1. YAZARLAR

  2. Sena Betül ÇEKER

  3. Huzurun Anahtarı
Sena Betül ÇEKER

Sena Betül ÇEKER

Yazarın Tüm Yazıları >

Huzurun Anahtarı

A+A-

 

"İnanmak başarmanın yarısıdır, inanç kaybolduğunda insan da kaybolur" vb. sözler epeyce yer etmiştir hayatımızda. İnanmayla ilgili ciltlerce kitap yazılmış, nlp adı altında bir sektör bu kavram üzerinden oldukça ciddi paye kazanmıştır.

Peki neye, niçin inanmak? Kişisel gelişim eğitimlerinde inanmak eksenli bir başarı anlayışı aşılanırken, kişinin kendine inanması hedeflenir. Öyle ki, ego tavan yapma noktasına gelir. Ben yaparım, ben, ben, ben... İnsan kendi kendine herşeyi başarabileceği yalanına inandırılır esasında. Bu da ciddi bir tehlike oluşturur zamanla. Çünkü insan yapısı gereği, kendi kendine yetme adına, ihtiyaçlı olduğunu unutur, kendini müstağni görüp, azgınlaşır . (bknz. Alak 6-7)Ya da tam tersi ufacık bir başarısızlıkta darma dağın olur ki; toparlayabilene helal olsun. Yaşadığı hayal kırıklığı, insanlara karşı hatta kendine bile güvensizliği de beraberinde getirir. Oysa iman, güven , emin olmak demektir. Emin olan, aynı zamanda emin olunandır da esasında.

Güven duygusu doğum anından itibaren bireyin bu hayatta sağlıklı varoluşunun anahtarıdır diyebiliriz. Daha anne karnındayken, güven duygusuyla tanışır her bir birey. Doğum gibi müthiş bir yolculuktan geçen bebek, dünyaya gözlerini açtığında, ciğerlerine dolan hava, canını acıtır ve ağlamaya başlar. İlk kez acıyla tanışan bebek, sığınacak liman arar. Annenin şefkatli kolları, kokusu bebeği sakinleştirir. Anne karnındaki gibi hep kendini güvende hissetmek ister.

Tabi her bebek bu kadar şanslı olamıyor maalesef. Bu durumda da bebek, kendisiyle ilgilenen her kimse ona karşı güvenle sımsıkı sarılıyor. Kimsesi olmayan bebekler için durum içler acısı. Karnı doyuyor, ihtiyaçları giderilebiliyor belki ama, hayatı boyunca kocaman bir boşluk oluşturacak olan güven duygusundan yoksun bir şekilde büyüyor ve güvensizliğin verdiği psikolojik sorunlar, travmalar, şiddete eğilimlilik, kimseye güvenmeme, bitmek bilmeyen huzursuzlukla karşı karşıya bırakıveriyor insanı.

Fani olana sıkı sıkı sarılıp güvenen insanoğlu, her daim bu sonu yaşamaya mahkumdur esasında. Çünkü hiç bir yaratılan baki değildir. Sevdiğimiz, güvendiğimiz her ne varsa, tayin edilen bir vakte kadar bizimle. Bu yüzden, Baki olana, bizi hiç bırakmayacak olana, şah damarımızdan bile yakın olup, bizi bizden daha iyi tanıyana ve her şeyin bilgisi, kudreti elinde olana güvenmek, inanmak, kısacası iman etmek, kişiye huzur kapılarını sonuna kadar aralamakta. Kalpte var olan imanın verdiği huzur, bütün uzuvlara da sirayet eder zamanla. Malumunuz vücuda ihtiyacı olan enerjiyi taşıyan kan, kalp vasıtasıyla pompalanır. İman ile coşan bir kalbin pompaladığı kanın da vücudumuza yayacağı pozitif enerjiyi varın siz düşünün. Mehmet Akif'in dediği gibi;

"İmandır o cevher ki, ilâhî ne büyüktür,

İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür."

Tek olana, hiç bir ortağı olmayana iman, kalbi pas tutmaktan, katılaşmadan kurtaran tek reçetedir. Şunu unutmayalım ki; İmanın iktidar olmadığı kalpte, şeytan ihtilal yapar.

İmanla, muhabbetle kalın huzurla. Selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum