1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Hizbullah Var Oldukça ABD ve İsrail Yenilmeye Mahkumdur
Hizbullah Var Oldukça ABD ve İsrail Yenilmeye Mahkumdur

Hizbullah Var Oldukça ABD ve İsrail Yenilmeye Mahkumdur

A+A-

Lübnan İslami Direnişi Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah, “direniş ve kurtuluş bayramı" münasebetiyle Raya sahasında düzenlenen kutlamalara katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.

 

İmad Muğniye'ye selam olsun..!

 

Seyyid Hasan Nasrallah, “8. direniş ve kurutuluş bayramında hepinizi selamlıyorum. Direnişin şehidlerinin ruhlarına selam iletiyoruz. Yokluğunu hissettiğimiz şehid kardeşimiz Imad Muğniye’nin ruhuna selam iletiyoruz” dedikten sonra yeryüzündeki canlı Firavunun ABD ve İsrail olduğunu söyledi.

 

Amerika'ya mesaj

 

Nasrallah, ABD Başkanı Bush ve Dışişleri Bakanı Rice da şöyle seslendi: “Hizbullah hakka bağlı kaldıkça sizler yenilmeye mahkum olacaksınız

 

“Ey kardeşlerim 8. bayramımız, Nekbe’nin, Filistin’in kaybının ve gasıp rejimin kuruluşunun 60. yılına,  1978 yılında Lübnan’ın güneyinin işgalinin 30. yılına rastlamaktadır. Direniş iki alanda örnek ve strateji sundu. Birinci ülkeyi işgalden kurtarma ikincisi de vatanı savunma stratejisidir” diyen Seyyid Hasan Nasrallah, Hizbullah direnişinin temel stratejisine dikkat çekti. 

 

Hizbullah Filistin ve Irak direnişinin yanındadır

 

Konuşmasında, Hizbullah'ın Filistin ve Irak direnişlerinin yanında olduğunu vurgulayan Seyyid Hasan Nasrallah “Bizim bugünkü bayramımızın Lübnan’a, İslam ve Arap alemine mesajı şudur: Lübnanlı tüm direnişçiler Filistinli direnişçilerin yanındadır. Lübnanlı tüm direnişçiler, Iraklı direnişçilerin yanındadır” diyerek Filistin ve Irak direnişini selamladı.

 

Lübnan İslami direnişini başlatan önder İmam Musa Sadr'dır

 

Lübnan'ın siyonistler tarafından İşgalinin  başladığı yıllara dikkat çeken Seyyid Hasan Nasrallah  “İsrail, 1982’de Lübnan’ın güneyini işgal ettiği zaman BM 425 sayılı kararı çıkardı. Lübnan’da bu kararın uygulanmasını bekledik.  İkinci olarak  Aynı şekilde Lübnan’da mücadele için tüm Arapların katılacağı bir stratejiye ihtiyaç duyulduğu, Lübnan’ın İsrail ile mücadeleye güç yetiremeyeceği söylendi. İkisi de gerçekleşmedi. Ne BM kararını uyguladı ne de Arap Birliği harekete geçti. Buna mukabil olarak Musa Sadr Allah’a tevekkül ve sınırlı imkanlardan istifade ederek, Lübnanlılara başka bir tercih sundu. Bu tercih de Lübnan direnişidir” diyerek Lübnan'daki İslami direnişin İmam Musa Sadr'ın önderliğinde başladığının altını çizdi.

 

Nasrallah, direniş yolunu seçmeyenlerin vardıkları nokta hakkında da “Onların hatalı tercihlerin sonu ne oldu? İsrail, Lübnan’ı zayıflattı. Lübnan mücadele edemez hale geldi. 1982 deki işgal gerçekten çok büyüktü. İsrail, Lübnan’ı İsrail’e katmak istedi. Ve böylece Araplar için 2. bir nekbe  vuku buldu” dedi.

 

İşgalciler, direnişçiler ve işbirlikçiler

Bir ülkenin işgali durumunda insanların sınıflara ayrılacağını, kimisinin işbirlikçi kimisinin de vatanını kurtarmak için direnişçi olacağını belirten Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasına şöyle devam etti:

 

“İsrailin işgali sonrasında diğer halklarda olduğu gibi Lübnan halkı da sınıflara ayrıldı. Tarih boyunca da bir ülke işgal edildiğinde ülke halkı kısımlara ayrılmıştır. Lübnan’ın durumu da 1982’de  buydu. Filistin’in durumu da böyleydi ve hala nisbi olarak devam ediyor. Irak’ın durumu da böyledir. Tarih boyunca böyle oldu gelecekte de böyle olacak.

 

İnsanlardan büyük bir kısmı işgal karşısında beklerler. Bir kısmı için ise olan olayların önemi yoktur. Yemesine ve içmesine devam eder. Üçüncü bir grup ise işbirlikçilerdir. Bunlar aynı zamanda Lübnanlıdırlar. Lahud ordusu mesela. Dördüncü gurup menfaatlari gereği işgalci ile dayanışmaya girer. Beşinci gurup da içeride yenilgiye uğramış bir guruptur. Ümitsizliğe düşerler. Çoğunlukla bu gurup kültürlü insanlardan oluşur. Diğer bir gurup ise işgali siyasi ve basın yolu ile reddeder. Fakat bedel ödemek için hazır değildir. Başka bir gurup ise insani görevi, ahlaki görevi, dini görevi, vatani görevi gereği bedeli ne olursa olsun  vatanını işgalciden kurtarması gerektiğine inanır ve bedel ödemek için de hazırdır. Bu gurup da direniş topluluğudur. Bu sınıflamalar  tabiidir

 

Nasrallah’ın değindiği bir diğer husus da direniş üzerinde halkın bir araya gelmediği iddiası ile bazılarının direnişi desteklememesidir. Nasrallah “Bazıları diyor ki, 1982 de direniş üzerinde ulusal konsensus olmadı. Bu doğrudur. Hatta Filistin’de ve Irak’ta da olmadı. Fakat 1982’de işbirlikçilik ve işgalci ile yardımlaşma üzerine de bir mutabakat olmadı” dedi..

 

Lübnan direnişinde İran ve Suriye desteği

“Suriye ve İran İslam Cumhuriyeti direnişe yardımlarını sundu. Her ikisine de teşekkür ediyoruz” diyen Seyyid Hasan Nasrallah  konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Direniş devam etti. Ve Mayıs 2000’de zafer kazanıldı. Lübnan, İslam ve arap alemi için olan bu zafer çok nettir. Nilden Fırata kadar uzanmak isteyen Büyük İsrail’in projeleri için tamamen bir hezimettir.”

 

Tek yol direniş

 

Şimdiye kadar edindikleri tecrübe ile ümmetin içinde karşı karşıya bulunduğu işgal ve felaketlerden tek kurtuluş yolunun direniş olduğunu vurgulayan Seyyid Hasan Nasrallah “Burada direnişçilerin dayandağı kurtuluş stratejisi başarı kazandı. Madrid'den diğerlerine kadar müzakere stratejisi ise Lübnan’ın topraklarından bir karışını dahi geri döndüremedi. Bekleme stratejisi ise düşmanın ülkemizdeki kuvvetini, ülkemizin ümitsizliğini ve zayıflığını artırdı” dedi.

 

Irak'ta Amerikan varlığına direniş çağrısı

 

 “Irak’ın Amerika tarafından işgale uğradığı bir gerçektir. Bugün Amerika’nın Irak’taki demokrasi hedefleri açığa çıkmaya başladı” diyen Seyyid Hasan Nasrallah, Irak liderlerine ve halkına ülkelerini Amerika ve Siyonistlerin eline bırakmamaları çağrısında bulundu.

Irak’ta ABD ile Irak Hükümeti arasında imzalanan ve önümüzdeki aylarda da nihai şeklinin verileceği anlaşmaya işaret eden Nasrallah, işgal karşısında siyasi çözüm yolunu bemimseyen Sünni, Şii ve milli guruplara seslenerek tarihi bir duruş sergilemelerini istedi.

 

Nasrallah konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Siyasi eyleme inanan Şii, Sünni ve milliyetçiler, zor bir imtihanla karşı karşıyasınız. Sizler hasarı engellemek için siyasi eylemlere  katıldık diyorsunuz. Sizler işgale karşı olmak için siyasi eylemlere katıldık diyorsunuz. Bugün siz imtihanla karşı karşıyasınız. Irak’ı Amerika’ya sonsuza kadar teslim ediyor musunuz? Yoksa dininizin, İslamınızın, vatanınızın ve ahlakınızın size yüklediği duruşu mu takınıyorsunuz? Biz, burada toplananlar, İslam ve Arap dünyasının özgürleri adına Irak halkına, tüm dini ve siyasi liderlerine Irak’ın sonsuza kadar işgalcilerin ellerine düşüşüne engel olacak olan yüce tarihi tavırlarını almaları çağrıda bulunuyoruz.”

Irak'taki direnişin işgalcileri boozguna uğrattığını vurgulayan Seyyid Hasan Nasrallah,  Lübnan ve Filistin’de olduğu gibi farklı guruplarıyla Irak’taki direnişin de işgalcilere hezimeti yaşattığını belirtti.
 
Hizbullah direnişi Amerika'nın gözünü korkuttu

Amerika’nın İran’a yapmayı düşündüğü saldırısı ile ilgili olarak  “Amerika, İran’a yapmayı planladığı saldırı girişimlerinden Lübnan dersinden sonra vazgeçti. İsrail’in Suriye’ye açacağı savaşın ihtimali de Lübnan tecrübesinden sonra gerçekten çok uzak oldu” dedi.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.