1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. İslam Anlayışımız
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

İslam Anlayışımız

A+A-

Çağımız Müslümanları, İslam’a ve Qur-an’a bakış açılarını yeniden gözden geçirmeleri gerekir. Çünkü Qur-an’ın ve İslam’ın öngördüğü Müslümanların özellikleri ile şu anda dünya genelinde yaşamakta olan biz Müslümanların özellikleri muazzam bir şekilde çelişmektedir. Bu durumda sorun; Qur-an ve İslam’da olmayacağına göre, günümüz Müslümanları olarak sorunu kendimizde aramalıyız. Hem Qur-an’ı ve hem de İslam’ı gereği üzere anlamaya, kavramaya, inanmaya ve yaşamaya gayret göstermeliyiz. Bu anlamda İslam’ın temel özelliklerinin neler olduğunu anlamaya yönelik olarak Qur-an’ı ve İslam’ı; İslami bir feraset ve dirayetle yeniden ele almalıyız. Tıpkı asrısaadet zamanında olduğu gibi, sahih bir şekilde öğrenmeli ve günümüz gerçeklerini de göz önünde bulundurularak, hayatımızda pratiğe dökmeliyiz.

“Hayır! Rabbine and olsun ki; Aralarında çekiştikleri şeyde seni hakem tayin edip, sonra aralarında senin verdiğin hükme içlerinde sıkıntı duymadan teslimiyet göstermedikçe iman etmiş olmazlar. (Nisa, 65) “Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, mümin bir erkek ve kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.” (Ahzab, 36)

Bireysel olsun, toplumsal olsun; hayatın kuralları konusunda yegâne kural koyucu olan ancak ve ancak yaratanımızdır. O’nun hükümlerinin haricinde hüküm aramak, ölçü aramak iman etmenin zıddına yol almak demektir.  

Bu ayetlerde olduğu gibi, daha pek çok ayeti kerimede de Müslümanların kayıtsız-şartsız ve tam bir teslimiyetle Allah (cc)’a teslim olmalarının zorunluluğu vurgulanmaktadır. Bu teslimiyet, elbette ki hem bilinçli olacak ve hem de sahih İslami bilgilere dayanacaktır. Aksi durumda bilgisiz ve bilinçsizliğin Müslümanları hangi badirelere maruz bırakabileceğini tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek. Yine bilgisiz bir bilincin veya bilinçsiz bir bilginin de Müslümanların hayrına değil, şerrine olacağı apaçıktır!  İşte uzun zamanlardan beridir bu ‘bilinç ve sahih bilgi’den yoksun kaldığımız içindir ki; ne Rabbimize karşı istenen teslimiyeti gösterebilmekteyiz ve ne de teslim olmamız gereken ölçüleri ve bu ölçülerin önemini kavrayabilmekteyiz. İşte bu bilgisizlik ve bilinçsizliktendir ki; ne insan olarak değerimizi anlayabilmekte ve ne de Müslüman(lar) olarak Allah (cc) katındaki konumumuzu bilebilmekteyiz. Böylece insanlık için var olan hayırlı bir ümmet hasletimizi tümden kaybetmiş; insanlık için hayırlı olmanın ötesinde; kendimize de, insanlığa da yük olmaktan, külfet olmaktan başka bir durum arz etmemekteyiz!!! Yeryüzüne adaletin yaşayıcısı ve dağıtıcısı olması gereken Müslümanlar; adaletten bihaber şekilde avarece sağa-sola yalpalanmaktayız!!!  İnsanlığa hayır işlerinde örnek ve önder olması gereken Müslümanlar; değil ki baş, insanlığın ardından yürüyebilen ayak bile olamamaktayız!!!  Ümmet olarak asırlardan beridir üzerimize bir karabasan gibi çökmüş bulunan bilgisizlik, bilinçsizlik, sorumsuzluk, şuursuzluk, ümitsizlik, kayıtsızlık… türünden İslami kişilik ve şerefine, haysiyet ve izzetine, feraset ve dirayetine, fert ve toplumuna yakışmayan, yaraşmayan her ne varsa; bunların tümünden en tezinden kurtulmak durumundayız! Bu türden ümmet bilinç ve şuuruna engel teşkil eden bireysel, toplumsal her türlü etki ve etkenlerden azimle, ısrarla, inatla sıyrılmak ve silkelenmek durumundayız. Bu meyanda İslami ahkâmın; ahlakın, evrenselliğin, fıtriliğin, terbiyenin, müjdelemenin ve korkutmanın bütün yönleriyle yeniden hayatımıza, zihnimize, fikrimize hükmetmesini sağlamanın yollarını açmalıyız. Ümmet bilinç ve bütünlüğünü zedeleyici her ne varsa; bunlardan korunabilmenin, sağlıklı bir İslami anlayış ve feraset sahibi olabilmenin önündeki engelleri kaldırmaya, gidermeye son derece gayret etmeliyiz.

