1. YAZARLAR

  2. Ahmet AY

  3. İktidar Savaşı
Ahmet AY

Ahmet AY

Ahmet AY
Yazarın Tüm Yazıları >

İktidar Savaşı

A+A-

7 Şubat 2012'de MIT Müsteşarı Hakan Fidan ifadeye çağrıldığında kamuoyu savcının bu operasyonla "Hakan Fidan'ı 'vatana ihanetten dolayı' tutuklatma ve 'Hakan Fidan'ı KCK ile görüştürmekle memur kıldığı için başbakan Tayyip Erdoğan'ı da aynı suçtan mahkûm etmek istediğine" inanmıştı. Ve ayrıca bu operasyonun cemaat içindeki “cemiyet” tarafından sevk ve idare edildiği söyleniyordu. İştebu operasyondan beri Cemaat-hükümet savaşacak haberleri aralıksız devam etti.

Hizmetin içinde olup bizim 'Hizmetin içinde, ama HİZMETe yabancı' dediğimiz kesim kavgayı büyütmek ve alevlendirmek için çok uğraştı. Maalesef geldiğimiz nokta bu fitnenin tuttuğu noktasıdır.

Peki,

Kim ve nasıl fitne çıkararak alevlendirdi?

Mesela Sayın başbakan bu kavganın en alevlendiği günde bile konuşmalarında HOCAEFENDİ dediği halde kendilerini Hocaefendinin temsilcisi gören ağızlar Tayyip Erdoğan için FİRAVUN diyor. Oysa bildiğim kadarıyla Firavun ifadesi Hocaefendi tarafından başka bir bağlamda ve Sayın başbakanla alakası olmayan bir konuda söylenmiş. Tabi ki bunu Sayın başbakan için ulusolcular söylese kaale almazdım. Ama eğer bunu aynı havzadan gelen biri Sayın başbakan için söylerse kabul edemeyeceğimi de belirtmek isterim.

Bu sebeple "mesele dershane değil, hala anlamadınız mı" diyenleri haklı çıkaracak bu üslubu insaf ve iz'anla açıklamak mümkün değil.

Peki,

Hocaefendinin bundan tam yirmi yıl önceki bir makalesini bugün için, daha doğrusu "Sayın başbakan için yazılmış algısını oluşturmak için 'İBLİSLE MÜCADELE' yazısını bu başlıkla gazeteye monte etmek hangi dershane duyarlılığıyla açıklanabilir?

Kimileri bu kavgayı OSLO kasetlerine, Hakan Fidan meselesine kadar götürmekle haklı duruma düşmüyor mu?

Bakınız,

Türkiye’de 4 ay sonra ciddi bir seçim yapılacak, bu seçimlerde Ak Parti'nin bu kavgadan önceki oy oranının altına düşeceği hesaplanırken hükümetin bu durumu bile bile kavga istemesi beklenemez, ya cemaat..?

Anlaşılan o ki, seçim ağzı Ak Parti'yi köşeye sıkıştırmak isteyen güçler Hizmet'ten birilerini hükümete karşı son derece bilemiş. Bunu nerden mi biliyoruz? (Ölülerin ardından konuşmaya mecbur bırakıldığım için üzgünüm, müsebbibi ben değilim)

Muhterem Hocaefendi bu ülkenin hiçbir değerine sahip olmayan, bu milletin hiçbir hassasiyetini taşımayan, bu devleti beş paralık bir devlet haline getiren, kimsesi olmadığı için yemeyen ama Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yolsuzluklarına iktidarında göz yuman, Türkiye tarihinin en büyük vurgunlarını, en büyük hırsızlıklarını, en büyük banka hortumlarını kendi iktidarları döneminde yaptıran Ecevit'i HİÇ uğruna övmüş yetmemiş, desteklemiş yetmemiş, şefaatini ona tahsis etmek istemiş. Hocaefendi pekâlâ biliyor ki bu milletin nezdinde Ecevit itibarını kaybetmiş bir başbakandır. Bu millet kahir ekseriyetle Ecevit'ten seçimlerde de cenazesinde de razı olmadığını ayan beyan göstermiştir. İşte bu Ecevit'e tanınan tolerans Erdoğan'dan esirgenirse bu kavga başka alana çekilir elbet. Eğer 'ama Ecevit dershanelere karışmadı' diye bir itiraz gelirse biz mesele dershane olmadığını yukarıda yazdığımız yenileriz. Ve deriz ki dershanelere karışmadı ama Ecevit döneminde (1998-2002) başımıza gelmeyen musibet kalmadı.

