1. YAZARLAR

  2. M. Latif YILDIZ

  3. Hayal Paket, Kürtler ve "Ham Hayal"
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

sorgu / yuksekovahaber
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayal Paket, Kürtler ve "Ham Hayal"

A+A-
     Bir gazeteci İçişleri Bakanı Güler'e sormuş, “Lice’de nasıl oluyor da yaralı 9 vatandaş sırtından vurulmuş?” Tabii bakanın keyfi kaçmakla kalmamış, gürleyen ve azarlayan bir ses tonu ile, “Güzel kardeşim sen bir yere takılmışsın, buraya bir provokasyon yapılmıştır. Adil soruşturma (tabii gizli) bütün yönüyle devam ediyor. Gerçekler ortaya çıkacaktır. Hiç kimse olayın üstünü kapatamayacak” demiş.
 
     Bakan’ın konuşmasından bazı sözcükleri ele alalım; “adil”, “bütün yönüyle”, “gerçek ortaya çıkacak”, “kimse olayın üstünü kapatamayacak”. Ne kadar inandırıcı değil mi?
 
     Ama değil. Neden mi? Geçmişten yüzlerce örnekten iki “adil” örnek görelim:
 
     2009 yılında yine Lice’de 12 yaşındaki Ceylan Önkol vuruldu. Onun için de aynı sözcüklerle açıklamalar yapıldı, soruşturma açıldı. Sonuç ne mi? Takipsizlik kararı verildi.
 
     İkinci örneğimiz Roboski’den. Onun için de aynı kelimeler ve “adalet” diyerek kamuoyunu oyaladılar, aldattılar, kandırdılar, Meclis araştırması ile göz boyadılar. İki yıl sonra sonuç ne mi oldu? Dosya askeri savcılığa sevk edildi. "Nasıl yani?" demeyin, katliamı yapanlar bu cinayeti işleyip işlemediklerine kendileri karar verecekler. 34 can için “katil biziz” diyecekler!
 
     Bunlar olurken Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, demokratikleşme ve Kürt sorunu için “hayal edilmeyecek paketle geliyoruz” demiş. “Hayal Paket” yukarıda verdiğim iki örnek gibi olacaksa Kürtler açısından sonuç “ham hayal”dir.
 
     Cinayetlerin "adalet" adı altında gizli soruşturmalar ile ruhuna Fatiha okutanların Kürt sorunu ve demokratikleşmede makyaj ve laf kalabalığı ile “hayal pakete” de Fatiha okuturlar. Okuturlar zira siyasi olarak “siyasi partiler yasası”, “seçim barajı”, “terörle mücadele yasası”, kültürel olarak “eşitlik” ve “anadilde eğitim” olmayan paket “ham hayal”dir.
 
     Kürtler için 1950 Menderes iktidarından beri 63 yıldır “hayal edilmeyen” paketler ortaya atılıyor; ama o paketler hep “ham hayal” oluyor. Seçmene selam, dostlar alışverişte görsün, kendisi hayal, varlığı şüpheli paketler ile Kürtler sürekli aldatıldı, kandırıldı.
 
     Mısır gibi demokrasiyle yeni tanışan halk bile artık demokrasi ve özgürlük taleplerini karşılamayan, radikal reformlar yapmadıkları için asla tercih edilmeyen darbe ve askerlere evet diyor. Mısırlı işin başında “ham hayal” paketlere karşı çıkarlarken; Beşir Atalay çözüm sürecinde 30 yıl kanları ile tarih yazan Kürt halkına “tek”li söylemler, her gün bir ile 500 – 600 korucu kadrosu vererek (geçen hafta doğduğum Batman’a 600 korucu kadrosu verildi), Kürtler'i Kalekol’un kulesinden sırtından vurdurtarak “hayal” sunmak hiç inandırıcı değil.
 
     Kürtler'i ve demokrasi arayan çevreleri “hayal paket” üzerinde "reform için son rötuşlar yapılıyor" diyerek beklentiye sokarak; “hayal” kırıklığından öte tamir edilmez kırılganlıklara yol açabilir. Yandaş medya aracılığı ile “hayal gibi paket” ile "2023 yılına kadar siyasi vizyon üzerinde çalışılıyor" dedikten sonra “Son düzenleme ve değerlendirmeleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptıktan sonra Meclis’e gönderilecek” deyince; Kürtler “anlaşıldı bize yine ‘ham hayal’ satılacak” dediler.
 
