1. YAZARLAR

  2. Mehmet Arı

  3. İhtiyaç Duyulan Değer "Şeffaflık"
Mehmet Arı

Mehmet Arı

Yazarın Tüm Yazıları >

İhtiyaç Duyulan Değer "Şeffaflık"

A+A-

   Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kişidir. İnsanlara islamı kabul ettiren davranışların en önemlilerden birisini bu hadisi şerif dermayan etmektedir. İnsanlar kendilerini güvende hissetmediği bir limana sığınmak istemezler. Eğer kişi kendisine sunulan teklifin mahiyetinden emin ise ondan kendisine zarar gelmeyeceğini bilir. Hatta onun yaşamını daha güvenli hale getireceğini düşünür. Bu teklifle gelen kişiye de güven ile bakar. Bundan dolayı müslümanların davranışlarında iç pazarlık yapmaması, vereceği mesajın net ve şeffaf olması lazım. Yani kişinin içi ve dışı bir olması lazım. İçi ve dışı bir olan kişiler ve kurumlar toplumda güven ve itibara sahip olurlar.  Kişi topluma karşı şeffaf, açık ve net olmalıdır.                                                                                 

       Bu eminlik ve şeffaflık kurumlar içinde geçerlidir. İslam’ın hedefi toplumun kurtuluşudur. Toplumu kurtarma hedefiyle ortaya çıkan bir yapının, kendini toplumdan gizlemeye çalışması, toplumun yapıya her zaman belli bir mesafede yaklaşmasına sebep olacaktır. Çünkü insanlar kendini kurtarmak isteyen yapılara, sistemlere tam bir güven duymak isterler. Gerekirse canını feda edecek bir davranış için, kişide fikre, ideolojiye güven duyma durumu tam olması gerekmektedir. Cemaatin bir kısmını gizleyerek, ulaşılamaz zannederek kendini toplumdan ayrı tutmak aslında kendini üstün görme ve bir kibrin sonucudur. Cemaatlerde sürekli gizli bir karar alma organının olması, hem yapıya karşı hem topluma karşı bir kibir örneğidir.

Kendilerini hem devletten hem toplumdan gizlemeye çalışmak, topluma üstten bakmanın bir sonucudur. Her zaman toplumun bilmemesi gereken bazı bilgilere sahip olduğu kanısını cemaate ve toplumda uyandırmaya çalışmak sağlıklı bir ruh yapısına sahip olunmadığını gösterir. Bu davranış cemaat bireylerine de sirayet etmekte, ailesine ve dostlarına karşı sürekli bir gizlilik içinde olmakta, kendini onlardan ayrı ve farklı biri gibi hissetmektedir. Büyük devletler bile arşivlerini belli bir süreden sonra yayınlayabilmektedir. Devletlerde güvenlik toplantılarının, devlet kararlarının alınacağı toplantıların saati ve zamanı kimlerin katılacağı bellidir. Toplantıya herkes katılamasa bile toplantının içeriğini basına ve halka bildirirler.

       Devleti sürekli kılan halka hesap verilebilirliğidir. Devletler liderleri ölse bile baki kalır. Bunu sağlayan yönetici kadronun seçimi toplumun gözü önünde olmasıdır. Devletler çökmeden önce kimin devleti yönettiği, kararların nerden alındığı ve yönetimde kimlerin olacağı bilinmediğinden şeffaflık kaybolur.

   Cemaatlerde açıklık ve şeffaflık olmadığı zaman liderlerin ölmesi ile cemaatlerin ölmesi aynı anda olmaktadır. Belki fiziki olarak varlığını sürdürmektedir. Lakin etkinlik olarak marjinalleşebilmektedir. Toplum ve İslam için tehlike haline gelebilmektedir. Tasavvufi cemaatlerin yüzyıllar boyunca ayakta durmalarının bir hikmeti burada yatmaktadır. Tasavvuf bir sistemdir, ahlakı güzelleştirmek için yola çıkılmış, basamaklardan oluşmuş en sonda güzel ahlaka kadar giden bir yoldur. Yani bir lider kurumu değildir. Sistemi olduğu için lider ölse bile devamlılık gösterecektir. Yıllarca üzerine sayısız kitap yazılmış, yolları ve kademeleri tüm toplum tarafından bilinmektedir. Tasavvufu uzun soluklu kılan şeffaf ve güvenilir yapısıdır. Bunun yanında cemaatleri ise yok olmaya götüren durum ise onun lider ile ileriye taşınmasıdır. Şeffaf ve yönetilir bir kurum olmaktan ziyade lidere ipotekleşmek çoğu zaman hatalı kararların ve liderlerin sorgulanmamasına neden olmaktadır.

    Toplumlar, devletler, şirketler dünyada değişen sistemle beraber kendini yenileme çalışmalarına girdi. Yenileyenler ayakta kaldı, ön plana çıktı. Geride kalanlar ise ya diktatörlükle veya köşede bakkaliye olarak yönetildi. Cemaatler ise sistem olarak peygamber döneminin sistemini kullanmaktadırlar. Oysa yapılması gereken sistemin şekil olarak değil etik olarak peygambere uymasıdır. Cemaatler ister devrimci bir mücadele isterse uzlaşmacı bir mücadele verebilir. Bunlar tercihlerdir, yanlış veya doğru kişi tercihlerinin bedelini çeker. Lakin önemli olan değerlerdir. Yalan söylememenizdir, ilkeli, davranmanızdır. Sistemleri ilkeli kılan değerleridir. Bazen bir savaşçı değer görür, bazen bir siyasi. Onlara değer veren ilkesel davranışlarıdır. Sistemlerini değiştiremeyen, çağa uygun hale getiremeyen yapılar, gelişmenin önünde mutlaka engel çıkarlar.

   Burada başka bir sorun nasıl bir şeffaflık ile yapıyı yönetmektir. Lider merkezli mi yoksa sorunların ve sorumlulukların paylaşıldığı bir şeffaflık mı? Ortaçağ’da devletlerin yönetimi merkezi güçlendirmek üzerine idi. Çünkü merkez dışından gelecek sorunlardan merkezin haberi geç olacağı için merkez her türlü soruna dirayet gösterebilmesi için kendini çok güçlü yapıyordu. Osmanlı’da saltanatın sürmesi ve padişahın çok güçlü yetkilere sahip olmasının nedeni budur.  Lakin günümüzde iletişimin yaygınlaşmasıyla beraber çoğu merkez gücünü paylaştı. Çoğu ülkede eyalet sisteminin olmasının nedeni budur. Çevrede oluşacak sorunlara eyalet sisteminde sorun daha hızlı çözülebilmektedir. Hatta günümüzde kurumlarda uygulanmaya başlayan bir yerellik ile kurum kendi sorunlarını çözmeye çalışmaktadır. Merkezden yönetilen devletler günümüzde diktatörlükle bir tutulmaktadır.

Cemaatlerde liderlik süresi kısıtlamasına bile gidilme seçenekleri uygulanabilir.  Üç-dört dönemlik yönetimden sonra fahri başkanlık alternatifler arasında olabilmesi lazımdır. Çağdaş yönetime göre şekillenmiş bir şirket veya devlet sistemi incelenerek bunu yapıya aktarmak yapılabilecek işlerin başında olması gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.