1. YAZARLAR

  2. Ahmet TAŞGETİREN

  3. İkili dil zorluğu
Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İkili dil zorluğu

A+A-

Kürt meselesi öyle bir şey. İslam, irtica, laiklik de öyle bir şey. Uzun zamandır gözlüyorum, politikacılar, memleketin Doğusunda ve Batısında farklı konuşmak zorunda kalıyor ve Doğu'da (veya Doğu için) söyledikleri Batı'da, Batı'da (ya da Batı için) söyledikleri Doğu'da sorun oluyor.

Şehit cenazeleri için bir şey söylemek gerekiyor, Kürt meselesi için başka bir şey... Nasıl şehit cenazelerinde "Genel af" tan söz etmek imkansızsa, Doğu - Güneydoğu'da da, askeri operasyonları kutsamak toplumsal bedel ödetiyor. Bu, İslam, irtica, laiklik meselesinde de böyledir ve şimdi Baykal böyle bir ikilemin anaforunda tartışılıyor.

CHP'nin bugüne kadar dışladığı, ya da siyasi duruşu sebebiyle CHP'yi dışlayan toplum kesimlerine açılmak...

Ve bir anlamda Cumhuriyet döneminde yine bir anlamda kuvöz veya toplumsal seralarda kendisinin ürettiği toplum kesimlerinden tepki görmek - görmemek...

Bu denge nasıl kurulacak? Çarşafa rozet takmak... Böyle bir ikilemi ateşliyor. CHP, bununla bir kesime "Ben değişiyorum. Bugüne kadarki katı laikçi politikalardan vazgeçiyorum. Benim, benden farklı manevi duyarlılıklara sahip toplum kesimlerinin de oyuna ihtiyacım var. Artık akıllandım. Oy almak için dahi olsa değişim geçirmek bir parti için yadırganmaz.

Kaldı ki ben, art niyetli olmayan çarşaf ya da başörtüsüne karşı değilim" tarzında bir mesaj vermesi lazım. Bu mesajla bu toplum kesiminin, Baykal'ın, başörtüsüne özgürlük gibi daha geniş açılımları umut etmese bile, en azından CHP cenahında küçümsenmediğini, dışlanmadığını, saygı gördüğünü hissetmesi lazım. Oysa ötede bir başka kesim var. Bugüne kadar CHP ile el ele tutuşmuş ve CHP'ye sistemin laik karakteri açısından hayati misyon yüklemiş bir kesim.

CHP'nin ya o kesimi gözden çıkarması ya da o kesime de güven vermesi gerekiyor. Mesela şöyle bir güven: "Tamam, bir açılım yapıyoruz. Ama bu açılım asla CHP'nin temel politikalarından taviz anlamına gelmiyor. Siz de kabul edersiniz ki CHP'nin iktidar olması için klasik taban yetmiyor. Farklı toplum alanlarına açılmak lazım. Bu toplumun kadınlarının yüzde 70'i örtülü.

Toplumun yüzde 70'i muhafazakar. Bu kesimden nasıl oy alacağız? Tabii ki açılımla. Ama herkes emin olsun ki, bu açılım, üniversiteye girebilme hakkını öngörmüyor. (Bkz. Baykal'ın Güngör Mengi'ye söylediği sözler. Vatan, 26 kasım 2008).) Biz kafaların dışındakine değil, içindekine karşıyız."

Bu ikili dil, iki tarafta da, taraftar ve karşıt oluşturuyor. Baykal'ın CHP cenahını tatmin için söyledikleri, muhafazakar kesimde, "Acaba mı?" ümitlenmeleri yanında "samimiyet - siyasi istismar sorgulaması" na yol açıyor.

Baykal'ın çarşafa rozet takma esnasında söyledikleri ise, siyaset esnafında "Türkiye siyasetinde bu cilveleşme normal", CHP ile din arasındaki soğukluktan oldum olası rahatsız olan Anadolu CHP'lilerinde "Oh be!" karşılıkları oluştururken, klasik laikçi CHP cenahında, "İrticaya taviz böyle başlar, sonra arkası gelir, bu tavrın muhafazakar tabana hitap eden partilerden ne farkı var?" tepkisine yol açıyor.

Ben, Baykal'ın çıkışını sorgulayarak geliyorum ve genelde pek umut yüklemiyorum. Ama, bu girişimin, CHP'nin üzerinde yürüyerek geldiği laikçi politikalar konusunda bir irade gevşemesi niteliği taşıdığı açık. CHP, halkla boğuşarak bir yere varamayacak!

Bu, liderliğin kafasına dank etmiş durumda. Halk, kendi adayını dayatmak gibi küçük politik hamlelerle bile CHP'yi zorluyor. Gerisi gelir. Çünkü "halka rağmen" politikası, tek parti politikalarıyla belki bir miktar sürdürülebildi ama, demokrasilerde tıkanmaya mahkum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.