1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. İnsanlığın Başladığı ve/veya Bittiği Yer
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

İnsanlığın Başladığı ve/veya Bittiği Yer

A+A-

 

İnsanlık tarihinde sayısızca hayra çağıran rahmani önderler olduğu gibi; yine sayısızca şeytani bataklığa çağıran zorbalar da var olmuştur. Ne mutlu onlara ki hakkın çağırıcıları olmuş; Hakka ittiba etmiş olanlara. İlahi kaynaklı hükümranlık insanı ve dünyayı mamur ederken; beşer kaynaklı hükümranlık-tahakküm ise hem insanı ve hem de Dünyayı büsbütün ifsad etmiştir. İşte bu meyanda yirminci asır insanlık tarihinin en çalkantılı, en kahredici zaman dilimlerinden biri olmuştur. Zira bu asırda iki tane Dünya Savaşı yaşanmıştır. Yine bu zaman diliminde batının doyumsuz ‘Sömürge’ iştahı dinmemiş, bu doyumsuzluk, pervasızlık ve vicdansızlıkla birleşince de tahammül sınırlarını aşan katliamlara, soykırımlara yol açmıştır.

Batı canavarının neredeyse bütün bir insanlığa bizzat yaşattığı bunca zulüm ve gaddarlıkları devam ederken; İslam âleminde, insanın hem dünyasını ve hem de ahretini güneş misali aydınlatan, ferahlatan şahsiyetler yetişmiştir. İşte bu şahsiyetlerden birisi de, Asırlarca kan emici İngiliz sömürüsünün devam ettiği topraklarda yetişen Ebul Hasan Ali en Nedvi’dir. Değil ki yalnız Müslümanların, bütün bir insanlığın derdiyle hem dert olan bir mütefekkir, bir ilim ve dava adamı olan Rahmetli Hasan en Nedvi (1914 Hindistan Uttar Pradesh Eyaleti Başkenti Lucnow ‘un Rayberili Kasabasında doğmuştur, 31 Aralık 1999 (Ramazan 23) Cuma günü İtikâfta ve Kur’an okumakta iken aniden yere yığılarak Hakkın emrine ‘lebbeyk’ demiş ve Rabbi Rahman’ın rahmetine ermiştir. Mekânı Cennet olsun.) seksen beş yıllık ömrünü evladı Resule yaraşır bir şekilde(Hazreti Hasan’ın torunlarındandır) ilim, irfan, cihad, adalet ve Hakka teslimiyet ile ve hassaten de İslam Ümmetinin sorunlarını omuzlarında hissederek ve çözüm yollarının arayarak geçirmiştir. Bu meyanda kaleme aldığı onlarca eserlerinden biri olan ‘Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti’ isimli eserinde, İslam Ümmeti ve Dünya sorunlarına ışık tutmuştur. Özellikle kendisinin yaşadığı dönemde bütün bir Dünya’da olup bitenleri yüreğinde hissederek yaşamıştır. Kendisi derin bir feraset ve akli kavrayışla beraber, olup bitenleri mükemmel bir ilmi süzgeçten geçirerek; bütün yaşananları ibretlik bir vesika şeklinde, önce Müslümanların ve daha sonra da bütün bir insanlığın istifadesine sunmuştur.

Evet, bu yazı bir biyografi yazısı değildir. Lakin bu gün, Müslümanların içinde bulunduğu pür melallik hali ve bu halin sebeplerini bir nebze de olsa dile getirme çabasıdır. Elbette ki konunun içeriği gereği, İslam toplumunun veya daha genel bir ifadeyle doğu toplumlarının şu anki hale düşmesinin sebepleri birazcık irdelenince; karşımıza batı toplumunun kan emiciliği, zulmü ve acımasızlığı çıkmaktadır. Dünyanın neredeyse her karış toprağında batının zulüm, işkence ve katliamlarından dolayı mazlumların kan kokusu gelmektedir. Batının bu kana doyumsuzluğu, belki de miladi binli yılların başlarından beri var olagelmiştir. Ama özellikle on yedince yüzyıldan itibaren ise, insanlık namına hiçbir şeyi bırakmamıştır. Gitmediği hiçbir yer bırakmamıştır. Gittiği her yerde de ölüm makinesi olmuş ve oraları kan denizine çevirmiştir. İşte bu kan denizine çevirdiği yerlerden sadece birisi olan Hindistan’a bir göz atmak istedik. Oraya göz atarken de elbette ki yiğit adam, takva abidesi, cihad önderi Nedvi’den de bahsetmek bir Müslüman olarak boynumuzun borcu olsa gerek.