O zaman ne? Bunun cevabını vermeye çalışacağım, ama önce bir konuya açıklık getirmem gerek.

Seçim ağzı Ak Parti böyle bir kavgayı istemezdi, bu açık ve net. Eğer Tayyip Erdoğan bu kavgayı isteseydi FİRAVUN, KARUN ve en son İBLİS benzetmelerine misliye cevap verirdi. En son konuşmasında da HOCAEFENDI diyen başbakan Erdoğan kavganın hayra hizmet etmediğine inandığını ortaya koymuştur. Buna 'ama ona yakın isimlerin hakaretlerini görmüyorsunuz' diyecek olursa birileri, onlara'hiçbir hakaret İbrahim Öztürk adlı densizin Fahr-i Âlem Muhammed Mustafa SAV için kullandığı hayvanperestlik kokan hakaretten daha ağır değil. Ergün Babahan'ı 'klavye hatası yaptım' itirafına rağmen anında kovan İbrahim Öztürk'ün patronları,bu densizin Resul-'i Ekrem as'a hakareti için günler sonra sadece özür dilemeye davet etti. Eğer ehli Hizmet'in başbakana küfür ve hakaretlerinin gerekçesi başbakana yakın isimlerin Hizmet'e hakaretleri ise (ki bunlar nerede ne demişler, ne hakarette bulunmuşlar bilmiyorum) hiç kimsenin Hz. Muhammed Mustafa’dan daha değerli olmadığını ve hiç kimsenin İbrahim Öztürk densizininin yaptığından daha ağır hakaret etmediğini söylemem gerek.

Demek oluyor ki mesele dershane olmadığı gibi mesele hakaret de değil/miş...

Hocaefendi İsrail için OTORİTE derken buna sanki Malik el Mutlak'ın otoritesinden bahsedermiş gibi sarılanlar, Tayyip Erdoğan ve iktidarına FİRAVUN diyorlarsa burada başka eller, başka kafalar, başka amaçlar aramak isteyenler de haksız sayılmazlar.

Bugün Hocaefendiden dolayı başbakan Tayyip Erdoğan'a hakaret edenlerin bundan kaç yıl öncesine kadar biz Hocaefendi, M. Fethullah Gülen Hoca'mız derken onlar GÜLEN, FETULLAH GÜLEN diyorlardı unutmadık, unutmayacağız.

İşin vahim diğer bir noktası Sayın başbakanın ifade ettiği gibi bunların Hocaefendiyi doğru bilgilendirmedikleri gibi Hocaefendinin açıklamalarını da “başbakana hakaret edilmiş hale getirilerek” yeniden kurgulanıp kamuoyuna duyurduklarına inanıyoruz. Yoksa başbakan haksız bile olsaydı inanıyorum ki Hocaefendi Ecevit'e, İsrail'e, Demirel'e, İbrahim Öztürk'e gösterdiği toleransı fazlasıyla Tayyip Erdoğan'a gösterirdi.

O zaman şuna inanabilirim:

Mesele gerçekten de dershane değil,

Ne? diyecek olursanız cevabım,

Birileri güçlenen Türkiye'den fevkalade rahatsız...

Yoksa dershanelerin yararları, gerekleri savunulsaydı, dershanelere ilgili olumlu kanaat, bilgi ve tecrübelerle konu ele alınsaydı 'evet, dershaneler gerekli olduğuna inanıldığı için mücadele veriliyor' diyebilirdik.

O zaman ne?

Dershane başlığı altında 'eli içerde, kökü dışarıda birileri' hükümete karşı BİR İKTİDAR SAVAŞI veriyor.Tayyip Erdoğan’sız bir Türkiye kavgasıdır. Yani OTORİTEYE karşı savaş… Hizmet bunun neresinde diye soracak olursanız derim ki;

Hizmet kahir ekseriyetle bu kavgayı istemiyor, doğru bulmuyor, ama Hizmetin içinde olup da olan biteni Hocaefendiye doğru aktarmayan, Hocaefendiden gelen bilgileri de kamuoyuna doğru aktarmayan O etkili kanat bu savaşın merkezinde…

Hizmet’teki sağduyulu ve gerçekten de Hizmet ehli olan kardeşlerimiz Tayyip Erdoğan’ı bunlara da yedirmeyecek biliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.