1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. İmanın Umudun ve İyimserliğin Zaferi
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

İmanın Umudun ve İyimserliğin Zaferi

A+A-

Üstad Said Nursi nin veciz bir sözü var. Derki ‘’Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.’’ Öyle ya; güzel görmek varken, güzel düşünmek varken, hayattan zevk, lezzet, neşe, mutluluk edinmek varken, insanlarımız habire karamsarlığa, kötümserliğe, umutsuzluğa, bedbinliğe ve karanlık görünmezliklere kendini salık veriyor. İnsanlar devamlı şekva eder durur. Devamlı vakıanın, olup bitenin çirkin olan yanına kafa takar. Devamlı kötüler, kendisinden, başkasından ve gelecekten emin olmaz.

Karamsar bakışları nihayetinde gün gelir bir bumerang gibi kendisine döner ve kendisini de karartır. Bu bir tür umutsuzluk halidir. Bu umutsuzluk hali her türlü bozulmaya, bozmaya ve yıkıma insanı müsait hale getirir. Kimisini canına kıymaya götürür. Kimisini eşini, çocuklarını ve ya başkalarını öldürmeye iter. Artık insanın ruh hali şeytanın içine hulul ettiği ve insana her türlü bozgunu ve tahribi yaptırmak için içine yerleşeceği bir siperdir.

Belki dünyanın bu günkü sosyopsikolojik ve politik durumu, yaşanan terslikler, tutuşturulmuş savaşlar, boğuşmalar, boğazlaşmalar, zulümler, yalanlar, talanlar, işgaller, pervasız davranışlar, ihanetler ve benzeri anormal gerçeklik, insanın ruh sağlığını etkiler. İnsanın moral değerlerini çalkalar durur. Ama fazlası ile uyanık olmamız gerekmez mi? Elbette bu psikolojik hücumlara, ruhumuzdaki moral değerlerimizi alt etmesine fırsat vermemeliyiz. Her an imanımızı, dinimizi, diyanetimizi, ahlakımızı, zihni donanımızı ve ötelere olan bağlılığımızı tazelemeli ve muhafaza etmeliyiz.

Günümüz dünyasında yaşanan tüm olumsuzluklara ve vahşetlere rağmen o aşkın olan Allah a inanmak ve ona tutunmak, ötelere sevdalanmak ve geleceğe umut bağlamak, ruhumuzu, gönlümüzü ve aklımızı hoş tutmak, güzele şartlandırmak, devamlı surette uyanık olmak ve ayık kalmak. Gözümüzü dört açıp bir parçası olduğumuz şu sırlı  ve gizemli doğaya ve hayatta olup bitenler içerisinde doğruyu, iyiyi ve güzeli yakalamak için çokça nedenler var. Hani Antik Yunan da yaşamış bilim adamı Arşimet diyordu ya; ‘’Eğer bir noktayi istinadım olsaydı dünyayı parmağımda döndürürdüm.’’ Yani şunu demek istiyor, bir dayanağım, tutuna bileceğim bir kulp, belimi dayandıracağım bir kuvvet olsa idi dünyayı zaptu rapt altına alırdım diyor.

Ama biz Arşimet gibi çaresiz değiliz. Çünkü biz Allah a inanıyoruz. Ondan gelen bir dayanağım, tutunabileceğim bir kulp, belimi dayandıracağım bir kuvvet olsa idi dünyayı zaptu rapt altına alırdım diyor.

Ama biz Arşimet gibi çaresiz değiliz. Çünkü biz Allah a inanıyoruz. Ondan olan kutsal kitap elimizde, ondan gelen şerefli önder önümüzde. Aydınlık yolda kılavuzsuz değiliz. Madem Allah var, her çare var. Aydınlık günler her an karanlık geceleri kovalamakla meşgul. Büyük İslam düşünürü ve Pakistan milli şairi Muhammed İkbal in dediği gibi ‘’ Gecenin zifiri karanlığı sabahın aydınlığına en yakın olan zaman dilimidir.’’

Feleğin çarkı ters dönmekte. Kafir dünya tarihsel intikamın ve hıncın peşinde. Yurtlarımızı talan etmekle meşgul. Kültürümüzü, medeniyetimizi, maneviyatımızı, ahlakımızı, adamlığımızı, birlikteliğimizi, dostluğumuzu, kardeşliğimizi, dürüstlüğümüzü bozmakla, ifsat etmekle meşgul. Yerüstü ve yeraltı servetlerimizi, zenginliğimizi ve iktisadımızı talan etmekle meşgul. Zihinlerimizi, davranışlarımızı, tutumlarımızı, duruşlarımızı iptal etmekle meşgul. Bizi her gün öldürmekle ve birbirimize öldürtmekle meşgul. Akli yetenekleri gelişmemiz olanlarımızın aklını çelmekle, iradesi zayıf olan kişilerin iradelerini yanlış yönlendirmekle meşgul. Toplumlarımız acıların, ızdırapların, trajedilerin toplumları oluvermektedirler. Her taraf kan banyoları, her taraf yangın, her taraf kızıl kıyamet, açlık, sefalet, göz yaşı.

Toplumlarımız bir altüst oluşu, bir hercümerci yaşamakta. Kafir dünya son gelişmiş silahları tüketmekle meşgul. Soysuz modernite ve satanist devletler her gün yeni çıkarmalar ve yeni işgallerle tecavüzlere yeltenmekte.

Bütün bunlar olup biterken ve gözlerimin önünde cereyan ederken imanımızı, umudumuzu korumalıyız. Moral değerlerimiz sarsılmamalı. Karamsarlığa, kötümserliğe, karanlıklara kapı açmamalıyız. Bedbinliğe, bohemliğe, lümpenliğe, ayyaşlığa mazeret üreten ve bu minvalde ağlayan, sızlayan, şekva eden, isyan eden, boş veren, imanda kuşkuya düşüren, azim kıran, şevki, zevki ve atılganlığı felç eden bir felsefenin, şiir ve edebiyatın başlatıcıları olan Ömer Hayyam ın ve Ebul Ala el Mearrilerin ardılları olmamalıyız.

İmanın, umudun, erdemin, hamlenin ve güzelliğin şairi Muhammed İkbal bir dizesinde ne güzel söylüyor. ‘’ İnciler dalgalı denizlerde bulunur.’’ Bu dalgalı ve fırtınalı zaman, bu pak dinden (İslam), kültür ve medeniyetten beslenen öyle düşünce adamları, aksiyon, vizyon ve misyon adamlarını, sanat ve edebiyat dehalarını, toplumu eğiten, eviren ve yetiştiren eğitimcileri ve hamle insanlarını ortaya çıkaracaktır ki buna tarih şahit olacak. Çünkü yalanın doğruyu alt ettiği, doğrulanmamış ve doğrulanmayacak Amerika ve aveneleri olan devletler aslında sonlarını getirecek başlangıca geçmişler. Yemin ederim ki onlar Müslüman milletin kan denizinde boğulacaklardır. Buna belki ömrümüz kifayet etmez ama zaman buna tanıklık edecek.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.