Bu gün yeryüzünü fesada veren batı dünyası, İslam’ı cürümlerle, vahşetle, cehaletle, bağnazlıkla suçlamaya yeltenmektedir. Ama gerçeğe bakıldığında bütün bu ve benzeri gayri insani hasletlerin tamamı, batı insanının kültüründe, karakterinde, ahlakında, geleneğinde ve göreneğinde; elhasıl her türlü ferdi ve toplumsal yapısında kendisini bütün açıklığıyla göstermektedir. Batı toplumunda bencilliğin, acımasızlığın, çıkarcılığın, fırsatçılığın en daniskası, organize bir şekilde asırlar boyu yapıla gelmiştir. Ki zaman, zaman çıkarları söz konusu olunca, birbirlerine karşı bile aynı acımasızlığı gösterebilmişlerdir.

Batı insanı oldum olası sömürü çarkını çalıştırmış ve insanlığın daima baş belası olagelmiştir. Misalen İngilizlerin Hindistan’ı sömürgeleştirme mazisi 1600’lü yılların başlarına kadar (1612) uzanmaktadır. Bu sömürü ve işgal hali,1947 yılına kadar devam etmiştir.17.Yüzyılın ilk yıllarında Kraliçe 1.Elizabeth’in talimatıyla Hindistan’ın sömürülmesi işi, Londra merkezli bir ticaret şirketine vermiştir. Bu sömürü şirketi, 1690 yılına kadar Madras, Bombay ve Kalküta’da sömürü şubeleri açmıştır. Şirket, merkezi İngiliz sömürü hükümetinin verdiği geniş yetkilerle 19.yüzyılın ortalarında tam bir hükümeti haline getirilmiştir.

Batı medeniyet(sizliğ)inin yeryüzünde etkin olduğu zaman dilimleri, daime insanlık için bir yok oluş olmuştur. Çünkü hayır adına hiçbir sermayesi olmadığı gibi; bütün gücüyle şer üretmekte ve şer ile varlığını idame ettirmektedir. Batı dünyasının bu gün dünyevi olarak müreffeh bir hayat yaşıyor olmasını, on milyonlarca mazlum insanın kanı üzerinden sağlamıştır. Sömürgecilik süresi boyunca ulaşabildiği her yeri talan etmiş, insanlığı yerle yeksan etmiştir. Onca zulümlüklerinden misal olarak birkaç tanesini şöyle sıralayabiliriz:

-İngiliz sömürgeciliğinin değişik tarihlerde (Toplam 11 yıl)  Hindistan ‘da üretilen yiyecek ve gıdanın tümüne el koymaları sonucunda yerel halk aç kalmış ve 27 milyon insan açlıktan hayatını kaybetmiştir. (Yaman TÖRÜNER)

-Portekiz ile başlayıp, İspanya ile devam eden Avrupa’nın Amerika’yı işgal serüveni (15.Yüzyıldan itibaren), on beş milyon yerli insanın kanına mal olmuştur.

-Amerika’nın Vietnam İşgali (1959-1975) dört milyon iki yüz bin insanın hayatına mal olmuştur.

-Birinci Dünya (Kapitalist paylaşım)  Savaşında 8.538.315 kişi ölü, 7.750.945 kişi de kayıp olmuştur.(WWW.tarih öğretmeni.com)

-1918-1922 Yılları arasında Rus iç savaşı 12,5 milyon ölmüştür.

-17 Temmuz 1936-1 Nisan 1939 İspanya iç savaşı 600 bin ölmüştür.

-İkinci Kapitalist Paylaşım (Dünya) Savaş 65-75 Milyon ölmüştür.

-1949-1976 Yılları arasında Mao Zedong Çin’e komünizmi yerleştirmek adına yaklaşık olarak 40 Milyon kişiyi katletmiştir.

-1945-2000 Yılları arasında ki çatışmalarda yaklaşık 41 Milyon insan hayatını kaybetmiştir.

-20.Yüzyılda öldürülen insanların sayısı 1900 yılındaki Dünya nüfusunun %10’una tekabül etmektedir.

(Corneli Üniversitesi Milton Leitenberg 2006 20.Yüzyıldaki Çatışma ve Savaşlarda Ölüm)

 

Özellikle İkinci Kapitalist paylaşım savaşı sonrası kapitalist emellerini gerçekleştirme adına daha yoğun bir şekilde mazlum halklara yönelim olmuş ve hala da bu emperyalist emelleri gerçekleştirmeye devam edilmektedir.

Nihayet İslam insanlığın başladığı noktadır. İslam dışı hayat arayışları ise insanın yok olduğu mecradır. İslam’ın arı haliyle yeniden anlaşılıp hayata yön vermesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Müslümanlar gerek kendi beldelerinde ve gerekse bütün bir yeryüzünde bu örnek hayatı anlamak, yaşamak ve yaşatmak gibi bir sorumluluk altındadırlar.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.