1. YAZARLAR

  2. Ali Bilmez

  3. HEM KAYMAKAM OLABİLİRSİN HEM DE ADAM
Ali Bilmez

Ali Bilmez

Yazarın Tüm Yazıları >

HEM KAYMAKAM OLABİLİRSİN HEM DE ADAM

A+A-

 

Yeni bir eğitim-öğretim sezonu başlamak üzere. Okula yeni başlayan miniklerimiz, ara sınıflarda ve aynı okullarında devam eden çocuklarımız, bir üst kademeye geçen veya okul değiştiren öğrencilerimiz…

 

Hâsılı kelam evlatlarımız yaklaşık 9-10 ay boyunca bizden çok, öğretmen ve arkadaşlarıyla okullarda olacak, eğitim ve öğretimin gerçekleştiği kurumlarda zaman geçirecekler. Dolayısıyla bu uzun ve aynı zamanda birey gelişim süreci açısından çok hayati öneme sahip süreçte çocuklarımızın aldıkları eğitim ve öğretim ziyadesiyle ehemmiyetlidir.

Okullar eğitim ve öğretim amaçlı teşekküllerdir. Ancak maalesef ülkemizde okulların eğitim boyutu ikinci planda kalmış vaziyettedir. Bunun böyle olmasında hem ailelerin hem de okul yönetimlerinin rolü, etkisi vardır.

Özet mahiyette ve bilgimiz nispetince bu yazıda okullardan ziyade ailelerin tutumu, beklentisi ve etkisini ele almaya çalışacağız.

Meşhur darb-ı meseli bilmeyeniniz yoktur. Çocuğuna “Sen kaymakam olamazsın demedim, adam olamazsın dedim” diyen babanın hikâyesini yani. Hepimiz biliriz o hikâyeyi. Hepimiz isteriz çocuklarımız hem adam olsun. Ahlaklı, imanlı, dürüst, efendi… Hem de güzel bir meslek ve kariyer sahibi olsun. Ancak pratiğimize maalesef bunu yansıtamıyoruz. Belki bile isteye, belki de farkında olmadan…

Okula adımını atar atmaz en iyi olma hırsı, başarı tutkusu ve akranlarıyla anlamsız bir yarışın içinde buluyor çocuklarımız kendilerini. Çocuğunun hep en önde, en başarılı olması yönündeki aile beklentisi ile okulda başlayan bu amansız yarış, maalesef hayat boyu devam etmekte ve tatminsiz, mutsuz bireylerle dolu bir toplum haline gelmemizi sağlamaktadır.

İstenilen her şeyin, çalışılarak elde edebileceğine dair akımlar sarmış her yanımızı. Hayatımızda vuku bulan her olumsuzluğun tek sebebi biziz ve istesek biz bunu önüne geçebilirdik veya geçebiliriz gibi beklentiler hâkimiyet kurmuş zihinlerimizde. Elde edilen başarıların, ulaşılan hedeflerin tek belirleyici faktörü bireydir, “benim”, “sensin” gibi anlayışlar var artık her anımızda.

Zihnimize yerleşen bu algılar maalesef sadece bizim hayatımızla sınırlı kalmıyor. Aynı anlayışı çocuklarımıza aşılıyoruz. 0-6 Yaş aralığında zihinlerini bununla şekillendiriyor, sonrasında da okul hayatlarına bu şekilde yön veriyoruz.

Tüm bunların ne kötülüğü, ne eksikliği var diyebilirsiniz. İnsan olarak imtihan edildiğimiz bu dünyada yapıp ettiğimiz veya yapmamız gerekirken yapmadığımız her şeyden tek başımıza sorumlu değil miyiz? Diye sorabilirsiniz. Evet öyleyiz.

Ancak çok önemli bir şeyi ihmal etiğimizi, ikinci planda tuttuğumuz düşünüyorum. Allah’ın takdirini. Nasibi, kısmeti… Bir işe başlarken Allah’ın yardımını dilemeyi, İnşallah demeyi. Bir işi bitirirken Elhamdülillah demeyi. Bir başarıya ulaşırken şükür etmeyi. Olan ve olmayan her işimizde Allah’ın bir hikmetinin olduğunu aklımıza getirmiyoruz, getiremiyoruz. Dolayısıyla da kalplerimiz olanla, yapılanla tatmin olmuyor.

Başarıya ulaşmış her birey kadar, başarısız olanların da insan olduğunu… Aslında insan olmanın hiçbir şekilde başarı gibi bir ön koşulunun olmadığını, dünyevi her türlü mal ve makama ulaşmadan önce, iman ve ahlak üzere yetişmiş bir insan olmanın gerekliliğine inanmalı ve çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmeli, hayata hazırlamalı, okula göndermeliyiz.

Müslüman her birey, olduğu yerde, çalıştığı alanda, okuduğu branşta en iyisi olmalı. Hep daha ilerisini, daha iyisini arzulamalı. Bunun için çalışmalı, çaba göstermeli. Ancak başarıyı tek gaye edinmemeli. Başarının sadece Allah rızasına ulaşmak için bir araç olduğunu aklından hiç çıkarmamalı.

Evet, öncelikle bizler, yani ebeveynler bu hayatta, amacın ve araçların ne olduğunu iyice idrak etmeli ve tüm kalbimizle buna inanmalıyız. Yani olmuş, olan ve olacak olanın tek gayesi Allah rızası olmalı. Bu şekilde inandığımız vakit, bunu çocuklarımıza aşılamamız, onlara öğretmemiz inanın çok daha kolay olacaktır Allah’ın izni ile.

Ebeveynlerinden bunu gören, bunu alan çocukların daha samimi, daha içten ve inanarak yaptıkları işlere ve derslere kendilerini verdiklerini, olumlu neticelerini aldıklarını görmemiz mümkün olacaktır. Yani çocuklarımızın hem adam hem de kaymakam olmaları mümkündür. Neden olmasın?

Selam ve muhabbetle kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum