Ali Bilmez

Ali Bilmez

Yazarın Tüm Yazıları >

Hayâ-T

A+A-

 

Bizleri ve hatta toplumun ekseriyetini rahatsız eden davranışlarla muhatap olmadığımız ya da bunları müşahede etmediğimiz hemen hiçbir gün yok gibidir. Bu türden durumların karşısında çoğunluğumuzun takındığı tavır genellikle ilgisiz kalmak, görmezden gelmektir. “Her birey, dilediği her şeyi, istediği zaman ve mekânda yapmakta özgürdür” gibi ithal bir anlayışın sokaklarımızda hâkimiyetini ilan etmesi maalesef epey zaman önce oldu. Dost ve aile meclislerinde yaptıklarımız ise tavsiye, telkin, tembih, ayıplama, kınama, eleştirme gibi kifayetsiz eylem ve söylemlerden öte bir anlam ifade etmedi bunca zamandır.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dedikçe gözümüzün önünde olanlar gönlümüzde alışkanlık halini aldı. Gözlerimizi, kulaklarımızı, el ve ayaklarımızı sakınmıyoruz. Gördüklerimiz, işittiklerimiz ve hatta yaptıklarımız yüzümüzü kızartmıyor. Tüylerimizin diken diken olduğu pek vaki değil artık. Ya da üzerimize soğuk bir su dökülmüşçesine irkildiğimiz anlar…

Hayânın, hayatın içinden soyutlandığı zor bir zamandayız. Olmaması gerekeni, beğenmediğimizi veya tasvip etmediğimizi söze döktüğümüz oranda hissiyat ve hareketlerimize yansıtamıyoruz. Hayâ edip gördüğü karşısında yüzü kızaranlar azaldıkça, hayâsızlıkta sınır tanımayanlar çoğaldı hayatımızda.

Peki, ama neden? Neyi eksik bıraktık ya da neye fazladan maruz bıraktık kendimizi de bunca hayâsızlık karşısında kalbimiz ve beynimiz adeta duyarsızlaştı. Duygularımız simalarımıza yansımaz oldu. Yüzümüzdeki ifadesizlik sayesinde birbirimizi tanıyamaz hale geldik. Birbirimizi tanıyamadığımız için de sözlerimiz ile kalplerimiz arasındaki bağ koptu, köprü yıkıldı.

Yüzlerimizden birbirimizi tanımamızın mümkün olabileceğini söylüyor iman ettiğimiz, rehber edindiğimiz Kur-an. “(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” Bakara 273.

İnancımızdan, Allah korkumuzdan, aile veya mahalle baskısından… hâsılı herhangi bir sebepten dolayı yaşamadığımız veya yaşamayı istemediğimiz şeyleri okuyoruz, dinliyoruz ve izliyoruz. Yazılı ve görsel medya takibimizde maalesef yeterli hassasiyeti göstermiyoruz. Renkli ekranlardan gelen ışınlara doğru-yanılış, günah-sevap filtrelerini uygulamıyoruz. Hal böyle olunca da gözün aşina olduğuna gönül rıza gösteriyor ve dilin döndüğüne yüz ifade vermiyor. Toplumda cereyan eden yanlışlara gösterecek hiçbir refleksimiz kalmıyor. Dolayısıyla hayâ ve hayatın bağı kopuyor. Hayâsı olmayanın hayretlere celp etmesi, yani yanlışın karşısında doğrunun değer bulmasına imkân kalmıyor maalesef.

İnandığımız değerlerin ve doğruların toplumda hayat bulmasını istiyorsak, hayâmızın simalarımızdan okunmasına vesileler bulmalıyız. Buna da izlediklerimizi, dinlediklerimiz ve okuduklarımızı yeniden gözden geçirerek başlayabiliriz.

Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.