 İslam coğrafyasının her tarafında; tıpkı ülkemizde de olduğu gibi, ümmete tahakküm eden sistemler; ümmetin çocuklarını bulundukları cahili sistemlerde, daha çocuk yaşlarından itibaren Allah (cc) ile bağlarını koparmaya yöneltiyorlar. Allah (cc)’ı unutup, gayrisini sevmeye, O’ndan gayrisine kulluğa itiliyorlar. İslami kişilik ve şahsiyetten uzak; çağımızda kişiliksiz, gayesiz, hedefsiz, bilgisiz, bilinçsiz bir nesil inşa ediyorlar. İslam dışı inançlara, anlayışlara ve yaşam tarzlarına yöneltiliyorlar ve bunun neticesi olarak da; (bekli de Müslümanlar tarafından ) lanetlenmesi gereken ‘umera’! Müslümanlar tarafından (ne hazindir ki) baş-tacı ilan ediliyorlar!!!

İslam’ın temel özelliklerine kısaca bir göz gezdirdiğimiz zaman; ümmet olarak bu gün ne kadar hazin bir hal üzere olduğumuz tüm çıplaklığıyla gözümüze çarpmaktadır. 

Evet:

*İslam dini fıtrat dinidir: O halde İslam, birey ve toplum için en kolay ve en güzel şekilde yaşanacak olan dindir. İnsanın her türlü fizyolojik, psikolojik, ekonomik, sosyolojik… ihtiyaçlarını en makul şekilde karşılandığı bir hayat nizamıdır. İslam dininin kuralları ve insan fıtratının kuralları aynı irade tarafından konulmuştur. Haliyle İslam ve insan, birlikte olunca anlam ve değer taşırlar. İslam’dan ayrı kalan insan; muhakkak şekilde fesada uğrar, anlam, önem ve özelliğini yitirir, yaratılış gayesinin mecrasından taşar, azgınlığı ve sapkınlığa düşer…

*İslam dini evrensel bir dindir: İslam, Dünyanın her neresinde olursa olsun ve her kim olursa olsun; bütün insanlığı kapsayan bir dindir. Zira Âlemlerin yaratıcısı tarafından vahyolunan bu dinin; elbette ki bütün bir insanlığa en güzel şekilde hitap etmesinden daha doğal bir şey olmaz-olamaz… İslam’ın evrenselliği, hem mekân açısından ve hem de zaman açısından söz konusudur. “İnsanlar Adem’in çocuklarıdır. Adem ise topraktandır.” (Buhari)

*İslam dini adalet dinidir:  Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa ateş(cehennem azabı) size dokunur( cehennemlik olursunuz). (Hud, 113)Şunu asla unutmamak gerekir ki; İslam’ın dışında adaleti aramak; dağ başında balık avına çıkmaktan daha da budalacadır, ahmakçadır. Çünkü insanlar arasında hatta kâinat genelinde adaletten bahsedebilmek için, insan ve kâinat hakkında külli bilgi ve iradenin olması lazımdır. Bu durum ise ancak ve ancak Allah için geçerli olur!!! Bu özelliklere ancak ve ancak ilahi kaynaklı sistem sahip olabilir, beşeri sistemler asla!!!  “Muhakkak Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa, 58)

*İslam dini hürriyet dinidir: İnsanların yalnız ve yalnız Allah’a kul olduğu yegâne sistem İslam’dır. Beşeri olan bütün düzenlerde, sistemlerde, ideolojilerde insan ya başka bir insan(lar)a, ya da herhangi dünyevi bir şeye kulluk etmeye mahkûm olmaktadır. Bu anlamda insanın fıtratının korunduğu; insani özelliklerinin güvence altına alındığı yegâne sistem İslam’dır. Bu anlamda ne cinsler arasında, ne coğrafi farklılıklar arasında, ne etnik topluluklar arasında, ne mevki-makam farklılıklar arasında hürriyetin zedelenmesi söz konusu değildir.

