1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. İslami grupların tasfiyesi
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

İslami grupların tasfiyesi

A+A-

İslam dünyasının Batı’nın yazdığı modern tarihe dahil edilmesi her ana havzada aynı olmuştur, bugün de aynıdır. Türkiye, İran ve Mısır’ın modern tarihlerinde kırılma ve sıçrama noktaları birkaç sene arayla eşzamanlı vuku bulur. 1979’da İran, İslam devrimiyle kısa süreliğine de olsa raydan çıkmıştı; iç ve dış şartlar bugün İran’ı aynı mecra içine çekmeye zorlamaktadırlar.

İran’ın teslim olup olmayacağını bilemiyoruz ama Türkiye ve Mısır’ın çoktan yelkenleri indirdiği açık. Her iki ülkede zahiri zıtlıklara rağmen temelde aynı şeyler vuku buluyor. İslam devrimi ve 2003 AK Parti iktidarı ile ivme kazanan patlamalar 2013’ten başlamak üzere kül yığınına dönüştü. Müslümanların kazanımları bir bir ellerinden alındı. İran hâlâ inisiyatifi tam olarak elinden bırakmış değil; mezhepçilik, Pers milliyetçiliği ve Amerika ile bölgesel işbirliği, devrimi tehdit ediyor. Mısır’da İhvan, Türkiye’de genel İslami hareketler ve bunların siyasi versiyonu olan Milli Görüş ve Hizmet hareketi, AK Parti iktidarı ile büyük darbeler yediler. 10 senede yüz yıllık beklentiyi ve cemaatlerin emeğini pragmatistçe kullanan AK Parti, Suriye ve Mısır’da takip ettiği yanlış politikalarla küresel canavarların husumetini İslami akımların üzerine çekti. Batı adına bölgeyi düzene koyacağı taahhüdüyle küresel güçlerden vize alarak sahneye giren AK Parti, 2011’den başlamak üzere ajandasında taşıdığı İttihatçı, milliyetçi projesini uygulamaya kalkıştığında musibetler üst üste yağmaya başladı.

AK Parti hükümetinin yanlış hesabı sonucu Suriye ve Mısır İhvan’ı tarihlerinin en ağır darbelerini yediler, Filistinlilerin beli büküldü. 1982 Hama katliamından sonra diaspora hayatı yaşayan İhvan’ın Suriye’de bir iç savaşı sürdürecek gücü olmadığı açıktı, Esed’in nüfusun yarısına yaklaşan toplumsal desteği vardı, bölgede arkasında üç güç (İran, Irak, Lübnan Hizbullahı) duruyordu, küresel iki güç de (Rusya ve Çin) destekçisi iken Türkiye iç savaşa bel bağlayarak onu devirmeye kalkıştı.

       Olan Müslüman Kardeşlere ve elbette Suriye halkına oldu. Halbuki kendi akışına bırakılsaydı, Türkiye’yi model seçen Suriye’de toplumsal değişim zaten siyaseti dönüştürüyordu. Suriye üzerinden bölgeyi denetim altına almaya yönelmek, Mısır’ı sanki hegemonyası altında almış izlenimini vermek pahalıya patladı. Küresel güçler ve onların yerli partnerleri harekete geçip her yerde darbe üstüne darbe düzenlediler. İslamcı akımları ve cemaatleri tasfiyeye yöneldiler.

Paradoksal gibi görünse de aslında Türkiye’de de vuku bulan darbeden başkası değil. Bütün bunlara sebep olanların bir anda küresel güçlerin arzularına boyun eğmesiyle, İslamcılar ve yüz senedir iğne ile kuyu kazmaya çalışan diğer dini cemaatler tasfiye operasyonlarına maruz kaldı. Hapisten çıkan cuntacılar ve devleti yücelten gruplar muhafazakâr-dindar bedene girdiler. Eşzamanlı olarak Türkiye ve Mısır’da kamuda görev yapan dindar bürokratların tasfiyesine başlanması tabii ki tesadüfi değil. Türkiye’de olduğu gibi Mısır’da da benzer tasfiyeye başlandı. Geçen hafta “Hademelerin çocukları hakim olamaz” diyen Mısır Hakimler Birliği Başkanı Ahmed Zend, Adalet Bakanlığı’na atandı. Mursi zamanında Mısır yargısının ihvanlaştırıldığını öne süren Zend, en önemli icraatının Mısır yargısındaki İhvan’a yakınlığıyla bilinen hakim ve savcıları tasfiye etmek olacağını söylüyor.

İlginç olan nokta, tasfiyelerin laiklerin eliyle değil, “dindarlar”ın eliyle olmasıdır. Tasfiyeler “laikler” eliyle yürütülseydi çok kanlı olurdu ve başarılamazdı. Türkiye ve Mısır’da tasfiyeyi yürütenler ya İslamcı geçmişleri olan siyasi gruplar veya öteden beri “dindar kimlikleri”yle öne çıkan iktidar tutkunlarıdır. Sisi, beş vakit namazında, hanımı peçeli bir darbeci generaldir, ordu adına yayınladığı derginin ismi “cihad”dır. İhvan’ı acımasızca tasfiye ederken destekçileri Selefilerdir ki, Türkiye’de de sıranın kendilerine gelmekte olduğunun farkında olmayan diğer cemaatler iktidarı temellük ettiklerini zannetmektedirler. Sıra onlara ve Milli Görüşçülerin artık yüz bulamadığı AK Parti’ye gelecektir. Bölgede İslami grupların  tümüne yönelen genel ve sistematik bir tasfiye sürerken bizler birbirimizi yiyoruz. Gözden kaçan nokta şu ki, tasfiyeler küresel güçlere rağmen yürütülüyor değildir. Bu gafletle her musibeti hak ediyoruz.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.