1. YAZARLAR

  2. Mehmet Arı

  3. Hedef mi İlke mi?
Mehmet Arı

Mehmet Arı

Yazarın Tüm Yazıları >

Hedef mi İlke mi?

A+A-

     Sosyal sorumluluk sahibi kurumlar, toplum ile ilişkilerinde belirli bir hedef planında çalışırlar. Çoğu kurumun hedefi daha güçlü bir yapıya ulaşmaktır. Bazı kurumlar ise belirli ilkeleri eylemlerine sınır teşkil ederek, büyümeyi sağlıklı bir şekilde sürdürmek isterler. Hayatın şartları, her zaman istenilen gibi gitmez, çoğu yapı ilkeleri ve hedefleri çatışınca bu girdaptan büyük yaralar alarak çıkarlar. İlke ve hedef birbirine geçmiş  iki  kavram gibi görünüyor. Özellikle savaş dönemlerinde çoğu kişi hedefini bir ilke haline getirebilmektedir. Gençlerde bir mesleğin seçilmesi, devlet kurmak isteyenlerin devlete ulaşma çabaları, bir şirkette daha yükseklere çıkma hedefi, bir ilke olarak görülebilmektedir.

     İlkelerimiz savaş zamanlarında veya bir sıkıntı durumunda revize olabilecek bir şey midir? Bir hedefin ilke statüsüne yükselmesi, bir ilkenin çiğnenmesine neden olur mu?  Hedef neyi temsil eder, ilke neyi temsil eder?

     Hedef, daha güçlü olmak isteyen devletlerin, cemaatlerin, kişilerin önüne koyduğu ve ona ulaşmak istediği noktadır. Özellikle kapitalizmin önümüze çıkardığı en büyük argümanlardan biri; her kurumun kendine büyük hedefler koymasıdır. Herkes birbirini geçmek ve daha üste çıkmak için elemesi gereken bireyler, kurumlar vardır. Sürekli önüne konulan hedefler, bireyi sonuçta egoist bir pozisyona sürükleyecektir. Modern çağın bize sunduğu pragmatizm kavramı; kişinin kendi menfaatine olan her şeyin iyi olduğu, kişisel zararı olduğu zaman, başkasının faydasını gözetmemek üzere şekillenmiştir.

     Peki peygamber daha güçlü olmak istedi mi. Hz. Nuh’un 950 yıllık peygamberlik süresi ne kadar güç kattı ona. Tüm insanların Müslüman olması gibi, İslam devleti kurma gibi bir hedefi var mıydı? Devlet kurup İslam nizamını tüm dünyaya yaymalıyım diye bir ayet veya hadis var mıdır?  Yeryüzünde din yalnız Allahın oluncaya kadar onlarla savaşın, bir hedef midir veya bir ilke midir? İyilikte yarışın ayeti bir hedef midir bizim için yoksa bir ilke mi.?

     İnsanlara belli bir hedef verdiğinizde o hedefe ulaşamama riski veya hedef tamamen ortadan kalktığında bireylerin tepkisi hangi şekle bürünebilir. 

     1. Hedef olmadığı için her şeyi bırakıp her şey den vazgeçme durumu.

     2. Yıllarca kandırıldığını hissetme durumu.

     3. Hedeflerinin bir hayal olduğu böyle bir şeyin gerçekte var olmadığı durumu.

     4. Kayıp yılların intikamını almak için eski hedefiyle savaş

     5. Hedefe ulaşamama riskinde, hedefine ulaşmak için ilkelerinden vazgeçip, düşmanlarıyla işbirliği yapma

     6. Kontrolü kaybedip, şiddet eylemlerinde bulunup kendilerini terörize etmeleri.

     7. Hedefin önemli olmadığını düşünüp, ilkeleri için tekrar yaşamaya devam etmesi.

      Seyyid Kutub "Yoldaki İşaretler" kitabında peygamberin misyonunu açıklarken, peygamberin Arap kavimlerinin birbiriyle çatıştığı dönemde kavmiyetçilik sloganıyla çıksa idi daha birleştirici olabileceğini başa geçtiği zaman, İslam nizamını uygulamaya geçmeye çalışsa idi, daha hızlı yol alabileceğini ifade etmektedir. Hakeza gelir adaletsizliği, açlık, içki-kumar, zina gibi Arapların düştüğü durumları kullanarak hedeflerine daha hızlı varıp, ondan sonra İslam nizamını uygulayabilirdi. İslam bir hedef dininden daha çok bir ilke dini olduğu için İslam’ın ilkesi olan tevhid akidesini diğer sosyal sorunlardan öncesine almıştır. Bu sorunların çözümünü tevhid ilkesi dahiline almıştır.

     Bunun gibi, İslam devleti de Kürdistan’da bir ilke değil bir hedef ve sonuçtur. Bugün ilkenin yerine bu hedefler konulduğu zaman, hedeflerden uzaklaşıldığı zaman ilkelerden uzaklaşmakta kaçınılmazdır. Peygamberin sadece uyarıcı olması, tebliğ görevini yerine getirmesi, hidayetin Allah’tan olması, insana yüklenen misyonun çalışma olduğu ve bunun hedef yerine ilkelerle sınırlandığını göstermektedir.  Hz. Nuh’un 950 yıllık mücadelesi de bir ilke dahilinde gerçekleşmiştir.  Hz. Nuh ne devlet kurabilmiştir, ne de çok güçlü bir sosyal oluşum gerçekleştirmiştir.

     İyilikte yarışma ilkesi de hedefle tamamen zıttır. Çünkü iyilikte yarışmada kardeşini öne alma, kendi nefsinin yerine kardeşini tercih etme vardır. İyilikte yarış için kendini öne çıkarmama var iken, hedef için mücadelede ise hep ön planda olma vardır.

     Yapmamız gereken insanlara, çalışmayı bir ilke olarak öğretebilmektir.  Çünkü çalışmada süreklilik vardır. Bir amaç uğruna değil, hayat felsefesi olarak öğretilmesi lazım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.