1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. İran: Müzakerelerde son söz dini liderde
İran: Müzakerelerde son söz dini liderde

İran: Müzakerelerde son söz dini liderde

İran Dışişleri Bakanı Zarif, “Dini liderin belirlediği yolda hareket ediyoruz” dedi ve ekledi: “ABD nükleer faaliyette bulunmamızı istemiyor ancak yapabileceği bir şey yok”

A+A-

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ülkesinin nükleer faaliyetleri ve BM Güvenlik Konseyi 5 daimi üyesi ile Almanya’dan oluşan 5+1 ülkeleri ile yürütülen nükleer müzakerelere ilişkin, “Dini lider genel çerçeveyi belirlemiştir ve biz de bu yolda hareket ediyoruz. Müzakereler hakkında karar vermek dini liderin yetkisindedir” dedi.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre, dini lider temsilcileri ve üniversite öğretim görevlileri ile yapılan ortak bir toplantıda konuşan Zarif, Cenevre Anlaşması’ndan önce dini lider Ayetullah Hamaney'in  anlaşma metni hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği sorulması üzerine, “Müzakerelere devam edip etmemek dini liderin vereceği bir karardır. Dini lider genel çerçeveyi belirlemiştir ve biz de bu yolda hareket ediyoruz. Kendileri büyüklük göstermiş ve müzakereleri yürütme sorumluluğunu bana vermiştir. Bizler dini lidere tabiyiz, kendisi ne zaman isterse müzakereleri durur” açıklamasında bulundu.

Kimyasal silah bulundurmanın hiç bir ülke için güvenlik sağlamayacağını belirten Zarif, "Müzakerelerde sağlanan ortak plan ile en sonunda nükleer silaha sahip olmadığımız ve olmak istemediğimizi göstereceğiz. Ancak buradaki soru işareti, Siyonist rejimin neden bu anlaşmadan bu kadar rahatsızlık duyduğudur. Elbette biz zaten nükleer silaha sahip olmak istemediğimizi söylüyoruz çünkü bunu hem ahlaki açıdan hem de bölgesel güvenlik açısından doğru bulmuyor, dini liderin bu konudaki fetvasını esas alıyoruz” diye konuştu.

İran’ın Cenevre anlaşması ile nükleer faaliyetlerinin tamamen barışçıl olduğu konusunda dünyaya teminat verdiğine işaret eden Zarif, şöyle devam etti:

“Ama bazıları, nükleer sorununun çözüme kavuşturulması ile uluslararası kamuoyunda korku ve terör algısı ile meydana getirdikleri İran fobisinin yok olacağını anladıkları için çözüm sürecinden son derece endişe duyuyorlar. Onlar bu İran fobisini kullanarak kendi cinayetlerini örtbas etmeye çalışıyorlar. Bugün neden kimse Siyonist rejimin insan haklarına aykırı politikalarından ve kanun dışı yerleşim birimi inşasından bahsetmiyor? Bu onların suni bir İran tehlikesi oluşturarak kendi cinayetlerinin üstünü örtebilmek, kendilerini güvenlik ve barış elçisi olarak lanse edebilmeleri üzerine oynadıkları siyasi bir oyun. Cenevre anlaşmasının uygulanmasıyla bölgedeki bu atmosfer kırılacaktır.”

Zarif ayrıca, yerli ve dış basında Cenevre anlaşması hakkındaki söylentilerin çoğunun gerçeği yansıtmadığı eleştirisinde bulunarak, propaganda içerikli haberler yerine anlaşma metninin okunmasını tavsiye etti. Zarif, anlaşma metninin iki ayrı yerinde İran’ın uranyum zenginleştirme hakkının açıkça tanındığına yer verildiğini kaydetti. Anlaşma gereğince, İran’ın altı ay süresince uranyum zenginleştirme düzeyini yüzde 5 seviyesinde tutacağını taahhüt ettiğini hatırlatan Zarif, “Ancak bu geri dönüşü olmayan bir seçim değildir. Nükleer binalarımız korunmuştur ve tekrar yüzde 20’lik uranyum zenginleştirmek 24 saatten daha kısa süreli bir işlemdir” ifadesini kullandı. Zarif ayrıca, anlaşmaların getirdiği tüm kısıtlamaların belirli bir süre için geçerli olduğunu, hedefin, nihai anlaşmanın sağlanmasının ardından İran’ın da nükleer faaliyette bulunan diğer tüm ülkeler gibi faaliyetlerine devam edebilmesi olduğunun altını çizdi.

“İran’a artık bölgesel tehdit muamelesi yapamayacaklar”

Konuşmasında, bazı komşu ülkelerinin Cenevre’de sağlanan nükleer anlaşmadan duydukları endişeye işaret eden Zarif, bu duruma “Dostlarımızın sağlanan bu anlaşmadan endişe duymasını gerektirecek ne olmuş olabilir? Cenevre’de olan, yıllardır İran hakkında yaratılan algının bir yalandan ibaret olduğu ve artık İran’a bölgesel bir tehdit muamelesi yapılamayacağıdır” sözleriyle tepki gösterdi.

“Aslında endişeye yol açan bizim söylemlerimiz ve tutumuzla hegemonya zihniyetini sorgulamamız” diyen Zarif, şu açıklamalarda bulundu:

“Ama onlar bu endişelerini İran nükleer bir tehditmiş gibi göstererek ya da komşu ülkelere askeri müdahalede bulunmak istiyormuş gibi bir atmosfer yaratarak dile getiriyorlar. Ruhani yönetiminin politikası, onur ve ilkelerimiz korunarak söz konusu ülkelerin bu tür açıklamalarda bulunmalarına izin vermemek. Kimsenin bize dikte etmesine, bize ne yapıp yapmayacağımızı söylemesine ve geleceğimiz hakkında karar vermesine izin vermeyiz. Biz başkasının oyun alanında oynamayız ve kendi geleceğimize kendimiz karar veririz.”

Müzakere konusunda herkesin gerçekçi ve hedefe odaklı olması gerektiğini belirten Zarif, “Herkes kendi ülkesinde istediğini söyler ancak müzakere masasına oturulduğunda, sonuca ulaşılmak isteniyorsa, eğer 4 sayfalık bir anlaşma metni varsa bunun yarısı sizin görüşünüzü diğer yarısı karşı tarafın görüşünü yansıtır. Hiçbir zaman yüzde yüz kendi görüşünüzü dayatamazsınız” değerlendirmesinde bulundu.

Nükleer müzakerelerde nihai çözüme ulaşma imkanının olduğuna inandıklarını söyleyen Zarif, bu konuda kendilerine güvendiklerini ifade etti.

ABD ve Siyonist rejimin süper güç olmadığını söyleyen Zarif, “Bazen öyle konuşmalara şahit oluyorum ki, sanırım bu konuşmaları yapanlar ABD’yi kafalarında yenilmez bir güç olarak tasavvur ediyor, ABD bir şeyi kabul etmişse kendi isteği ile kabul ettiğini sanıyorlar.  Ancak biz dünyadaki tek mutlak gücün ilahi güç olduğuna inanıyoruz. Obama, Saban Center’da yaptığı konuşmasında, ‘Elimde olsaydı eğer İran’ın, nükleer programına tek bir çivi bile çakmasını istemezdim’ dedi. Bu ABD’nin bizim nükleer faaliyette bulunmamızı istemediğini gösteriyor. Tabi ki istemeyecek ancak kendisi de bu konuda yapabileceği bir şey olmadığını itiraf ediyor” şeklinde konuştu.


dunyabulteni

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.