1. YAZARLAR

  2. Nihat GÜR

  3. İslam ve Gençlik
Nihat GÜR

Nihat GÜR

Yazarın Tüm Yazıları >

İslam ve Gençlik

A+A-

 

Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayet bilincini arttırmıştık. (Kehf Suresi 13. Ayet)

Dünyada bir yolcu olan ve yaratılmışlar arasında eşrefi mahlukat olan insanoğlunun yaşamında ki en kıymetli dönem gençlik dönemidir. Gençlik, insan hayatının en hareketli, en verimli ve kapasite olarak doruk noktaya ulaştığı andır. Elbette olgun yaşın tecrübe ve idrakı çok daha değerlidir ama yaşamın dinamik ve aksiyoner dönemi gençlik dönemidir. Bu dönemde insan iyi ve kötüde çok daha hızlı mesafe kateder. Duygu, cesaret, ideal, adanmışlık ve yetenek olarak sürekli gelişim halindedir. Bu gelişim ve ilerleme doğru değerler üzerine inşa edilirse insanlığa öncü bir model sunulabilir.

Resulullah (s.a.s) gençlere ve onların bilinçlenmesine büyük ehemmiyet vermiştir. Tevhid mücadelesine gençler ile hazırlanmış, onlar ile yola çıkmış ve onlar ile İslam medeniyetinin temellerini bina etmiştir. Her menzilde yanında gençler ile görevler ifa edilmiş, zor zamanlar gençler ile aşılarak yolculuğa devam edilmiştir. Nice genç, zengin ve itibar sahibi ailelerini büyük bedeller göze alarak İslam için terk etmiş ve Allah’ın Resulü yanında çileli bir yaşama kendini adamıştır. İman ile çileli yaşama kendini adamış olan o gençler, Hz. Peygamber öncülüğünde İslam medeniyetini inşa etmiş ve bugün bile erdemli yaşamın yol işaretleri olarak kıymetlerini korumaktadırlar.

İslam davetine icabet edip kendini adayanların büyük çoğunluğu 30 yaşın altında olan gençlerdir. Bu gençlerden Hz. Ali 10, Abdullah b. Ömer 13, Zeyd b. Harise 15, Abdullah b. Mes’ud ve Zübeyr b. Avvam 16, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Ebi Vakkas 17, Mus’ab b. Umeyr 18, Ca’fer b. Ebi Talib 22 yaşında; Osman b. Affan, Ebu Ubeyde ve Hz. Ömer de 25-31 yaş arasında olan gençlerdir.

Resulullah Mus’ab bin Umey’i 25 yaşında Medine’ye muallim olarak görevlendirmiş, Muaz bin Cebel’i de Yemen’e 21 yaşında görevlendirmiştir. Bedir’de sancağı genç Hz. Ali, Tebük seferinde sancağı Hz. Zeyd bin Sabit taşımaktadır. Bizans üzerine gönderilen orduda Hz. Ömer (r.a) ve Halid b. Velid (r.a) gibi kumandanlar yer almakta ve orduya 19 yaşındaki Üsame bin Zeyd (r.a) komutan olarak tayin edilmiştir. İslam medeniyetinin inşası, şekillenmesi, sağlamlaşması ve ilerlemesinde sahabeden bu gençler büyük görev ve sorumluluklar üstlenmişlerdir.

Bir bütün olarak tevhid mücadelesinde Peygamber ve muvahhid örneklerinde yine nice misaller bulunmaktadır. Hz. İbrahim daha genç yaşlarda puta tapan kavmiyle tek başına mücadele etmekte, Hz. Yusuf genç nefsine iman ile iffet terbiyesi vermekte, Hz. Musa, Hz. Yahya gençler için kurtuluş örnekleri. Genç Hz. Meryem iffet ve namus timsali, Ashab-ı Kehf gençleri inançları uğruna dünya nimetlerini terk edişinin kararlı ve cesaret modelleri. Genç Hz. İsa (a.s.)’mın hak mücadelesi, Hz. Peygamberin gençliği gençlere çok yönlü sunularak yaşanılabilir kılınmalıdır.

