1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Hayat Kadını ve Köpek
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayat Kadını ve Köpek

A+A-

 

     Müminler kurbanların etlerinin  ve kanlarının Allah'a ulaşmayacağını ayeti kerimeyle sabit olarak bilir; Kurban'ı Rabb ile kurulacak bir kurbiyyet bağının sadece vesilesi olarak görürler. İnanmayanlarınsa, müminlerin Allah'la kurdukları kurbet bağlamında kurbanlık hayvanlara nasıl bir ihtiram içerisinde yaklaştklarını anlamaları zordur.

     Aşağıda, eminim sizin de haftalık yazılarını özlediğiniz Cihan Aktaş'ın, internet ortamındaki en kıymetli mecralardan olan sonpeygamber.info sitesindeki 'Mazlumun Âhı, Kurbanın Duası' yazısının bir bölümünü bulacaksınız. Yıllar önce duyduğum ama bu yazı sayesinde tekrar hatırladığım bu rivâyeti, Müslümanlara hayvan sevgisi, hümanizm, vb. başlıklarda ders vermeye kalkanların belki bir kez daha düşünmelerine ve hâlâ birbirimizden öğrenecek bir şeyler olduğunu fark etmelerine vesile olur umuduyla paylaşıyorum:

     'Hayattan düşmenin sınırı yoktur, merhametin de... Hz. Muhammed (a.s.) bir gün Mekke dışında yürürken bir kuyunun başında bir kadın ve onun hemen yanında da hastalıktan ve susuzluktan kendini kaybetmeye başlamış, dili dışarıda soluyan bir köpek gördü.

     Yaşlı bir hayat kadını olduğu anlaşılan kadın başındaki örtüyü çözdü, ayakkabısını bu örtünün ucuyla bağlayarak kuyuya uzattı, bu yolla kuyudan yeteri kadar su çekti yukarıya ve köpeğin suyu içmesini sağladı. Kuyunun başında su çekmek üzere bekleyen birkaç kişi yaptıklarını yadırgayarak şu sözlerle tepki gösterdiler kadına. 'Neden bir köpeğe su vermek için bizi bekletiyorsun? Bırak hayvanı da ölsün, kurtulsun acılarından.'

     Kadın bu sözlere cevap vermedi, başını gökyüzüne kaldırdı sadece.

     Bu sahne Hz. Muhammed'in (a.s.) belleğine kazındı. Elçilikle görevlendirildikten sonra, bir müminin hayvanlarla ilgili sorumlulukları üzerine konuşurken, o yaşlı kadının davranışını hatırlattı: 'Bir hayat kadını, can çekişen bir köpeğe acıyıp, ayağından çıkardığı ayakkabısını yazmasına bağlayarak kuyudan su çekip içirdi ve onu ölümden kurtardı. O kadın, bu davranışı sayesinde cennetle mükâfatlandırıldı.'

     Bu sözleri işiten bedevilerin günah-sevap, ceza-mükâfat konusundaki algılarının nasıl altüst olduğu tahmin edilebilir.

     Bir hayat kadınına en başından lanetlenmiş ve cehenneme yazgılı bir insan gözüyle bakmamayı sağlayan aynı incelikli bakışla hatırlanıyor geçmişte yaşanan o sahne. İnsanların kahredici yargılarından gökyüzüne çevirdiği bakışlarıyla korunan hayat kadını, Hz. Muhammed'in (a.s.) gözünde öncelikle toplumun vurduğu damgayla tanınacak kötü kişi değil, bir mustazaftır. Mustazaf ise burada, sebepten önce sonuca işaret eden kurban. Bir mustazafı ayaklar altında çiğnenmekten, ezilerek yok olmaktan kurtaracak, hayatı yaşanmaya değer ve anlamlı hale getirecek güç ise herhalde bir imandan neşet eden salih ameldir.

     Yüzlerce yıl önce bir kuyunun başında kötü diye bilinen kadının ağzına damla damla akıttığı suyla ferahlayan köpek, günümüzün büyük şehirlerinin sokaklarında, su şebekelerinin yardım edemeyeceği bir kuraklığı yaşamaya devam eden şehir düşkünüdür; sokak çocukları ve kedilerle birlikte.

     Yaz sıcağında neredeyse çölleşen sokaklarda dolaşan kedilerle köpekler böbrek yetmezliğinden ölüyor. Onların çöp kutularının etrafında gezinen varlıkları çoğumuz için bir anlam ifade etmiyor. Yanlarından öylece geçiyoruz, bir yudum suya ihtiyaçları var mı yok mu, düşünmeden.

     Hz. Muhammed (a.s.) ise şehir düşkünlerine, sesini duyuramayan mahlûkata, güçsüz bırakılmışlara yönelik sorumluluk duygusuyla geziniyordu Mekke sokaklarında ve kafasını kurcalayan toplumsal meseleleri paylaşabileceği muhataplar arıyordu.'

     ***

     Unutmayalım ki, bu ve benzeri rivâyetlerde önemli olan, rivâyetin tam olarak gerçeğe tekabül edip etmediğinden ziyade, rivâyetin nesilden nesile aktarılarak bugüne kadar Müslümanların kolektif hâfızasında ve şuurunda yer etmiş olmasıdır. Yani, anlatının (rivâyetin) bizatihi gerçek olmasıdır.

     ***

     Bizleri bir Kurban Bayramı'na daha eriştiren Rabb'e şükür ile bayramımız mübarek olsun.

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar