1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. İki haber, bir Kürdistanlı
İki haber, bir Kürdistanlı

İki haber, bir Kürdistanlı

A+A-

Temelde devlet düşmanlığı

AKP Meclis Grubu'nda ve hükümette dört danışmanı tarafından yanlış yönlendirilmekle suçlanan Başbakan Erdoğan'ın ABD'de Başkanlık Sarayı'na rahatlıkla girip-çıkabilen gayri resmidanışmanı, belediye müteahhidi danışmanı Mücahit Arslan'ın da babası olan AKP Diyarbakır Milletvekili M. İhsan Arslan'ın, 1991 yılında Musa Anter, Ömer Vehbi Hatipoğlu, İsmail Beşikçi, Hüseyin Okçu, Azad Germiyani, Ali Bulaç gibi isimlerle Güneydoğu meselesi ile ilgili sorulara verdiği cevapların toplandığı "Kürd Soruşturması" isimli kitaptaki görüşlerinin temeli devlet düşmanlığına oturuyor.

Devletin, Güneydoğu politikasının yanlış olduğunu, devletin Kürtler'i ezdiği, baskı yaptığı gibi iddiaları ortaya atan AKP'li milletvekili, doğum yeri olan Batman'ın Sason İlçesi'ni "Kürdistan" toprağı olarak nitelerken, PKK'lı teröristlere "gerilla" diyor, PKK'nın vahşetlerini ise "Ulusal Kurtuluş Savaşı" olarak değerlendiriyor.

PKK ALKIŞLANMALIYMIŞ!

Arslan, PKK'nın eylemlerinin "alkışlanacak bir başkaldırı" olduğunu iddia ederken, AKP'li milletvekili, Misak-ı Milli sınırlarının da "hiçbir şeyi ifade etmediği" görüşünü savunuyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, "70 yıldır Kürtler'i ezdiğini" ileri süren AKP'li milletvekili M. İhsan Arslan, devletin Kürtler'e haksızlık yaptığını, Kürtler'in istediği tüm hakların da verilmesinin şart olduğunu belirtirken, meselenin tek çözümünün Türkiye'nin tamamında uygulanacak "Eyalet Sistemi" olduğunu düşündüğünü söylüyor. İşte Güneydoğu Anadolu Bölgemizi "Kürdistan" toprağı olarak ilan eden AKP Milletvekili ve Başbakan'ın akıl hocalarından M. İhsan Arslan'ın görüşlerinden bazı satır başları:

- İster TC'nin zulmünden, devletin teröründen bahsedelim, ister PKK'nın Kurtuluş Mücadelesi'ne dönüşen eylemleri yahut sivillere yönelik katliamlardan bahsedelim, ister bu gelişmeler karşısında bölgede Müslümanlar'ın takınması gereken tavrın ne olması gerektiğinden, netice değişmiyor...

- İğneyi kendinize, sonra çuvaldızı karşınızdakine batırın. Bu inkarcı ve kanlı politikalar karşısında siz olsaydınız ne yapardınız? Son İslam devletini, hilafet makamını ve onun müesseselerini hangi sebeple olursa olsun ortadan kaldıran ve yegane politikası İslam'a düşmanlık ve onu yok etme esası üzerine kurulan bir zihniyet ve otoriteye karşı girişilen tüm isyan ve baş kaldırıları alkışlamak gerekir.

- Mücadelenin ilk günlerinde bir köye gece gizli gidebilen gerilla timleri, artık gündüzleri gitme imkanı bulmuştur...

- Zulme karşı verdiği mücadele sonunda halkın mazlumiyeti yanında ve onun yegane koruyucu ve destekçisi konumuna giren gerilla hareketi, bu imajı ile bölge halkının gözünde muteber bir kişiliğe sahip olmuştur.

- Başlangıçta silahlı mücadele ile şiddet uygulayan devlet arasında bocalayan halk, daha sonra ulusal kurtuluş mücadelesi verdiği kabul edilen PKK hareketi yanında yer almaya başladı.

- Çeşitli iç ve dış mahfillerin hesap ve senaryosu sonucu HEP Temsilcileri SHP bünyesinde parlamentoya girme fırsatı elde etti. Bu Kürd milletvekilleri de parlamentoyu ulusal mücadele için bir cephe yapmaktan geri kalmadılar.

- Devlet geçen 70 yıl boyunca Kürdler'e haksızlık yapıldığını açıkça itiraf ederek Kürdler'in sosyal ve siyasal yaşamda kendilerini ifade etmelerine imkan tanınmalıdır...

- Anayasa başta olmak üzere mevcut yasalarda gerekli düzenleme ve değiştirmeler yapılarak yasal engeller kaldırılmalıdır.

- Askeri önlemlerin çare olmayacağı düşüncesinden hareketle bölgedeki tüm ilave askeri birlikler geri çekilmeli, Özel tim ve koruculuk sistemi kaldırılmalıdır.

- Ve son olarak Özal ile aynı öneride bulunmanın sıkıntısını duymakla birlikte, kısa vadede alınması gerekli yegane önlemin (aynı zamanda yegane çözümün) Türkiye'nin tamamına uygulanacak yeni bir "EYALET SİSTEMİ" olduğunu hatırlatmak isterim.

"BENİM VATANIM KÜRDİSTAN"

AKP Diyarbakır Milletvekili M. İhsan Arslan'ın, Kürd Soruşturması isimli kitaptaki, hakaret içeren sözlerinden bazıları da şunlar:

- Kemalist, laik ve demokratik ilkeler, TC Anayasası'nın ilk ve temel ilkeleri, Türkiye'de yaşayan herkese zorla dayatılmaktadır. Yani Türkiye'de varolan herkes, bu ilkelere iman etmek ve yaşamının her safhasında ona uygun amel etmek zorundadır. Meclis'i tamamı değil, halkın tamamı istese bile bu ilkelerin değiştirilmesi talebinde bulunulamaz...

- Yapmaya çalıştığım izah çerçevesinde, doğduğum yer olması itibariyle Kürdistan vatanımdır. Halen yaşamakta olduğum yer itibariyle de Türkiye vatanım durumundadır. Ayrıca Ay ve Merih'te değil de dünya coğrafyasında yaşıyor olmam nedeniyle de dünya vatanımdır...

- Şuraya gelmek istiyorum. Müslümanların vatanı neresi ise orayı korumak, orayı kurtarmak ve vatan diye orasını isimlendirmek gerekir. Bu manada Türkiye coğrafyasının Misak-ı Milli ile çizilen sınırları hiçbir anlam ifade etmemektedir.. kaynak.heddam

27.09.2006
Bir garip çete...
Nasuhi Güngör-Stargazete 

Birkaç gündür tuhaf bir haber metnini anlamaya çalışıyorum. Tuhaflığı şurada. Haberi gazetelerden, internetten, ajanslardan okuyorsunuz; ama tam olarak ne söylediğini anlayamıyorsunuz.

Haber konusu ‘Matkap’ adıyla bilinen operasyon. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddianameyi tamamlamış. İddianamede üç ay önce vefat eden MHP eski milletvekili Mehmet Gül olmak üzere, AK Parti Diyarbakır Milletvekili M. İhsan Arslan, Şırnak Milletvekili Abdullah Veli Seyda, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım, emniyet müdürleri, vali ve asker olmak üzere pekçok isim geçiyor.

İşin ilginç tarafı tam da burası. Çünkü okuduğunuz haberlerden kim sanık, kim mağdur, kim şikayetçi, kimler neyle suçlanıyor anlamak mümkün değil. Hele dosyaya giren bazı dinleme kayıtlarıyla birlikte iş iyice karışıyor. Tam bir kimin eli kimin cebinde belli değil hikayesi.

Oysa olup bitene biraz yakından bakınca ortada hayli çarpıcı ve ürkütücü bir dosya olduğunu görüyorsunuz.

Bir yanda PKK’nın açıkça ölümle tehdit ettiği isimler. Diğer yanda ‘Sizi öldürecekler, biz sizi PKK’dan koruruz’ iddiasıyla ortaya çıkan bir yapılanma.

‘Biz sizi koruruz’ diyen yapının içinde eski milletvekili Mehmet Gül’den, Yeşil’e, PKK itirafçılarından bazı subaylara kadar pekçok isim var.

Tehdit altında olanlar ise AK Parti’nin iki güneydoğu milletvekili, İhsan Arslan ve Veli Seyda.

Peki bu ilişki nasıl kurulmuş? Yani milletvekillerine PKK tehdidi nasıl ulaşmış ve sizi koruruz diye ortaya çıkanlar tüm bunlardan hangi vesile ile haberdar olmuşlar.

Konunun birinci dereceden muhataplarıyla yaptığım görüşmelerden bazı notlar aktarmak istiyorum.

Mesela Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan’a yönelik tehditler, sadece bu hadiseyle sınırlı değil. Çok daha öncesinden kendisine, PKK dahil muhtelif odaklardan tehditler geliyor. Hatta bu yüzden kendisine koruma tahsis ediliyor.

‘Matkap’ çetesiyle birlikte ortaya çıkan tehditler bu zincirin sadece bir parçası. Tek fark şu. İhsan Arslan’ı bu tehdidin varlığından haberdar edenler, bizzat tetikçi olarak söylenen ismi alıp kendisine getirmek istiyorlar.

Bu noktada İhsan Arslan muhataplarıyla görüşmeden önce devletin tüm resmi makamlarını haberdar ediyor. Ankara Valisi, Ankara Emniyet Müdürü, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı, İstanbul Emniyet Müdürü, ‘Matkap’ kapsamındaki bu tehditten haberdar ediliyor. Ayrıca Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na da suç duyurusu yapılıyor.

Yani özeti, İhsan Arslan, kendisine yönelik tehdidi resmi olarak ilgili kurumlarla tek tek, isim isim paylaşıyor. Dolayısıyla da ortada ‘Matkap’ diye adlandırılan yapıyla kurulan gizli-saklı bir ilişki filan yok. Tehdit meselesiyle ilgili tüm görüşmeler, devletin resmi makamlarına bilgi verilmesinden sonra yapılıyor.

Peki ortada bu ilişkiden sağlanan bir çıkar var mı? Yani mesela İhsan Arslan, bu tehditten kurtulmak için adı geçen organizasyona herhangi bir maddi yardımda bulundu mu? Ya da onlara ait bir işin çözümüne katkı sağladı mı? Çünkü gazetelere yansıyan haberlerde buna dair iddialar var.

Bu bölümü İhsan Arslan’ın bizzat kendisinden aktaralım:

‘Hiçbir şekilde bu görüşmeler öncesinde ya da sonrasında onlarla bir iş ilişkim olmadı. Onlara herhangi bir vesile ile çıkar sağlamam da sözkonusu değildir. Bu konuda kendimden eminim ve rahatım.’

Arslan, davayla ilgili daha fazla konuşmaktan yana değil. ‘Ben şahsıma yönelik tehditlerle ilgili gereken tüm makamları bilgilendirdim. Şikayetimi, mağduriyetimi ifade ettim. Gerisi onlara kalmış.’

Matkap’la ilgili dava süreci devam ediyor. Devlet içinde ya da dışında hangi güçlerin kimlerle ne yaptığı zaten dava sonucunda ortaya çıkacak.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.