Gençlik, Allah’ın insanlara verdiği en önemli ve en değerli nimetlerden biridir. Çünkü insanın en zinde ve kuvvette olduğu dönemdir. Sınanma ve bu sınanmadaki amellere göre ahiret yurdunda yer edinecek olan insanoğlu bu sınanmadaki en hızlı ve etkin dönemini gençlik döneminde yaşar.

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (Mülk suresi, 2. Ayet)

Bu sınanmada bize güç ve değer katacak olan en değerli kaynağımız Kur-an ve Sünnettir.

İbn Mesud (ra)’dan: Peygamber (sav) buyurdu: “İnsanoğlu kıyamet gününde Rabbinin yanında şu beş şeyden sorulmadıkça olduğu yerden ayrılamaz: “Ömrünü nerde geçirdiğinden, gençliğini nerede ve nasıl harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden, bildiği ile amel edip etmediğinden, bedenini nerede yıprattığından.”(Sünen-i Tirmizi)

Gençler, gençliğin kıymetini idrak etmeyebilirler, bu nimetin değeri onlara nitelikli bir bilinç ile özümsenmiş bir eğitim ile verilmelidir. İslam’ın bir gençlik hareketi olduğu bilincine varmaları sağlanmalıdır. Çünkü gençlik sürekli gelişmekte ve dönüştürmektedir, İslam’da bu gelişim ve dönüşümün insan faydasına olması için hem paydaş hem reçete hem de kaynaktır. İslam ve Gençlik buluşması/paydaşlığı Kur-an ve Sünnet saflığı ve berraklığında olduğu her dönem insanlığa öncü, refah ve saadet getirmiştir.

Bu buluşma ve paydaşlığın gerçekleşmediği ve ya yarım yamalak gerçekleştiği dönemlerde de çile ve çöküşler her gün derinleşerek sürmüştür. Özellikle son zamanlar da yetişen gençliğe baktığımızda, iç açıcı bir gelecek hayalimiz oluşmadığını söylersek yalan olmaz.

Ömer Hayyam’ın şu dörtlüğü içimizi acıtsa da o dönemden bu döneme bir ayna tutmaktadır.

Bir elde kadeh, bir elde Kur’ân/ Bir helâldir işimiz bir haram.

Şu yarım yamalak dünyada/ Ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman… derken sanki zamanımız gençliğini tarif etmiştir.

Sözün ağır geldiğinin farkındayım ama gençliğin ahvalini temaşa eylerken çok kısa sürede bu kadar bir lümpenleşmenin, hiçleşmenin yaşanmışlığı hepimizin içini acıtmaktadır. Lise gençliği, Üniversite gençliği, mezun olan gençler ideal, dava, inanç, ilke gibi değerler ile hiç alakalı değiller. Okuma, merak, sorgulama gibi değerler yaşamlarının hiçbir yerinde yer almamaktadır. Buna çok nadir diye bileceğimiz, bir elin parmak sayısını geçmeyecek gençleri dahil etmemek gerekir. Böyle bir genç ile karşılaşmakta çok nadir yaşanan bir güzellik olarak kendini kabul ettirmiştir. Bu kabulleniş aslında biz Müslüman şahsiyetlerin ve camiaların tükenmişlik halinin aleni beyanıdır. Belki kitleler, kelle sayısı artmış olabilir ama İslam’ın istediği genç modeli çok az rastlanır bir durum halini almıştır.

Ahval bu iken, neler yapılabilir, yerine getirilmesi gereken sorumluluklar nelerdir, bunun üzerine tefekkür etmek gerekir.

Abdullah b. Mesut (r.a) “Biz Resulullah (s.a.s.) zamanında Kur’an-ı Kerimi hayatımıza uygulamak için okurduk. Okuduğumuzu ve öğrendiğimizi amel haline getirir, sonra diğer ayetleri öğrenmeye başlardık” demektedir.

Kur’ân-ı Kerim’i yaşama dokunan, yaşamın merkezinde olan bir kitap haline getirmek her Müslüman’ın farziyetidir. Eğitim dönemi de 5-22 yaşı arasında en aktif haldedir. Bunun için de çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimi bu eksende yer almalıdır. Bilgi amele dönüşmeli, gençlere iman, ahlak ve ilim ile yaşamın yol işaretleri verilmelidir. Her nesil bir sonraki neslin berrak bir modeli olarak kendini devredebilmelidir. Gençken iman ve ilim temelini atmak gerekir ki olgun yaşa erdiğinde bir sonra ki neslin ufkuna dokunabilsin. Gençlerin kalbi ve aklı vahiyle, amelleri sünnet pratiğiyle yaşamsal kılınmalıdır.

Her okul, sınıf, mahalle, hane, işyeri, vakıf, dernek, birer darul erkam kılınmalıdır. Her genç mümin, bir Zübeyir bin Avvam, Talha bin Ubeydullah, Ebu Ubeyd bin Cerrah, Sa’d bin Ebi Vakkas, Said bin Zeyd, Erkam bin Ebi’l-Erkam, Cafer bin Ebi Talip, Enes bin Malik, Zeyd bin Sabit olabilmelidir. Bunların yaşamı ve Resulullah’ın yanında verdikleri mücadele çok iyi analiz edilerek yaşam sahasına yol gösterici yıldızlar olarak konulmalıdırlar.

Resulullah (s.a.s) “İhtiyarlanmadan önce gençliğin değerini bilin.” buyurmuşlardır. Hz. Ali (r.a) da “Gençleri kendi zamanımıza göre değil, onların yaşayacağı zamana göre eğitmek gerekir” der. Yaratılış sürekli bir devinim ve gelişim halindedir, sürekli hareket halinde olan varoluş

tekamülünü iyi idrak ederek yaşamsal hale getirmeliyiz. Çocuklarımızı, gençlerimizi kendi hal/zaman ve algılarımıza göre yetiştirmeye çalışırsak bu durumda “Kuşak çatışması” olur ve biz gençlerle çok farklı dünyaların insanı konumuna düşmüş oluruz. İslam’ın değişmezleri etrafında yaratılışın sünnetullah gereği olan değişimini kesinlikle kıymetli kılabilmeliyiz.

Gençlere ilk önce iman temellerini vermek gerekir. Sağlam iman temellerine dayanan gençlere daha sonra ibadet ve ilim verilmeli ve bu temeller üzerine irfan, sanat, ekonomi, kalkınma, pedogoji, mühendislik, spor vb. değerler inşa edilmelidir. İlim ve ibadet ile imanları güçlenen gençler, yaşamın her alanında ahlak abideleri olarak öncü değerler konumunda bir çekim alanı oluşturmuş olacaklardır. Her insanın bu ahlak topluluğuna dahil olmak için bir çabası, imrenmesi olacaktır. Bu öncü ve kıymetli topluluk vahyin ve sünnetin yürüyen ve ete kemiğe bürünen hali olarak yaşamı anlamlı kılan saadet örnekliği olacaklardır. Her Mümin, özellikle her genç Mümin birer İslam tebliğcisi olarak yaşamını dizayn etmelidir.

Halimiz ve ahvalimiz üzerine vahiy merkezli tefekkür ve istişare etmeli ve kurtuluş çaremiz olarak öze dönüş sağlanarak, gençliğin kıymetini bilip gerekli değerlendirmeler sonucunda farziyetler ifa edilmelidir. Varoluş gereği yaşam yürüyüşünde korku ve ümit bir arada bulunmaktadır. Maddi- manevi korkuları olması gerektiği şekilde ele alıp, ümidi güçlü kılmak için birlikte var olup, Allah’ın ipine topluca sarılmak mesuliyetindeyiz. Bizler sorumluyuz, bizler dert sahibiyiz çünkü işittik ve itaat ettik diye iman etmişiz. Rabbim bizleri ve hususen iman ehli gençlerimizi her daim duru bir iman ile sorumluluklarını hakkı ile eda edenlerden eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum