1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. İslamcılar ve ideoloji!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

İslamcılar ve ideoloji!

A+A-

İslamcı akımlara yöneltilen en önemli itirazlardan biri bu akımın fikriyatını yapanların İslam dinini “ideolojiye indirgemeleri”dir.

Komünizm, faşizm, Kemalizm gibi ideolojiler 20. yüzyılda kötü sınav vermişlerdir. Bu böyle olmakla beraber 20. yüzyılın son çeyreğinden başlamak üzere ideolojileri itibardan düşüren liberal ideolojidir.

En kısa tanımıyla “ideoloji” bir düşünceler bütünüdür. İdeolojide aranan kendi içinde tutarlı olması, bir grubu –sosyal, politik vs.- belli bir hedefe yönlendirmesi, grubu meşruiyet zemininde ruhi olarak motive etmesidir. Kökeninde “fikrin bilgisi/bilimi” anlamı yatıyorsa da, tam aksi olması daha doğru görünmektedir. Bilgiye temel teşkil eden “fikir” değil, haber ve ilmdir. Belli bir kaynaktan gelen (vahy), belli bir yöntem izlenerek elde edilen (deney, gözlem, akli muhakeme) veya metafizik, mitolojik, anlatımlarla aktarılan bilgiler insan zihninde bir fikir, bir kanaat oluşturur. Buna göre ideolojiye “fikrin bilgisi” değil, “bilginin fikri” diyebiliriz.

Bir ideoloji mevzii (spefisik), sınırlı olabileceği gibi genel, bütüncül de olabilir. Çoğu zaman ideolojiler bütüncül olma iddiasında olurlar ancak yapısal yetersizlikleri dolayısıyla mevzii kalırlar, bu onları totaliter eğilimlere sürükler. Genel kanaate göre ideolojiler totaliter ve otoriterdir. Bu iki olumsuz vasıflarını dayanaklarını teşkil eden temel varsayımlarından alırlar ki, ideolojilerin en büyük dayanaklarından biri “kurtarıcı” olma iddialarıdır.

İdeolojilerle ilgili bu noktaları İslam düşüncesi açısından kritik edebiliriz.

Şu hususların altını çizebiliriz: İslamcılığın İslam’dan ideoloji üreten ahlaki, sosyal, politik, iktisadi ve estetik bir hareket olduğu doğrudur. Ve zaman zaman çağdaşı ideolojilerin etkisinde hegemonik hedeflere yöneldiği, bu yüzden hem İslamcı olmayan gruplara hem Müslüman olmayanlara ürkütücü geldiği de gerçektir. Ancak bu, hem İslamiyet’in totaliter ve otoriter ideolojiler çıkarmaktan başka potansiyellere sahip olmadığı, hem İslamcıların özgürlük, ahlak ve adalet temelinde çoğulcu bir sosyo-politik akım ve düzen üretmeyeceği anlamına gelmez. Diğer husus, İslamcıları dini ideolojileştirmekle suçlayanlar bir toplumun sosyo-politik düzeni, idaresi, hukuk felsefesi ve iktisadi ilişkilerinin tanzimi konusunda mutlaka şu veya bu öğretiye dayanırlar. Hukuk için verilen mücadelenin referansı AİHS, ekonominin liberal kapitalizm, eğitim felsefesi Aydınlanmacı modernizm, bölgesel politikalar ulusal çıkar doktrinleridir ki, bunların tamamı birer ideolojidir.

Bu açıdan bir Müslüman’ın bir ideolojiye sahip olması meşrudur, hatta zorunludur. Şu parametreler temel alınması halinde bir ideolojiyi meşru kılar:

1) İdeoloji beşeri bir çabadır, referansı İslam olsa da kavramsal çerçevesi Müslüman zihnin ürünüdür. Buna göre Müslüman’ın ideolojisi kutsal, layuhti değildir;

2) Müslüman, bilgiyi ve haberi vahyden aldığından ideolojisi hikmet ve irfan karakterlidir;

3) Her zihni çaba “zanni” olduğundan hiçbir İslamcı akım veya ideoloji hak ve hakikati temellük edemez, kendini mutlaklaştıramaz. İslamcı akımlar bütüncül olabilir ama tekçi ve çoğunlukçu değil, çoğulcu da olabilirler:

4) Meşru çerçevede birden fazla ideoloji olabilir, hukuk dairesinde rekabet ederler. Önemli olan ideolojinin asl’a ve usul’e uygun formüle edilmiş olmasıdır;

5) İslamcı bir ideoloji onu fikren inşa edenlerin cehdi ve kapasiteleri oranında kapsayıcı, kuşatıcı ve bütüncül olduğundan, özünde totaliter ve otoriter akım, hareket, örgüt ve partinin ideolojisi İslami değildirler;

6) Yakından ve dikkatle bakıldığında Hz. Osman’ın şehadetinden sonra ortaya çıkmış bulunan itikadi mezhepler şu veya bu mesafeden siyasetle ilgilidirler; onları fikren inşa ederek veya içtihat ederek ortaya çıkaranların ideolojileridir.

7) Bugün de Müslümanlar –ister siyasi hareketler ister cemaat ve tarikatlar olsun- İslam’ın belli bir yorumuna dayandıklarından hakikat-i halde birer ideolojidirler, onları fikren kuranlara nisbet edilmektedirler. Efendimiz (s.a.)’in irtihalinden sonra kimseye vahy gelmediğine göre, İslami grupların tamamı önder bir şahsın yorumuna ve yoluna dayanmaktadırlar.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.