1. YAZARLAR

  2. Nevzat ÇİÇEK

  3. Hz. Muhammed, Uludere’ye nasıl tepki gösterirdi?
Nevzat ÇİÇEK

Nevzat ÇİÇEK

timeturk
Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. Muhammed, Uludere’ye nasıl tepki gösterirdi?

A+A-

Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve dindar camianın en çok okuduğu yazarların başında gelen Ahmet Altan, Uludere ilgili olarak yazdığı “Hazreti Muhammed yaşasaydı, Uludere katliamı karşındaki tavrı ne olurdu?” yazısını sonlandırırken “Hazreti Muhammed susardı” derseniz, ben de bir daha asla din ve dindarlar hakkında tek kelime yazmayacağıma söz verir,sizi rahat bırakırım, peygamberi Uludere katliamı karşısında susacak bir din zaten benim ilgimi çekmez. Ama “peygamber susmazdı“ derseniz, “ey Muhammed’in ümmeti siz niye susuyorsunuz” derim” diye soruyordu.

Altan’ın bu konuşması anlaşılan dindar kesimin gençlerini oldukça etkilemişti. Dindar kesim bu sorunun cevabını oturduğu sohbet ortamlarında verirken, muhafazakâr köşe yazarlarının büyük bir kısmı ise sessizliği tercih etti. Ancak bu sessizlik aslında dindar kesimde neden Altan veya başka liberal yazarların neden çok okunduğunun da cevabını içeriyordu.

İslam öncelikle haksızlık kimden karşı gelirse gelsin onun karşısında olmayı emrediyor. Günümüz dindarların bir kısmı ise haksızlığın kimden kime karşı geldiğine bakarak tavır belirliyor. Herkesi bir potada ne kadar eritmek mümkün değilse de ağırlıklı olarak böyle bir düşüncenin varlığını gözden kaçırmamak gerekiyor.

Ahmet Altan’ın bu sorusuna en somut cevabı geçenlerde dinlediğim bir hutbede buldum. Uludere’den gelen anneleri, aralarında Mazlumder, İHH, Akabe-Özgürder-Anadolu Platformu- Akdav-Hikmet Vakfı- Araştırma Kültür Vakfı gibi İslami hasiyetleri yüksek sivil toplum kurumları misafir ettiler. Gelen annelerin haykırışlarına kulak veren bu STK’lar onlarla birlikte bir basın toplantısı düzenleyerek bu işin takipçileri olacaklarının altını tekrar çizdiler.

Heyet basın toplantısını düzenledikten sonra AKABE Vakfı’nı ziyaret etti. AKABE Vakfı’nda yıllardır Mustafa İslamoğlu Hoca, hem Cuma namazı kıldırıyor hem de Esmaül Hüsna dersleri veriyordu. O gün Akabe Vakfı’ndaki Cuma namazında Mustafa İslamoğlu Uludere annelerinin kendilerini ziyaretiyle ilgili hutbede şunları söyledi: “Uludere anneleri şu anda Cumamızda misafirimizdir. Cumayı bizimle kılmaya gelmişler. Uludere’de mazlumen katledilmiş kardeşlerimizin yakınları, anneleri bunlar. Onlara hoş geldiniz diyorum, sefalar getirdiniz diyorum. Uludere son olsun bir daha asla yaşanmamalı diyorum.

Allah Resulü Halid Bin Velid’i Cezime oğullarına gönderdi. Bir yanlış anlaşılmadan dolayı Halid Bin Velid burayı bastı. Orada mazlum ve mağdur insanlar yanlışlıkla katledildi. Allah Resulü ertesi gün bunu haber aldığında iş işten geçmişti. Halid’i çağırdı. Halid geldi. Resulallah Halid’in geldiği taraftan yüzünü öbür tarafa çevirdi. Halid oradan geldi Resulaallah öbür tarafa çevirdi, Resulaallah bunları yaparkan elleri semada gözlerinden yaşlar akıyor, “Yarabbi ben Halid’in yaptığından beriyim. Ben Halid’in yaptığından beriyim, Ben Halid’in yaptığından beriyim.” (uzağım.)

Bir masum bir dünyadır. Bir can bir dünyadır. Bir masumun hayatına kıymak insanlığı katletmektir. Dolayısıyla bu asla tasvip edilemez, asla onaylanamaz savunulacak hiçbir tarafı yoktur, mazereti bile yoktur. En yüksek düzeyde özürse özür, tazminatsa tazminat, gönül almaysa gönül alma hepsi yapılmalıdır. Zira dost bunu bekler, düşmansa fırsat. Bu ümmetin arasına kan girmemeli. Bu anlamda kimlerin ne dolaplar çevirdiğini biz bile artık takip edemiyoruz. Benim dilime kavmin adı değdi mi zehirli bir şey deyiyor. Benim defterimde ırkçılık şeytancılıktır. Çünkü ilk ırkçı şeytandı. Onun için ben bir müminin ırkını sormam, merak etmem bu anlamda mazlum mu ona bakarım. Bu bir insaniyet meselsidir önce sonra İslamiyet meselesidir. İnsanlığımız ve İslamlığımızın gereği neyse onu yapalım” diyordu.

Öncelikle Uludere Roboski’de yaşananlara hutbeden bu kadar net biçimde karşı çıkmak son derece önemli. Bu alışkın olduğumuz durum değil. Yıllardır başta Bosna, Keşmir, Irak vb. zulüm coğrafyalarındaki zulmü hutbelerde duymaya alışmıştık ama iç siyasette fırtına koparan, 33 vatandaşın hayatını kaybettiği bir meseleyi hutbede söylemek her babayiğidin harcı değilmiş demek ki, eğer söylemek babayiğitlikse şu ana kadar neden bir hutbede bunun dile getirilmediğini de sorgulamak gerekiyor.

Peygamberimiz Halid Bin Velid’in hatasını öğrendi sonra çok çok üzüldü. Hz. Ali’yi Cezîme kabilesine göndererek öldürülenlerin tazminatlarını ödetti.

Bugün Hz. Muhammed hayatta olsa idi Uludere meselesinde yaşananlardan ötürü yüzünü çevirecek, tazminatı ödeyecek, sorumluları teşhir edecek ve ailelerin gönlünü alacaktı.

Taraf 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.