1. YAZARLAR

  2. Murat BELGE

  3. Innovation alla turca
Murat BELGE

Murat BELGE

Taraf Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Innovation alla turca

A+A-

“Türkiye İnovasyon Haftası” adı verilmiş bir etkinlik olduğundan bir şekilde haberim olmuştu ama gazetede mi okudum, yoksa mail geldi de oradan mı “mülaki” oldum, şimdi hatırlamıyorum. Kulağıma çok inandırıcı gelmemişti, bu kelimelerin yan yana gelişi, “İnovasyon” kelimesiyle “Türkiye” sıfatı, “canavar hamsi” ya da “müşfik kobra” falan gibi, biri öbürünü niteler bir ilişki içinde görmeye alışık olmadığımız bir kombinezon.

Frenk dillerinde “innovation” olumlu bir anlam taşıyan ve “yaratıcılık” çağrıştıran bir “yenilik” anlamına gelir. Bizim Osmanlıcadaki “bid’at”ın karşıtı gibi. Çünkü “bid’at” da “yenilik” demektir ama gereksiz, münasebetsiz bir yeniliktir. Onun için, “Başımıza bid’at mı çıkarıyorsun?” gibi cümlelerde kullanılır. Daha özgül anlamı, dinde, Peygamber’in ölümünden sonra yapılmak istenen nev-zuhur bir yenileme anlamına gelir. Bütün bunlar, “innovation”u kullanan Batı toplumları ile “bid’at”ı kullanan Doğu toplumları arasındaki “muhafazakârlık”, “yenilik”, “değişim” gibi konularda meydana çıkan farklılığı özetler gibidir.

Neyse, sadede gelelim: Türkiye İhracatçılar Birliği böyle bir hafta düzenlemeye, bu “inovasyon”ların sergileneceği bir sergi açmaya karar vermiş. Olmuş bitmiş bile bu işler. Meğer Başbakan’ın sonMuhteşem Yüzyıl gürlemesinin mekânı da bu sergiymiş. Ama sergide, meğer, ancak şimdi öğrendiğimiz daha ne dramlar yaşanmış!

Ama haklıymışım. Olay, adı öyle konsa da, “Türkiye İnovasyon Haftası” olamamış, “Türkiye Bid’at Haftası” olmak üzereyken sorumlu kişilerin vakitli müdahalesi sayesinde bu kötü sonuç engellenmiş. Sonuç olarak, “ne oldu?” derseniz, sanırım bir “Türkiye Haftası” olmuş.

Hatta, bir “klasik”.

Çünkü mankenler var ortada. Sahici insan falan değil ama bayağı da benziyorlar insana, üstelik dekadına! Ve “çıplak”lar! Evet, çıplak!

Şimdi, Başbakan bu ahlâkdışı manzarayı görürse ne der? “Böyle şeyleri gözüm görmesin! Derhal kaldırın!” demez mi? Der! Mutlaka der.

Onun için bu çıplak kadın suretlerinin bir kısmı hemen kaldırılmış. Sergiye katılan bazı tasarımcıların ürünleri de, hokus pokus, abrakadabra, sergiden uçurulmuş. Bazı mankenlerin bacakları kesilmiş! Yetinilmemiş, kolları da kesilmiş!

Allahtan sergiyi canlı mankenle açmamışlar. Bu kafayla onların da bacağını kesebilirlerdi.

Türk İttihatçılar Birliği’nin başkanı olan Mehmet Büyükekşi, belli ki ayrıntıları gözünden kaçırmayan, uyanık ve tedbirli bir kişi, mankenlerin göğüslerinin çıplak olduğunu da hemen fark etmiş. Zannımca bunun üstüne kalan mankenleri ya da mankenlerden kalanları giydirmişler. Çünkü herhalde bunların fazlalıklarını kazıyamamışlar.

Neyin “ucube” olduğu konusunda Başbakan’la bazılarımız arasında bir görüş farkı olduğu biliniyor. Bu işlemler sonucunda benim “ucube” diye niteleyeceğim bazı nesneler üzerinde bazı “innovatif” tasarımlar sergilenebilmiş. Başbakan’ı şoke edebilecek görüntüler temizlenmiş; o da gelip açılış konuşması yapmış. Bu perde arkasında oynanan dramın baş aktörü Mehmet Büyükekşi’ye plaket vermiş. Türk milletinin “inovasyon” yeteneklerini övmüş ve gitmiş.

Bu olaylardan haberimiz olmadan o övgülerden haberimiz olmuştu. Bu milletin tekeden süt çıkaracağını yanılmıyorsam bu bağlamda söylemişti.

Olaylardan Erdoğan’ın kendisini sorumlu tutamayız. Ancak kendisi, kendi hakkında dünyaya bir imge sunuyor, bir süreden beri. Serginin sorumlusu da, bu imgeden çıkardığı mesaja ve anlama göre davranıyor. Bu çerçevede yanıldığını söyleyemem.

Sonuçta bu “Türkiye İnovasyon Haftası” Türkler’in nasıl “inovasyon” yapabileceğini gösterdi: Prokrustes’in yatağını ve yöntemlerini bir kere daha icat ederek, “inovasyon” yeteneğimizi cümle âleme sergilemiş olduk.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.