1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. İkinci yılında Dink suikasti…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

İkinci yılında Dink suikasti…

A+A-

Bugün 20 Ocak 2009.

Hrant'ın vurulmasının üzerinden iki yıl geçti.

Tam koca iki yıl.

Türkiye'nin en utanç verici bu nefret cinayeti konusuda düzen, sistem, yargı bir arpa boyu yol alamadı.

Dörde bölündü Hrant'ın davası: Ana dava, Trabzon, İstanbul ve Samsun'da yürütülen dava ve soruşturmalar.

Ana davada tetikçiler yargılanıyor. Asıl azmettiriciler ortada yok, yanıt bekleyen soruları soran da yok.

Ana davayla ilgili asıl sorun mahkeme heyetinin olayın diğer parçalarını, başka yerde görüşülmekte olan davalarını ana davaya katmayı reddetmesi...

Avukat Fethiye Çetin "2. Yıl Bilançosu"nda şöyle diyor:

"Trabzon, İstanbul ve Samsun'da ayrı ayrı yürütülen soruşturma ve davaların (…) bağlantılı suç kapsamında bulunması nedeniyle ana davada birleştirilmesi talepleri her düzeyde ve her seferinde reddedilmiş ancak red gerekçelerinin hukuki ve doyurucu olmadığı dikkat çekmiştir…"

Trabzon'da katil ve çevresini bildikleri halde yeterli önlemi almayan, sahte evrak dolduran, ihbarları değerlendirmeyen ve sisteme sokmayan emniyet görevlileri ve jandarma subay astsubaylarının bir kısmı valiliğin izin vermemesi üzerine adli soruşturmaya bile uğramadı.

Bir kısmının davası ise ana davadan ayrı olarak "ihmal" gibi oldukça hafif bir gerekçeyle görülmektir.

Açıkçası davaların birleştirilmesinin reddi, Trabzon'daki görevlilerin sorumluluklarını asgariye indirmekte, cinayetle varsa doğrudan dolaylı ilişkilerini soruşturma imkanını ortadan kaldırmaktadır.

Oysa bilinmektedir ki, örneğin, dönemin Jandarma Alay Komutanı Ali Öz, Dink cinayeti ihbarlarını sonra görüşürüz diyerek geçiştirmiş, cinayetten sonra etrafına susmayı telkin etmiş ve sahte bir rapor kaleme aldırmıştır.

Bırakın dava birleştirmeyi…

Samsun'da katille bayraklı resim çektiren görevlilerin sadece 2'si yargılanmış ve davaları beraatle sonuçlanmıştır.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında, cinayetin hemen ardından 4483 sayılı yasa uyarınca başlatılan ön inceleme süreci Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen gerekçesiz ve yasaya açıkça aykırı bir kararla sona erdirilmiştir.

Vicdan yaralı ve rahatsızdır…

En azından olmalıdır…

Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu şöyle diyor:.

1. Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü İstanbul'u elde edilen ilave bilgiler ve gelişmeler hakkında bilgilendirilmemiştir.

2. Yasin Hayal'in Hrant Dink'e yönelik eylem planına dair istihbari bilgilerin yanında, Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan'ın dilekçesi ve Hrant Dink'e yönelik suikast tehditleri ile o dönem Hrant Dink'in yargılama sürecinde yaşanan diğer olaylarda dikkate değer hususlar bulunmakla beraber, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce Hrant Dink'in korunması konusu değerlendirmeye alınmamıştır…

Pek ala…

Peki sonra?

Sonuç?

Dink suikastine dair Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu Susurluk'taki Kutlu Savaş raporuna mı dönecektir?

Gerçekleri söyleyen, söylediği için rahatlayan ama hukuki, siyasi hiç bir karşılığı olmayan bir "itirafname"ye…

Tek umut ışığı Ergenekon davasıdır…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.