1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. İnsanın Rihlet Esnasında Karşılaştığı Haller (2)/Maarif
İnsanın Rihlet Esnasında Karşılaştığı Haller (2)/Maarif

İnsanın Rihlet Esnasında Karşılaştığı Haller (2)/Maarif

A+A-


İnsanın vefat esnasında karşılaştığı hallerden iki tanesini bir önceki bölümde zikretmiştik. Aynı konuya bu bölümde de devam edeceğiz.

 

3-Tevbe ve geri dönüş talebi:

Zikredilen merhaleler ardından artık yavaş yavaş madi hayat perdeleri insanın gözü önünden kenara itilmekte ve mana alemi gerçekleri bir biri ardınca insana aşikar olmaktadır. Ölen kişi, Allah’ın meleklerini ve madde ötesi alemin gerçeklerini gördüğünde İslam Peygamberi’nin sözlerinin hakikatini daha iyi kavramaya başlar. Dünyevi yaşam perdeleri gözlerinin üzerinden kenara itilir; sanki derin bir uykudan kalkmış gibi olur.

Allah Resulü Hz. Muhammed (sav)’den, “İnsanlar uykudalar, öldüklerinde uyanacaklar” şeklinde rivayet edilen hadis vardır. İşte tam da o anda insan ne kadar hata işlediğini, yanlış inanç ve düşüncelere sahip olduğunu, amellerinin batıl olduğunu ve gayri ilahi sebepler içinde olduğunu fark edecek ve derin bir üzüntü ve pişmanlık içinde tevbe etme ve geri dönme talebinde bulunacaktır. Ama tüm bu talepleri nafile, artık çok geç olmuştur. Hatta bir ömür boyunca Allah u Taala’ya karşı itaatsizlikte bulunan, isyan eden, Allah’ın emirlerini yerine getirmeyenler bile ölüm anında pişmanlık duyacak ve tevbe edecekler. Ona denilecek ki, acaba şimdi mi iman ediyorsun? “Fakat şimdi mi? Halbuki bundan evvel isyân etmiştin, bozgunculardan olmuştun (Yunus-91)

Bu ayetten anlaşıldığı gibi hatta Firavun benzeri insanlar bile ömürlerinin sonunda ölüm sarhoşluğu içinde Allah’a teslimiyet ve iman iddiasında bulunmaktadırlar ama artık nafile; zaman çok geç olmuştur.

Kur’an-ı Kerim yine bu hususla ilgili olarak Nisa suresinin 18. Ayetinde mealen şöyle buyuruyor:

“Yoksa kötülük yapıp yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca, ‘Ben şimdi tevbe ettim’ diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur. Öylelerinin tevbesi kabul edilmez. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.”

Bu ayetten de anlaşıldığı kadarıyla günahkârlar ve kafirler ölüm anında veya ondan sonra tevbede bulunduklarını ve iman ettiklerini açıklamaktadırlar. Ama bu tevbe artık tevbe olmaktan çıkmış ve kabul edilmemektedir.

Yine bu hususta En’am suresinin 158. Ayetinde mealen şöyle buyuruluyor:

“Hâlâ kendilerine meleklerin inmesini, yahut Rabbinin, yahut da Rabbinden bâzı delillerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bâzı delilleri geldiği gün hiç kimseye, önceden iman etmemişse, yahut inancından bir hayır kazanmamışsa o günkü inanması fayda etmez.“

Ayetlerde de açıklık getirtildiği gibi melekut aleminde ve ölüm anında günahkar insanlar yaptıklarından ötürü pişmanlık duyarak tevbe etmekte ve iman ikrarında bulunmaktadırlar ama artık o durumda bu pişmanlık ve tevbenin hiçbir faydası yoktur. Zira bu pişmanlık artık ihtiyari olmayıp teklif defteri kapanmıştır.

4-Dünyaya yeniden geri dönüş talebi: Günahkarlar, dinden sapıtmışlar ve kafirler gerçekleri gördüklerinde ve artık tevbelerinin de kabul olmadığını, hatalarını telafi etmenin zamanının geçtiğini fark ettiklerinde dünyaya yeniden geri dönme, hatalarını telafi etme ve Allah katında işledikleri günahları telafi etme talebinde bulunuyorlar. Ancak onlara red cevabı veriliyor.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Muminun suresinin 99 ve 100. Ayetinde mealen şöyle buyruluyor:

“Nihayet onlardan birine ölüm gelince, “Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım” der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.”

