1. YAZARLAR

  2. Emine Uçak

  3. Hendeklere takılan…
Emine Uçak

Emine Uçak

hurbakis
Yazarın Tüm Yazıları >

Hendeklere takılan…

A+A-

Cemal Temizöz’ün beraati hakkında onlarca yazı okudum; içinde ‘vicdanları yaraladığı’ cümlesinin geçtiği. Vicdanlar yaralanıyor; çünkü 90’lı yılların sivil kayıplarının, işkencelerinin, zulmünde imzası olanlardan. Temizöz’e yüksek sesle tepki veriliyor, o dönemin isimlerinden biri olan Musa Çitil’in terfi edilip Diyarbakır’a atanması sessizlikle geçiştirildi. Levent Ersöz ve diğerlerinde olduğu gibi.
 
Bugünün Cizre’sinin, Silvan’ının, Sur’unun sessizlikle karşılanması gibi. Yok sessizlikle karşılanmıyor aslında; hendeklerle, öz yönetimlerle başlayan cümlelerin ardına bırakılıyor; gündelik hayata düşenin yakıcılığı. 90’lı yıllarda örgütle mücadele ederken; sivillerle verilen zararı kabul edilemez bulanların bugün yaşanan sivil ölümlerini ‘terörle mücadele’ kelimeleri,  “başka ne yapılsın?” sorularıyla dillendirmesi; sahi konumlanan yerin dışında değişen ne? O zamanın devletçilerine göre de terörle mücadele için; faili meçhuller, zorla kaybetmeler, zorunlu göçler hepsi olması gerekenler idi. Temizöz, ‘insan öldürmedim, Cizreli öldürdüm’ demişti misal. Şimdi de “halk devleti görecek” diyerek göreve hazır olduğunu dile getiriyor. 
 
Çünkü devlet yine o yılların yöntemlerini çözüm olarak görmeye başladı. Süreççilerin dışlandığı ‘hallederiz’ diyenlerin itibar gördüğü bir dönem. Yıllarca çözüm olmadığı gibi durumu kangrenleştirdiği, örgütün büyümesini sağladığı bilindiği halde şiddeti şiddetle çözmek yolu deneniyor yine.  Bu kez hazırlıklar da yerinde; operasyon arasında çocuklara çikolata dağıtan özel timlerin fotoğrafları servis ediliyor. Çay servisi yapan gözleri bandlı kadınlar bir de. Vaktiyle örgütü ‘sonuçtur tartışılamaz’ diyenlerin ‘devlet aynı devlet değil’ demesi için her şey hazır. Ki aslında öyle bir çabaya da gerek yok; steril timelineleri, medyaları var nasıl olsa. 90’larda başka gettolardaydılar şimdi başka gettolarda. O yılları ‘Bilmiyorduk’la geçiştirdiler şimdikini de ‘bizim okuduklarımızda yazmıyordu’, ‘Filistin’den fotoğrafları Silvanmış gibi gösterdiler”, ‘Algı operasyonu var” deyip çekilecekler kenara. 
 
Bir haftayı ateşin altında, sokağa en acil ihtiyaç için bile çıkamadan geçirenlere soralım bakalım; örgüt aynı örgüt devlet aynı devlet değil mi?  O’nun gündelik hayatında bir şey değişmiş mi? 
 
Hendek kazanların vebalini ekmek almaya giderken öldürülen küçük kızlarını ödemesi mi gerekiyor? Öyleyse dağa çıkanların suçunu köy yakarak ödetmeye çalışanları niye haksız buldunuz yıllarca? 90’lardan bu yana yakınlarının kemiklerini, mezarlarını arayan, adaletin tecelli etmediği gibi yargılanan kişilerin teker teker beraatini gören, kaderi 'fotograf kaldırmak' olan kadınlara yenilerinin eklenmesi yangını büyütmekten başka ne işe yarıyor?  
 
Onun hendek savaşı senin muhasaran; iki yanlış bir doğru etmiyor; yıllar sonra döneceğimiz yer bu olmamalıydı; giden canlara, bir gecede büyüyen çocuklara, yaşananların ağrısıyla bundan sonra hayatı eskisi gibi olmayacaklara, bunca emeğe, yakılıp yıkılan sokaklara, evlere yazık. Hendeklere takılan sadece siyaset değil; sistemi insandan üstün kılan bakışlar, ideolojiler, vicdanlar; milli birlik ve halkların kardeşliği…Yangın yerine dönmüşken bazı sokaklar, bazı şehirler; uzaklarda hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya çalışmak bir de. 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.