1. YAZARLAR

  2. Hayrettin KARAMAN

  3. Hürriyet, din ve ahlak
Hayrettin KARAMAN

Hayrettin KARAMAN

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Hürriyet, din ve ahlak

A+A-

Ancak hür insanların ahlaki ve dini davranışlarında samimiyet bulunabilir. Baskı altında ahlaka ve dine uygun davranan insanlara gelince bunların da samimi -baskı olmasa bile öyle davranacak olanları- bulunabilir, ama 'baskıcının istediği gibi görünme' şaibesi daima mevcuttur.

Hürriyet ile din ve ahlak arasındaki ilişkinin bir başka boyutu da haddin ve hakkın tecavüzü ile ilgilidir. Kayıtsız, şartsız, sınırsız bir hürriyet hiç olmamıştır ve olmamalıdır. Bütün mesele 'kayıt, şart ve sınır'ın, hürriyetin özüne zarar vermeyecek ölçüde olmasında düğümlenir. Dindarlar, hürriyete dayanarak dini değerlerin çiğnenmesine razı olmazlar, bundan incinirler ve tepki gösterirler. Herhangi bir ahlak felsefesini ve buna göre yaşamayı benimsemiş olanlar da o ahlak ilkeleri çiğnendiği, hiçe sayıldığı ve alenen ihlal edildiği zaman rahatsız olur, tepki gösterirler. Yasama ve veletin diğer organları işlerini yaparken ülkede huzur, güven ve asayişin var olmasını ve bozulmamasını hedefe koyarlar/koymalıdırlar. Hürriyetle ilgili düzenleme ve uygulamalarda da bu esasın göz önüne alınması zorunludur.

Ülkemizde düşünceyi açıklama ve basın hürriyeti dahil bir takım temel hak ve hürriyetler anayasada yerini almıştır ve uygulamada da işler durumdadır. Bu ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan Müslümanların din ve ahlak anlayışlarına aykırı bir davranış, hürriyete dayanılarak ortaya konursa büyük kitle bundan rahatsız olur ve tepki gösterir. Hürriyetçilerin 'azınlığın aykırı davranışlarına imkan verilmeli, çoğunluğun baskısı devlet tarafından engellenmelidir' şeklindeki talepleri -ben ısrarla iddia ediyorum ki- tam olarak gerçekleşmez; bu dünyanın her yerinde az veya çok böyledir. Bu durumda hürriyete dayanarak çoğunluğun dini ve ahlaki değerlerini hiçe sayan, bunlara saygı göstermeyen, alenen çiğneyen kimseler yaptıklarının sonıucuna da katlanmak durumunda kalırlar (kalsınlar demiyorum, kalırlar diyorum).

Bir İslam ülkesinde yaşayan dini azınlıkların din hürriyetleri vardır. Bu hürriyete dayanarak İslam'ın kutsallarına (Kur'an'a, Peygambere, İslam büyüklerine…) dil uzatsalar; yani kendi inançları ve din hürriyeti gereği bunların sahte, yalan, küçük, değersiz olduğunu söyleseler bu davranışlarının sonucu ne olur? Devlet ister şeriatla yönetilsin, ister laik demokrat olsun büyük Müslüman halk kitlesi buna şiddetle tepki gösterir, huzur ve istikrar bozulur, canlar yanar, maddi ve manevi pek çok zarar ortaya çıkar. İşte bunlar olmasın diye -sınırlama mevzuatta bulunsun bulunmasın- sosyal hayat hürriyete sınır getirir, hür kimseler kendi iradeleriyle hürriyetlerini sonuna kadar kullanmazlar.

Bir de çoğunluğun dar görüşlülüğe, taassuba, insafsızlığa dayalı olarak azınlıkların hürriyetlerini 'normal, hak, meşru, zorunlu' olanın dışında sınırlamaya kalkışmaları vardır. Buna yine çoğunluğun içindeki kamil kanaat önderlerinin karşı çıkmaları ve devletin de bu haksızlığı engellemesi hak olur, gerekir.

Diyelim ki, bir ülkede basın hürriyeti var. Basın bu hürriyete dayanarak 'ağır, yüz kızartıcı, utanç verici' bir suçlama ile gözaltına alınan kimselerin çarşaf çarşaf görüntülerini veriyor, televizyonlar bu görüntüleri bıktıracak ve bulandıracak kadar tekrarlıyor, hafızalara çakıyor. Savcılıkta sorgulama yapıldıktan veya mahkemeye sevk edildikten sonra bu kişilerin masum (suçsuz, ithamlardan uzak) oldukları anlaşılırsa 'iz yapan iftira ve itham lekesi' nasıl çıkacak? Bu insanların zedelenen itibarları ve ailelerinin maruz kaldıkları utanç nasıl izale edilecek. Basın hürriyeti bu ahlaksız, insafsız, adaletsiz, vicdansız davranışı nasıl meşru hale getirecek ve bunu yapanların, yapanları haberdar ederek sebep olanların (emniyetin) bir sorumluluğu olmayacak mı!?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.