Kur’an-ı Kerim Ena’m suresinin 27 ve 28. Ayetlerinde de şöyle buyuruyor:

“Onların, ateşin başında durdurulmuş iken: "Âh ne olurdu keşke biz (dünyaya) geri döndürülseydik de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık, inananlardan olsaydık!" dediklerini bir görsen! Hayır, daha önce gizlemekte oldukları, onlara göründü. Geri gönderilselerdi yine men’ olundukları şeyi yapmaya dönerlerdi, çünkü onlar yalancılardır."

Açıktır ki, artık insanın hiçbir yetkisinin kalmadığı ve ilahi azabı gördüğü ve nefs-i ammareden yoksun olduğu bir durumda geri dönme arzusu kesinlikle insanın gerçek iman ve doğruluğunun ölçüsünü belirleyemez. Bunun için de bir önceki konuma geri dönmeleri ve

aynı şartları tekrar yaşamaları durumunda geçmişte işledikleri yanlışların ve davranışların aynısını tekrarlayacak ve geçmiş kişilikleri tekrar aynen kendini gösterecektir.

Buna benzer başka bir ayetde de dile getirtilmiştir. Münafikun 10 ve 11. Ayetlerde mealen şöyle deniliyor:

“Her birinize ölüm gelip, "Rabbim! Ne olur bana azıcık daha süre tanısan da gönüllü yardımlarda bulunsam ve iyi kişilerden olsam!" diye yalvarmadan önce size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın. Allah, eceli gelince hiç kimsenin ölümünü ertelemez. Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.”

Elbette şunu da belirtmek gerekir ki, bu geri dönüş talebi yalnızca kafirler ve münafıklara mahsustur; her ne kadar tüm insanlar az çok hatalar işlemiş ve yaptıklarından pişmanlık ve hasret hissediyor olsalar da. Bundan dolayıdır ki, kıyametin isimlerinden biri “Yevm’ul Hasret” yani hasret günüdür.

Bir başka husus da şudur ki, insan bu dünyada da böyle bir talepte bulunabilir. Şöyle ki, katıldığı tüm cenaze törenlerinde kendini ölen kişinin yerine koyabilir ve ardından Allah u Taala katında yaptıkları yanlış ve hatalardan dolayı tevbe dileğinde bulunabilir ve dünyaya geri dönme talebini dile getirebilir. Bu husus rivayetlerde de zikredilmiştir.

Uuyku da bir tür ölüm sayılabilir ve uykudan uyanmayı insan yeniden dünyaya geri dönüş sayabilir. Bu durumda artık “Rabbim beni geri döndür” talebinin cevabı “Asla” değil bilakis “Evet”tir.

6-Ömrün, iniş ve çıkışlarının müşahedesi:

İnsan, ölüm anında ömrünün tüm geçmişini, iniş ve çıkışlarını bir filim şeridi gibi görmektedir ve salih amellerinin bir ürünü olan ömrünün nurlu yansımalarından tarif edilemiyecek kadar mutlu olmaktadır. Ama günahkar bir hayatı olmuşsa, işlenen günahların ürünü olan ömrünün karanlık bölümlerini müşahede ettiğinde büyük bir hasret ve kedere gark olmaktadır. İşte tam da böyle bir durumda insan kendi amel, niyet, davranış ve hatta kazanımlarını tüm ayrıntılarıyla müşahede etmektedir.

Bir insanın 70-80 yıllık ömrü boyunca işlediği tüm amel ve davranışlarının birkaç saniyelik bir kesitte müşahede edilmesinin nasıl mümkün olabileceği sorulmaktadır. Zira 70 yıllık bir filmin izlenmesi en az 70 yıl bir zamanı gerektirmektedir. Bu sorunun cevabına ilişkin şunu diyebiliriz: Berzah aleminde zaman mefhumu bu alemdeki zaman mefhumundan

farklıdır. Kur’an-ı Kerim Berzah ahalisinin bazılarının dilinden demektedir ki, Kıyamet günü onlara, Berzah aleminde ne kadar kaldıkları sorulduğunda derler ki, bir gün veya bir günün bir kısmı. Rüya aleminde de zamanın geçmesi kavramı dünyadakinden farklıdır. Her durumda dünyanın 70 yıllık geçmiş olaylarını ölüm anındayken birkaç saniyelik bir zaman diliminde idrak etmek mümkündür.

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

 

 

                                  

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.