1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Herkes Gazze Savaşının Fiyasko Olduğunda Müttefik
Herkes Gazze Savaşının Fiyasko Olduğunda Müttefik

Herkes Gazze Savaşının Fiyasko Olduğunda Müttefik

A+A-
Hepimiz şunda birleştik birdenbire: Son Gazze savaşı büyük bir başarısızlıktı. Yapılacak en kibar iş bu savaşın hatalarını saymak olur şimdi. Gerçeği ters yüz edenler başarılarının “heba edildiğini”, solcular aslında “savaşın asla başlamamış olmasının”, sağcılar ise “daha da uzun sürmesinin” gerekli olduğunu söylüyorlar. Ama hepsi de bunun büyük bir hata olduğunda hemfikir.

Çünkü hepimiz savaşın neredeyse sıfır maliyetli olduğunu düşünüyoruz: sadece 13 ölü İsrailli ve bu durum, son 36 yıl içindeki sonrasında bir araştırma komisyonu kurulmayan ilk bu büyüklükte bir hadise.

Elbette savaş hataları tıpkı öncekiler derecesinde ciddiydi, fakat verdiğimiz ölülerden daha çok insan öldürdüğümüz ve gördüğümüz zarardan daha fazlasına yol açtığımız için araştırmaya değer bir şey bulunamadı. Gerçekteyse savaş tamamen boşunaydı, hiçbir ilerleme kat edilemedi, öngörülen hiçbir hedefe ulaşılamadı, hem de hiçbirine. Caydırıcılığın tekrar sağlanması gerçekleşmedi, Gazze’ye silah sevkiyatı son bulmuş değil, Hamas zayıflatılamadı ve Gilad Shalit da özgür kılınamadı. Bütün bu olgularda hemfikiriz.

Dahası büyük bir bedel ödedik. Hamas daha güçlü artık, ağır yaralı Filistin halkı bizden daha da çok nefret ediyor ve İsrail, dünya kamuoyunda Firavun olarak görülüyor; Ankara’da İsrail basketbol takımının üstüne yürümelerinde, İsveç’teki Malmö’de izleyicilerin tenis takımımızı kovmalarından da anlaşıldığı gibi “yeni haydut devletlere” (!) sahibiz.

Hiç kimsenin buna cevap vermesi de gerekmiyor, ne bu çılgın savaşı başlatan siyasetçiler ne de icracıları olan ordu komutanları. Hiç kimse görevinden alınmayacak, hiç kimse mahkemeden yana endişe içersinde olmayacak. İsrail’in saldırgan ve şedit savaş makinesi küçük bir kıymık bile almayacak.

Peki ya bu cehennemi kabusu tarafsızca seyreden amigolara ne demeli? Belki de en azından sorumlu makamında tutmalıyız onları. Televizyon stüdyolarında ve gazetelerindeki masalarında oturdular. Ah, ya şu yorumcular ne kadar da heyecanlıydılar ve bunu arttırmayı ne kadar da çok seviyorlardı. Kışkırtıyor, ısrarla tavsiyelerde bulunuyor ve daha fazla savaş diye baskı yapıyorlardı. Aylarca, kalplerinin arzusu olan “geniş ölçekli bir savaş”ın tantanasını yaptılar. İstedikleri olunca da desteklerini çığırmak ve ıslıklamakla gösterdiler heyecanla.

Bunların davranışlarını hafife almayın. Zayıf politikacılar ve saçları ağarmaya başlamış olan yetkililer üzerinde etkili olmuş olmaları mümkündür. “Hepsini yok edin!”, bu bariton sesler korosu ülkenin bir yerinden diğerine bu şekilde yankılandı durdu. Bunun, üzerinde düşünmeye gerek olmayan adil ve başarılı bir savaş olduğu kanısındaydılar. Korkuları gizlediler ahlaksızca, var olmayan bir düşman karşısındaki sınırsız saldırıyı iki taraflı bir savaş olarak lanse ettiler, ordunun direniş görmeden ilerlediği durumları gerçek bir savaş ve savunmasız bir halk karşısındaki askeri manevrayı başarı olarak sundular.

Ağızları hala son başarılı korku şovları olan İkinci Lübnan Savaşı’ndan kalan köpükle dolu olarak arzı endam ettiler stüdyolarında. Emekli generaller ve Tarzan kılıklı yorumcular eski klişelerini tekrar ettiler. Son başarısızlıklarından sonra kimse onları değiştirmeyi düşünmemişti. Hiçbir şey öğrenmediler, hiçbir şeyi de unutmadılar ve bizlerin kahir ekseriyeti de düşüncesizce başlarımızı salladık sözlerine, sanki vahiymişlercesine.

Yaşadığımız deja vu duygusu çarpıcı: Tıpkı İkinci Lübnan Savaşı’nda olduğu gibi bu kişiler savaşın en büyük eleştirmenleri oluverdiler, savaş tam olarak bittikten sonra yalnızca tabii, zamanlama meselesi.

Hiçbir vicdan azabı duymadan, dahası övünç duyarak; övgü şarkıları düzdükleri savaşın başarısız olduğunu itiraf ediyorlar şimdi de utanmazca. Niçin başarısızdı peki? “Çünkü yeterince insan öldürmedik” diye izah ediyorlar. Eğer biraz daha gayret etseydik ve 200 çocuk ve 500 kadın daha öldürseydik o zaman zafer elde edecektik.

Hiçbirine “Eğer savaşa devam etseydik ne olacaktı?” diye sorulmadı. Shalit serbest mi kalacaktı? Hamas beyaz bayrak mı çekecekti? Filistin halkı Siyonist harekete mi katılacaktı yoksa?

Şimdi de gelecek tehdide hazırlanın. Şimdiden Gazze veya Lübnan’da yeni bir savaş için gürültüye başladılar bile, artık hangisi önce olursa. İstediklerini elde ettiklerinde stüdyolarına geri dönecekler. Önce savaşı destekleyecek, sonra da savaş karşıtı olacaklar.

Hiç kimse de onları yaptıkları bu rezil işlerden dolayı sorumlu tutmayacak, güneşin altında yeni bir şey olmayacak yine.

Haaretz gazetesi yazarı Gideon LEVY'nin bu analizi, Kemal Saral tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.