1. YAZARLAR

  2. Mehmet Arı

  3. İki Arada Bir Derede Kalmak
Mehmet Arı

Mehmet Arı

Yazarın Tüm Yazıları >

İki Arada Bir Derede Kalmak

A+A-

     Gençlik yıllarımızda hem kitap okumaya çalışır, hem de ders çalışmaya çalışırdık. Okuduğumuz kitaplar fikir kitapları ağırlıklı idi. Fikir kitapları, okulda verilen bilgiler gibi, öğrenmeye ve dikkatli bir incelemeye muhtaç idi. İkiside öğrenmeye dayanıyordu. Lakin biz derslerdeki yoğun ve verim almaya yönelik çalışmaya rağmen kitapları okuyup geçiyorduk. Derslerdeki tekrarı ve pekiştiriciliği okuduğumuz kitapların hiçbirinde hemen hemen yapmadık.

     Hem daha çok kitap okumak istedik hem daha çok ders çalışmak.  Doğal olarak bu ikisini yapmak insanı epey zorluyordu. İkisininde hakkını tam olarak ödeyemedik. Ne ilim yolunda uzun mesafeler katettik ne de bilim yolunda. Yıllar sonra bulunduğum noktada bakarken, hayatımda iki işi aynı anda yaparken ikisini de tam olarak başarıya veya zirve noktasına taşıyamadığım oldu. Daha fazlası  kitap okurken, ders çalışmaya geçiş dönemlerinde sürekli bir travmaya maruz kalır gibi kitabı da dersi de bırakırdım.

     Sonraları ulusların kitap okuma alışkanlıklarının bilimsel verileri elimize geçmeye başladı. Bir insan hem bilim adamı olabiliyor hem de yılda ortalama 25-30 kitap okuyabiliyordu. İki işi aynı yapabiliyor gibi görünüyordu. Onlarda neden böyle bir sorun olmuyordu.

     Cemaat sohbetlerinden geçen insanların bilimsel alanda başarılı olabilmesi için çoğu kitabı bırakmak zorunda kaldı. Kitap okumayı ısrarla isteyenler ise iki alanda belli bir birikime sahip olamadı. Kitap okumayı bırakmakla suçlananlar, namaz kıldığı halde davadan düşmüş olarak görüldü.

     Tasavvufi faaliyet gösteren yapılar,  manevi yolda ilerlerken, bilimsel ağırlıklı çalışanlar ise bilim alanda öncü oldular. İkisinde de eksik olan bir kısım vardı çoğu kişiye göre. Çoğu kişi tasavvufu sosyal olaylarla az ilgileniyor diye suçlarken, kendisinin çabasının da anlamsızlığını göremiyordu. Bilimsel değerler peşinde koşanlar ise ahlaki yozlaşma ilesuçlandı. Makam ve mevki meraklısı diye suçlandı. Onun gibilerinin makama ulaşınca aynı ahlaki sorunlara doğru yelken açtığını göremiyordu. Oysa o kişi de aynı cemaat eğitim sisteminden geçmiş olduğu için, aynı yetkilere sahip olduğu zaman aynı hatalara sahip olabileceğini düşünemedi ve sadece yozlaşanları suçladı. Aynı sofradan yemek yiyen insanların, fiziki ve ruhsal gelişim olarak birbirine paralel etkilere sahip olacağı görülemedi.

     İki arada bir derede kalmak. İki cami rasında benamaz olmak.  İki sandalye arasında ayakta kalmak. Yerli yabancı sözlerden derlenen bu vecizeler. Hepsinin ortak noktası iki eşit durum olmasıdır. Cami, sandalye ve diğeri. Eşit iki durum arasında kalan insanların ikisinden de olduğunu gösteriyor. Sözler şu şekil değildir, bir cami bir kilise, bir dere bir deniz, bir sandalye bir masa. Üç sözünde ortak noktası, eşit iki durum arasında insanın ikisinden de mahrum kalacağıdır. Peki neden bizde bilimsel faaliyetleri yürütenler kitapları bırakmak zorunda kaldı veya kitap okumaya çalışanlar neden bilimsel çalışma yapamadılar.  Diğer toplumlarda ki bilimsel başarılara rağmen meydana gelen bu yüksek kitap okuma ortalamasının nedeni neydi? 

     Diğer toplumlarda daha çok okunan kitaplara dikkat ettiğimizde, kişiyi yaşamında daha çok zorlayacak fikir kitapları yerine onu mesleğini yaparken veya bilimsel çalışmalar ile uğraşırken motive edecek roman ve gündelik hayata yönelik kitaplardan oluşmaktadır. Bizler mesleğimiz dışında okuduğumuz kitapların(fikir) özelliğinden dolayı okuduğumuz her kitap bizim yaşam enerjimizi azaltırken,  başka toplumlarda ise motivasyona neden olmaktadır. Aslında içerik olarak incelediğimizde fikir kitaplarının bir uğraşı olmaktan ziyade bir meslek haline getirilmesi gerekir. Bir anlamda fikir kitapları okumak, fikir işçiliği statüsüne kavuşturulmalıdır. Meslek ve bilimsel olarak yıpranan insanlardan fikir kitapları okumasını beklemek o insana yapılabilecek en ağır eziyetlerden biridir.  Akşama kadar ağır işte çalışmış birine, akşam da ağır iş yaptırmaktır. 

     Bizim insanlardan istediğimiz, mesleğinde başarılı ve dürüst olmasıdır. İnsanları iki eşit durum(bilim ve fikir işçiliği) arasında bırakırsanız, insanları iki durumdan muaf olmasına neden olursunuz. Yapmanız gereken insanların başarıya dürüst bir şekilde ulaşmasını sağlamaktır. Bunun için diğer toplumların çalışma motivasyonu için okuduğu roman ve  gündelik hayat kitaplarının motivasyonununu dürüstlük üzere kurmanızdır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum