1. YAZARLAR

  2. Cengiz ÇANDAR

  3. İrlanda Notları (2): Hangisi zor: Diyalog ya da savaş?
Cengiz ÇANDAR

Cengiz ÇANDAR

Cengiz ÇANDAR
Yazarın Tüm Yazıları >

İrlanda Notları (2): Hangisi zor: Diyalog ya da savaş?

A+A-

Eski IRA savaşçısı Culbert, barış sürecini, 'Silah bırakıldı çünkü halk artık yorulmuştu' diye açıklıyor.

Dublin- “Kaç yılında doğdun” diye sordum Michael Culbert’a. Benden bir yaş daha genç olduğuna yanında oturan Ian White inanamadı. Bembeyaz saçlarımla ben, birinden bir yaş daha büyük olduğuma inanılamayan bir duruma ilk kez rastlıyordum.

Michael, “Şaşıracak bir şey yok” dedi, Dublin’de gıcırdayan dar merdivenlerinden üst katına çıktığımız eski bir lokantada sohbet ederken “Benim yaşadığım hayattan ötürü daha yaşlı gözüküyor olmam doğal...”

Michael Culbert, eski IRA savaşçılarından. ‘Barış Yapımı ve Eski Tutukluların Katkısı’ başlığı altında konuşmak için iki saat ötedeki Belfast’tan kalkıp, Dublin yakınlarında kalmakta olduğumuz Carton House’a gelmişti. Akşam, Dublin’de yemekte de beraberiz. 

İrlanda’daki ‘KCK’ hali

Michael Culbert, DPI’ın (Demokratik Gelişim Enstitüsü) ‘İrlanda Çalışması’nın ilk gününde en ilgi çeken konuşmacı oldu. Söylediklerinin içeriğinden öteye, kim olduğundan ötürü. İngiliz paraşütçüleri tarafından yakalanmış ve silahlı saldırı ve adam öldürmek suçuyla ömür boyu hapse mahkûm olmuş ve tam 16 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakılmış. 1978’de çoluk çocuk sahibi genç bir adam iken girdiği dört duvar arasından 1993’te 45 yaşındayken çıkmış. O yaştan sonra üniversiteye dönüp yüksek lisans yapmış.

Öğleden sonraki konuşması sırasında, ‘Siyasi görüşleri anlamında aynı kişi olarak kaldığını, elbette gençliğindeki kişi ile şimdiki arasında tecrübe ve bilgi bakımından büyük farklar olduğunu ama yaptıklarından ötürü nedamet getirmek anlamında pişmanlık duymadığını’ söyledi. “Pasifist falan değilim” diye vurguladı. 

‘Keşke’ diyeceği hiçbir şey yok muydu?

“Çook” dediği anda, “Keşke elime hiç silah almasaydım” diyeceğini sanıyorsunuz ama o, “Keşke İngilizlerin eline geçmeseydim. Eşimden ve çocuklarımdan o yüzden onca yıl ayrı düşmeseydim” cevabını veriyor.

Hapishaneden başını eğmeden çıkanlardan biri olmalı ki, şu sırada ‘Cumhuriyetçi Eski Tutuklular’ın sosyo-ekonomik ve duygusal sorunlarıyla ilgilenen bir kuruluşun başında. Eski IRA tutuklularının sayısı 25 bini buluyor.

Bu 25 bin dolayındaki tutuklunun bir bölümü iki kez ya da daha fazla içeri düşmüş. Bu rakamın 4000’i hiç yargılanmadan, bazı durumlarda 5 yıla varan sürelerde içerde yatanlardan oluşuyor.

“Yani bunların 25 bini de IRA’nın silahlı kadroları mıydı” sorusuna Michael Culbert, “Büyük çoğunluğu değildi” cevabını veriyor. Yanımda oturan Türklerden birinin diğer tarafında oturan bir diğerine, “Bu İrlanda’da da KCK durumu olmuş anlaşılan” dediğini işitiyorum.

Çözülmüş ya da çözüm rotasına girmiş sorunların belli bir aşamasından geriye dönüp bakmak çok ilginç olmalı. Culbert’in eski IRA tutuklularından 4 kişinin şu sırada Westminster yani İngiliz parlamentosu üyesi olduğunu söylüyor. Malum, Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık’ın parçası ve İrlanda’nın kuzeyinde güneyine oranla daha güçlü olan hatta en güçlü Katolik partisi konumundaki Sinn Fein adayı olarak seçilenler, milletvekili olarak Londra’ya gidiyorlar.

İrlanda’da Barış Süreci neredeyse 20 yıldır sürüyor ve çözümün daha henüz tümüyle sağlanmış olmadığından söz ediliyor, hatta ‘barış süreci yorgunluğu’ndan söz edilebileceği üzerinde duruluyor. 

Savaş bitti çünkü...

DPI’ın 8’i TBMM üyesi, akademisyen, gazeteci ve yazar, sivil toplum aktivisti Türkiye’den 17 kişiyle yürüttüğü ‘İrlanda Çalışması’nın ilk gününün en dikkat çeken konuşmacılarından Katolik din adamı Papaz Tim Bartlett bu görüşte kesinlikle değil. İrlanda Katolik Kilisesi’nin başı Kardinal Sean Brady’nin danışmanı olan Peder Bartlett, “İnsanlar 35 yıl savaşta öyle yoruldular ki, 20 yıllık barış sürecindeki yorgunlukları onun yanında hiçbir şey değil. Nitekim, IRA, (Katolik) toplumdaki bu yorgunluğu gördü, fark etti” diye konuşuyor.

“Şiddet İrlanda topraklarına geri döner mi” şeklinde “Barış sürecinin çökmesi mümkün mü” sorusuyla eşanlamlı, kaygı yüklü soruları, hayatının 16 yılını İngiliz hapishanelerinde bırakmış olan IRA’nın eski savaşçısı Michael Culbert, özgüvenle ve gayet sakin bir şekilde cevaplıyor: Savaş bitti.

Culbert ‘savaşın bitimi’ne ilişkin gerekçesini, ‘Hayırlı Cuma Anlaşması’na veya ‘çatışan tarafların aralarında uzlaşmış’ olmalarına bağlamaktan farklı bir biçimde ifade ediyor. Peder Bartlett’i doğrularcasına, “Savaş bitti çünkü halk savaşı desteklemiyor” diyor.

IRA, ‘Kuzey İrlanda çözümü’ sayılan 1998’deki ‘Belfast Anlaşması’ ya da bir cuma günü imzalandığı için ‘Hayırlı Cuma Anlaşması’ diye tarih kayıtlarına düşen Kuzey İrlanda’da iktidar paylaşımını içeren anlaşmadan 7 yıl sonra silahlarını tümüyle bırakarak kendisini lağvetmişti. Kendi halkının ‘savaş istemediğine’, hedeflerine başka yollardan erişmenin mümkün olabileceğine ikna olduğu vakit.

‘Bizim sorunumuz’ için bir ‘İrlanda dersi’ çıkarabilir miyiz: Türkiye Kürtlerinin artık silahlı mücadeleden yorulduğunu, PKK’nın idrak etmesi ve ‘Devrimci Halk Savaşı’ adı verilen, boşa çıkan, tutmayan saçmalığı bir kenara bırakarak ‘silahları susturması’ gerekiyor.

Bunu yaparken ‘siyasi alanın önünü açması ve diyalog ortamının zemininin güçlenmesine katı yapması’ da gerekiyor.

Michael Culbert, IRA’nın üzerinde Güney Afrika çözümünün etkisi olduğunu anlattı. Ama asıl önemlisi, “Eski komutanları, IRA savaşçılarına diyalog gerekliliğini; bunun ise savaşmaktan daha zor olduğunu anlattılar” sözleriydi.

Savaşçılar açısından, ‘diyaloğun savaştan daha zor olduğu’nun özümsenmesi... 

Üç Dublin dersi

‘İrlanda Çalışması’nın herkesin zihnine işleyen ‘üç temel dersi’ni, Dublin’deki salaş lokantada çok kısa bir yemek konuşmasında sivil toplum aktivisti Ian White verdi. Ian, Belfastlı bir Protestan, Katolik eşinden ötürü oradan ayrılıp Dublin’de yaşamaya mecbur kalmış. DPI’ın ‘İrlanda Çalışması’ndaki ‘kardeş kuruluşu’ Glencree’nin başında.

Glencree, ‘barış süreci’ne sivil toplum katkısı veren çok sayıdaki barışçı İrlanda kuruluşlarının önde gelenlerinden. Ian White’in verdiği ‘İrlanda tecrübesi’nden süzerek sunduğu unutulmaz üç dersi şuydu:

Güvenlik yönü olan sorunları esas olarak güvenlik önlemleriyle çözmeye kalkışırsanız bu, güvenliğin sağlanmasını daha da güçleştiriyor.

Bir barış süreci başlatmak için arada karşılıklı güven oluşması gerekmiyor. Tarafların birbirlerine güvenmemesi için her türlü sebep vardır. Çatışma, zaten birbirlerine güvenmeyen taraflar arasında geçerlidir. Buna rağmen, barış sürecini başlatabilirler. Burada önemli olan tarafların birbirine güveni değildir. ‘Süreç’e güvenilmesidir. ‘Süreç’e güvenden kasıt ise anlaşmaya uyulması ve anlaşma hükümlerinin yerine getirilmesidir. İrlanda tarihi, ihlal edilen, bozulan anlaşmalarla doludur.

Silahlı mücadele ve şiddet kesinle meşrulaştırılamaz. Ancak nedenlerini anlamaya çalışmak, onun bitirilmesinin yollarının bulunmasına da yardımcı olur.

Ian White’ı dinledikten sonra, ‘Kürt sorunu’nun bu ‘dersler’e tümüyle direnecek kadar özgün olduğu söylenebilir mi?

Bu soruyu irdeleyeceğiz. Bir dahaki yazıda; Gerry Adams görüşmesinin izlenimleriyle birlikte.

Önceki ve Sonraki Yazılar