*İslam dini kardeşlik dinidir: ”Şüphesiz müminler kardeştirler. O halde (her ne zaman kardeşlerinizin arası açılırsa) kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı (olan kulluk) sorumluluğunuzun bilinicinde olunuz ki, O’nun rahmetine nail olasınız.” (Hucurat,10) İslam da kardeşlik hukukunun yeniden ele alınması gerekmektedir. İslam da kardeşlik ve kardeşlik hukuku ele alındığında; gerek kan bağı ve gerekse inanç bağı kardeşliği olsun, İslam’ın bu konudaki gerçek kardeşliği ile günümüzde yaşanan kardeşlik anlayışın ne kadar tezat teşkil ettiği görülecektir. Eğer konu teferruatlı olarak Müslümanlar tarafında yeniden ele alınır ve Qur-an ışığında çözüm yoluna gidilirse; dünya çapında yeniden barış ve kardeşlik rüzgârları esmeye başlayacaktır. Ancak bu şekilde hiçbir gurubun başka bir guruba; hiçbir topluluğun başka bir topluluğa; hiçbir etnisitenin başka bir etnisiteye ne tahakkümü ve ne de üstünlüğü kalır. Gerçek manada insanlar asında kardeşlik hayat bulur.

*İslam dini barış dinidir: İslam, kendi başına zaten barış demektir. Kavram olarak “slm” harflerinden oluşan İslam; gerçek manada barışın ilahi dildeki ifadesidir.“Ey iman edenler, hepiniz topluca barış ve güvenliğe (Silm’, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. (Baqara.208) Bizatihi İslam’ın varlık sebebi; insanlığın barış içinde yaşamasıdır. İlk insan Hazreti Âdem’den günümüze kadar insanı ifsada sürükleyici her türlü etki ve etmenlere karşı kesintisiz bir mücadele içerisindedir.

*İslam dini hidayet dinidir: Şunu asla unutmamak gerekir ki; top yekûn kurtuluş ancak İslam’dadır. Allah (cc) kullarına karşı sonsuz ihsan ve kerem sahidir. İslam dışındaki bütün hayat sistemleri insanı insanlığından uzaklaştırır. Karanlıklara saptırır. Çünkü ölçü ve kılavuzluk Allah(cc)’tan gayrisine verilince, bu gidişin sonu muhakkak ki hüsran olur, olacaktır.

“Şüphesiz ki bu Qur-an, taqva sahipleri için hidayettir.“ (Bakara, 2)“O gün her ümmet içinden kendilerine bir şahid göndereceğiz. Seni de hepsini üzerine bir şahid olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.”(Nahl, 89)

Peki, taqva sahipleri kimlerdir? Evet, bir iki cümleyle değinecek olursak; ‘ateşten sakınır gibi ma’siyetten (Günahlardan) sakınanlardır taqva sahipleri. Allah’tan uzaklaştırıcı, İslami hayattan, karakterden ayrı düşürücü her ne varsa azimle onlardan uzak durmak, beri olmaktır TAQVA… Allah’ın koymuş olduğu sınırlara uymak konusunda son derece hassas ve titiz davranmaktır…

*İslam iyiliği emredici, kötülüğü nehyedicidir: İslam olup-bitenlere lakayt değildir. Bireysel ve toplumsal huzur, güven, barış ve mutluluk gibi özeliklere son derece önem verir. Bu ve benzeri hasletlerin bireysel ve toplumsal hayatta yer bulması için her türlü olumsuzluklarla gereken en makul mücadeleyi verir. “Ey iman edenler içki, kumar, dikili taşlar (Putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 91) İslam akla hitab eder ve ikna edicidir.

*İslam dini kolaylık dinidir:  “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (Baqara, 185) “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” ‘Buhari- İlim böl.11)

Elbette ki yukarıdaki maddelere daha pek çok madde eklenebilir. Ama konuyu fazla uzatmama adına burada son vermek istiyorum. Rabbim cümlemizi hidayet üzere olanlardan eylesin. Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.