1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Hem Fonksiyonel, Hem Rahatlatıcı
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Hem Fonksiyonel, Hem Rahatlatıcı

A+A-

 

     Avrupa’ya özgü sorunlar dolayısıyla siyasetin sekülerleştirilmesi tarih boyunca dinle başları dertte olan iktidar sahiplerini büyük ölçüde rahatlattı.

     Seküler iç ve dış siyasetin ne ideal ne reel politikasında din (ve ahlaki normlar) rol oyna(ya)maz. Çünkü din siyasi hedef ve yöntemlere sınırlar koyar. Tarihte siyaseti mutlak başarıya endeksleyen Muaviye’dir. Onun yöntemi şuydu: “Sözün geçtiği yerde söz, dinarın (para) geçtiği yerde dinar, kılıcın geçtiği yerde kılıç.” Makyavel, Muaviye’den haberdardı. Descartes’ın Gazali’den, Hegel’in İbn Arabi’den haberdar olduğu gibi. J.J. Rousseau da Hobbes da, “genel irade” ve “mutlak iktidar” fikrini, Kur’an’ın şirk koşanların iddialarını çürütmek üzere öne çıkardığı argümanlardan ilham alarak geliştirdiler. Rousseau’nun genel iradesi ve Hobbes’un mutlak iktidarı Tevhitte ifadesini bulan mülk, iktidar ve hükümranlığın mutlak anlamda Allah’a ait olduğu inancının sekülerleştirilmesidir. Mutlak iktidarı Allah’tan alıp meclislere veya hükümdarlara devrettiğinizde “dini dışarı” çıkarmış olursunuz, işte o zaman “millet/ulus” adına Muaviye gibi sonuca ulaşmak üzere başvuracağınız her yöntem (zer-u zor-u tezvir) sizce “meşruiyet” kazanır. İster demokratik ister otokrat olsun, modern iktidar mahiyet itibarıyla aynıdır, iktidarın bir kişi, bir zümre veya üyeleri seçilmiş meclisler tarafından kullanılması modern devletin özüyle ilgili değildir. Genel veya milli irade ile mutlak iktidarın sekülerleştirilmesinin toplum-devlet ilişkileri üzerinde dönüştürücü etkileri olduğu gibi, diğer ülkelerle olan ilişkilerinin belirlenmesinde de derin etkileri var. İktidarın Aydınlanma ile kazandığı söz konusu mahiyet sorgulanmadan İslamcıların, dindarların devrim, darbe veya demokratik yollarla yönetimi devralması bir şey değiştirmez. Bu iktidarın kendisini teşrih masasına yatırmadan verili haliyle kullanmaya kalkışmak, onun dönüştürücü gücüne maruz kalmayı kabullenmektir.

     Tarihte Muaviye ve onu takip eden yöneticilere karşı İslam’ın sivil uleması asıl ve hakiki iktidarın somutlaştığı alan olan bilgiyi üretme ve hukuku yapma tekelini ellerinde tutmaya çalışarak muhalefet etmeye çalıştılar. Ümmetin hak ve hukukunu savundular, sivil ve medeni hayatı devletin uhdesine vermemek üzere mücadele ettiler. Sultanlarla ve halifelerle iş tutan resmi ulema, İslam’ın sahih ulema geleneğini zayıflattı, modern devletlerin İslam dünyasında kurulmasıyla bu gelenek gücünü kaybetti. Şimdiki ulemanın kahir ekseriyeti “dindar olsun da laikliği uygulasa bile fark etmez” dedikleri siyasetçilere meşruiyet zemini arıyor, “laik düzende devlet İslamcılığı”nın mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Böyle olunca seküler zeminde siyaset yapanlara kırmızı çizgiler koyabilecek din zayıflıyor. Din iç ve dış siyasetin dışına çıkarıldığında “içeride başarı” ve “dışarıda ulusal çıkar” neyi gerektiriyorsa o temel alınmaya başlar. İç savaşlara destek vermek, rejimleri silahlı ayaklanmalarla değiştirmek, mezhepçilik yapmak normal görünür. İktisat politikası sınırsız büyümeyi hedeflediğinden iç bünyedeki sömürü, yoksullaşma ve adaletsizlik hedefin yan tesiri gibi gözükür; tabiat kaynaklarının tahribi zenginliğin kaynağı olur. Ulusal çıkar bir komşuyu “hinterland” diğerini enerji kaynağı olarak tanımladığından komşunun bölünmesi, mezhep çatışmasıyla çökmesi vicdanları rahatsız etmez. Bu durumda “Ey imân edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun”. (4/Nisa, 135) ayeti  tecvitli kıraatin nesnesi kalır. “Laik düzende din referans alınmaz, ama devlet İslamcılığı olur” modern iktidara dâhiyane çaredir. İmanı İslam(cı), ameli seküler formül hem çok fonksiyonel, hem çok rahatlatıcı.

     ZAMAN

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.