1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Hesaplaşma..
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Hesaplaşma..

A+A-

Şimdi 28 Şubat davasından tutuklu. 1997 yılında katıldığım bir Güneydoğu ziyareti sırasında gazetecilere dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Tümg. Erol Özkasnak, 'Susurluk ile Türk Silahlı Kuvvetlerini aynı kaba sokan vatan hainidir, JİTEM diye bir örgüt yoktur...' diyordu…

Ankara Başsavcılığı'nın JİTEM'le ilgili soruşturmayı TCK'nın 'Anayasa'yı ihlal'i düzenleyen 146/1 maddesi kapsamında açtığı belirlendi. Başsavcılık, JİTEM'i, 'Anayasa'da devletin temel niteliklerinden sayılan hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırmaya yönelik oluşturulan suç örgütü' olarak tanımlıyordu..

JİTEM'i bile bile inkar eden, Türkiye'yi altüst eden bir gerçeğin üstünü örten yetkilileri, daha doğrusu yetkililer ve kurumlar serisini nasıl tanımlamak gerekir? Bunların içinde Genelkurmay Başkanlığı var, Jandarma Genel Komutanlığı var, kuvvet komutanı, genelkurmay başkanı, eski MİT müsteşerı, eski bakanlar var…

Yıllar böyle geçti…

Tatmin edici olmaktan uzak açıklamalarla, gerçekleri ortaya koyana, açıklama talep edene yönelik hain suçlamalarıyla…

Vatan kavramı, hainlik suçlaması bu ülkede gayrimeşru ilişkilerin bu şekilde paravanı haline geldi.

Değil mi ki, Kahramanmaraş, Sivas, Çorum katliamlarından 16 Mart 1978 hadisesine, Abdi İpekçi'nin katlinden Uğur Mumcu cinayetine, Çetin Emeç'in vurulmasından Hiram Abas'ın öldürülmesine, Ecevit'e yönelik suikastten Özal'a sıkılan kurşunlara, Vedat Aydın'dan Güneydoğu'daki Kürt aydınlarının yokedilmesine uzanan bir 'faili meçhul hadiseler' ülkesidir Türkiye.

Ya da Hrant gibi gerçek faili meçhul olanların ülkesi…

25 yıl öncesinden yola çıkıp, olup bitenlere bir bütün halinde ve uzak açıdan bakıldığında, 'unutturan zaman faktörü' bir kenara itildiğinde ortaya çıkan tablo korkunçtur.

Bu kritik cinayetler ve hadiselerden bir tanesinin bile faili bulunamamış, bir tanesi bile aydınlatılamamış. Hemen hepsinin dosyaları küllenmeye bırakılmış, soruşturmalarda izler ya bir anda ortadan kaybolmuş ya 'devlet sırrı' duvarına çarpmış ya da resmi kuruluşlar gerekli belge ve bilgileri yargıdan gizlemiştir.

Hadiseler; nedenleriyle failleriyle tahmin edilmiş, tekerrür etmeyeceğine dair garip bir inançla bu olaylara çözülmüş muamelesi yapılmıştır.

Her şeye rağmen ortada izini sürebileceğimiz çıplak bir gerçek var:

Birçok Avrupa ülkesinde 50'lili yılların ortasında kurulmuş, 80'li yıllarda tasfiye edilmiş, yasa ve denetim dışı, paramiliter Gladyo örgütleri...

Ama Türkiye gibi bazı ülkelerde gladyo, sistemin ruhuna o denli uygun düştü ki, iktidar kavgalarında, iç hesaplaşmalarda rol oynamaya, kullanılmaya devam etti. Böylece kökleştiler, sistemin parçası olma sınırını geçip, sistemin ana mekanizması haline geldiler. Bu, zaman zaman sistem dışına çıkmalarına, rant çeteleri kurmalarına yol açtı. Örneğin Ağar'ın sık ima ettiği, 'vatan adına' ve 'para için' ayrımı temelinde çatışmalar da bu yüzden yaşandı ve bu ayrım yüzünden sistem zaman zaman daraldı, içini sınırlı biçimde temizlemeye kalktı. Ve bu temizlik çabaları 'münferit hadiseler' adıyla ünlendi.

Milli politikalar adına asayiş mantığının yüceltildiği bu düzende gayrimeşru resmi örgütlenme ve eylemler; kişileri aşan kurumlara sirayet eden, her sorumluyu suç ortağı kılan tavra, politikaya dönüştü.

70'lerde Batur-Gürler ile Türün-Sancar ekipleri arasındaki hesaplaşmada, yani ordu içi iktidar kavgalarında işkencelerle, sorgularla, kumpaslarla, sabotajlarla MİT ve Özel Harp Dairesi üzerinden aktif rol oynayan bu yapılanma değil midir?

O günlerdeki başrol oyuncularının, Susurluk skandalının önde gelen isimleri olmasının hiç bir anlamı yok mu?

Kıbrıs'ta Türk Direniş Güçleri'ni örgütleyen anlayış, yapı ve eylem tarzıyla, JİTEM'inki ya da Ergenekon arasında paralellikler yok mu? Daha da öte bu konuda Veli Küçük, Korkut Eken gibi uzmanlaşmış kişiler yine iki dönemin de starları değil mi?

Kimilerinin, Özkökgillerin arkasından ağladığı Ergenekon işte tam olarak budur.

Demokratik hesaplaşma henüz bitmedi..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.