlaki duruş çoğu zaman es geçilmektedir. Sohbet halkalarında tevhidin siyasi yanı ile harmanlanmış iman meselesi, ekseriyetle işlenen ana konudur. Tevhidin toplumsal ilişkilerde nasıl bir yol izleneceğini ortaya koyacak ahlaki özelliklerin elle tutulacak düzeyde ele alınmaması, gençlerin ilerleyen yaşlarda sorunlarla karşı karşıya gelmelerine neden olmaktadır. Ahlakı sadece büyük günahlardan uzaklaşma şeklinde genel kanı olarak tanımlamamak gerekir. Zaten bir insan İslami harekete katılmadan önce büyük günahların ne olduğunu az çok bilmektedir. Buradan ahlaktan kastım, bireyin insanlarla her türlü münasebetinde takınacağı tavırdır. İnsani ilişkilerimizde muhataplarımıza vereceğimiz güven, söze sadakat, emaneti muhafaza etme, yalan söylememe, aleyhimize olsa bile dürüst olma, dedikodu yapmama, fitneye yol açacak her türlü söylem ve eylemden uzak olmaktır. Gençlere dini bir eğitim verildiğinde, özellikle bu konular üzerinde fazlasıyla durulmalı ve bu mevzulara dönük hayattan canlı örnekler sunulmalıdır. Halkla ilişkilerinde, bu meseleleri içselleştirerek diyaloga geçecek dindar gençlik pozitif yönde birçok gelişmeyi kendiliğinden oluşturacaktır. Ama eğer, bu hususlarda zaafları mevcutsa ileriye dönük tek bir adım dahi atamaz. Onun içindir ki, İslami gençlik İslam’ın gerektiği tüm ahlaki özellikleri iyice öğrenip pratik yaşam sahasına aktarma çabasında olmalıdır. Ancak bu şekilde, toplumun farklı katmanlarından güvenoyu alacak ve etki sahasını hem keyfiyet hem de kemiyet açısından belli ettirecektir.

Bir hareketin soyunu devam ettirebilmesi için sürekli genç nesil yetişimine gerekli özeni göstermesi gerekir. Yetiştirilme tarzı, gençlerin yarın toplumun üretim gücü konumuna geldiklerinde meselelere ve durumlara karşı nasıl tepki vereceklerini ortaya koyacak belli başlı temel ilkedir. Onun için, gençleri İslami harekete katacak eğitmenlerin söyleyecekleri her söze ve yapacakları her davranışa azami derecede dikkat etmeleri gerekir. Onlara ifrat ve tefrit arasında dengeyi tesis edecek ifadelere ve tavırlara başvurmaları gençlerin delikanlı çağlarındaki delice aykırılıklarını dizayn etme noktasında pozitif işleve sahiptir. Aşırıya kaçma potansiyelini sürekli bünyesinde barındıran gençler,kontrol altına alınmazsa birçok nahoş durumun ortaya çıkmasına neden olabilirler. Özellikle kendisini İslami harekete mensup gören gençlerin söyleyecekelri ve yapacakları yanlışlar harekete mal olacağından kontrol mekanizmasının sürekli diri tutulması gerekir. Gençlerin kullanacakalrı dil, tamamıyla İslami ibarelerin yoğun olacağı bir dil olmalıdır. Üslup noktasında da samimi ve yapmacıksız bir ifade tarzını tercih edebilmeleri sağlanmalıdır. İnsanlık onurunu inciten her türden hakaret ve küfür içerikli ibareler hiçbir şekilde tercih edilmemelidir. Bir insanın dini, dili, ırkı, ideolojisi ne olursa olsun argo ibarelerin kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Ama üzülerek belirtmek isterim ki, bazı İslami hareketlere mensup gençler, bırakın İslam dışı ideolojilere mensup insanlara, farklı İslami cenahlara mensup bireylere, özellikle onların liderlerine ağza alınmayacak çok yakışıksız ifadelerde bulunmaktadırlar. Halbuki, İslam dini bize insanları görüşlerinden dolayı tahkir edecek söylemlerden beri olmamız gerektiğini ifade etmektedir. Fakat ne yazık ki, İslam’ın bize vermiş olduğu edep ve erkan birçok şey de olduğu gibi sadece lafta kalmaktadır. Bunu layıkıyla pratik hayata geçirme babında verilecek düzgün bir eğitim, inşallah ideal Müslüman genç profilini ortaya çıkaracaktır.

İslami hareketin canlı ve aktif hale gelmesinde gençliğin büyük payı vardır. Gençliğe verilecek kıymet onları üretken hale getirerek iş yapar konuma yükseltecektir. Daimi etkin bir olgun gençliğin oluşumu her türlü olumsuz şarta rağmen sekteye uğratılmazsa, İslami hareket için sürekli aktif olma hali söz konusu olacaktır muhakkak.

Önceki ve Sonraki Yazılar