     Hayal pakette ne mi var?
 
     Yazılanlara göre yerel isimler meselesi, parti kapatma, başörtü, ayrımcılıkla mücadele, dini ve etnik ayrımcılığa son verilmesi ve eşitlik komisyonunun kurulması. Askeri yargının kaldırılması. Siyasete katılmanın önündeki yasakların en aza indirilmesi (kaldırılması demiyor), partilere üyeliğin önünün açılması. YSK’nın yapısında değişiklik.
 
     Allah aşkına demokratlar ve Kürtler açısından bunun neresi “hayal edilemez” pakettir, söyler misiniz? Beşir Atalay ve Başbakan Erdoğan için 2023 için hayal bile edilemez vizyon maddelerin içeriği çözüm sürecine Kürt meselesinin çözümüne katkısı böyle mi olmalı?
 
     Güya paketle hükümete gelen ithamlara yanıtmış. Ne gibi? Anadilde kamu hizmetine erişim imkanı sağlanacakmış. Nasıl yani? Eğitimi olmayan dil yerine Kürtçe bilmeyenlere anadilde “tercümanlık” hizmeti verilecekmiş. İnternette anadilde seçenek olacak (zaten var beyler). Ha bir de uçaklarda çeşitli dillerde anons yapılacakmış. Yani Diyarbekir’e uçarken Kürtçe anons yapılacak. “Sosyal devlet” ilkesi çerçevesinde yasal değişiklikler olacakmış.
 
     Başbakan Erdoğan ve Beşir Atalay’a göre bunlar “hayal bile edilmeyecek” haklar ve iyileştirmeler olabilir, ancak 30 yıl uğruna 45 bin can veren, 3 bin köy ve mezrada 4 milyon sürgün, yüz yıllık hakları gasp edilmiş Kürtler için kusura bakmayın, bunlar “ham hayal.”
 
     Savcılar habire Kürtler'i ilgilendiren konularda gizlilik kararları verecekler. Yıllara yayılan süreçte hakimler üzerini örtecek; birileri kalkıp “hayal bile edilmeyen” reçetemiz var diyecek. Cüneyt Özdemir’in dediği gibi “… 2013 yılında yaşadığımız ülkede bir şehrin girişinde ve çıkışında (o şehir Hakkari) HÂL kontrol noktaları varsa..” VE EVET hâl birileri çıkıp böyle bir ülkede “hayal edilmeyecek şeyler yapacağız” diyebiliyorsa hiç inandırıcı değiller. Bu "muhafazakâr demokrasi" maskesi altında suyu yokuşa sürmektir.
 
     Kürtler'e “ham hayal” satılmıyorsa kale gibi muhkem ve geniş, tünelleri olan onlarca Karakol (Kalekol) yapımına tam da çekilme ve “barış” sürecinde neden hız verildi? Yüzlerce faili meçhul cinayete kurban gitmiş, kemikleri torbalar içinde taşınan cinayetleri aydınlığa çıkarmak varken Kalekol'lar yapılması neden?
 
     Kürtler “hayal edilmeyen” boş laflar ve karakollardan sırtına kurşun sıkılan cenaze yerine “barış” görmek istiyor. Çelik Lice olayı için “Havaya kurşun sıkılmış” demiş. Bir yazar da “bu insanlar havada mı uçuyordu da kurşun onlara denk geldi?” mizahi sorusunu patlatmış.
 
     Kürtler “barışa” kurşun sıkan asker, polis, devlet, hükümet görmek istemiyor. “Ham hayal” yerine gerçeklerin konuşulması ve yapılmasını istiyor. Bu ülkede iktidar savaşları uğruna ayağımıza gelen son “barış” fırsatını boşa çıkartmaya kimsenin hakkı yoktur. Bölge kan gölü ve iç çatışmalar ile belirsizliğe doğru sürüklenirken taraflar oturup ortak paydada anlaşmalıdır. Değilse Mısır’a rahmet okutan bir sürece gireriz ki Allah göstermesin.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.