1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Hamas bir terör örgütü müdür?
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Radikal
Yazarın Tüm Yazıları >

Hamas bir terör örgütü müdür?

A+A-

Türkiye, gelişmeleri tek yanlı okuyan ve İslami vurguları öne çıkartan bir görüntü veriyor.

Gazze ablukası ve Gazze’ye İsrail tarafından yapılan ağır saldırılar, Türkiye’de her zaman yoğun tepkiyle karşılanmıştır.

Son Gazze krizinden itibaren, Gazze konusu, Ankara ile Batı dünyası arasında, daha ‘genel kapsamlı’ ayrılıkların ve gerilimlerin simgesi haline geldi.

Başbakan Erdoğan, ABD ve Rusya liderleri ile Batı ülkelerini bugüne kadar olduğundan daha sert bir üslupla eleştirirken Obama da Ankara’yı ‘çözümü zorlaştırmak’la suçlayan bir dil kullandı.

Tayyip Erdoğan, Hamas’ı Filistin halkının önde gelen meşru temsilcilerinden birisi olarak görüyor ve Batı’nın tepkilerine aldırmaksızın örgütün liderini Türkiye’de ağırlıyor.

Batı ülkelerinin önemli bir çoğunluğu (Avrupa Birliği, ABD, Japonya, Kanada ve İsrail) Hamas’ı terör örgütü ilan etmiş durumda. İngiltere ve Avustralya, Hamas’ın askeri kolu olan İzzeddin El Kassam Tugayları’nı resmen terörist sayıyor (Geçenlerde Gazze’de İsrail bombardımanı sonucu öldürülen Ahmet Caberi, askeri kanadın lideriydi).

Batılı gazeteler ve haber ajansları, son çatışmanın Hamas tarafından başlatıldığını, ilk füzelerin Hamas tarafından ateşlendiğini ve bunun üzerine İsrail’in harekete geçtiğini yazdılar. Batı’da, bu durumun Türkiye ve İslam dünyası tarafından görmezden gelindiği düşüncesi ağır basıyor.

Kısacası, Türkiye ile Batı arasında Hamas konusundaki değerlendirme farklılığı, her geçen gün daha da belirginleşiyor ve bu farklılık diyalogsuzluğa dönüşme riskini taşıyor. Türkiye ve Batı’nın kelimelere farklı anlamlar yüklediğini, verileri farklı filtrelerden geçirerek değerlendirdiğini, kısacası iletişim kopukluğunun giderek yoğunlaştığını söyleyebiliriz.

Türkiye, gelişmeleri tek yanlı okuyan ve İslami vurguları öne çıkartan bir görüntü veriyor.

Tek yanlı bakış

Biraz Hamas’ın geçmişine dönelim... Hamas, 1987’de, o dönemde Filistin’e egemen olan Yaser Arafat’ın FKÖ’yü uzlaşmacı bulan sertlik yanlısı Filistinliler tarafından kurulmuştu. 1988’deki siyasi programında Hamas, İsrail’i devlet olarak tanımıyor; Filistin’in kontrolünü İsrail’den almak adına kutsal bir savaş vermenin dini bir görev olduğunu belirtiyordu. Bu tespit, 1988’de İsrail’in var olma hakkını tanıyan Filistin Kurtuluş Örgütü ile Hamas’ı çatışma noktasına getirdi. İki Filistin örgütü arasında bu tarihten sonra bir dizi iç çatışma gerçekleşti.

Hamas’ı asıl öne çıkaran, 1989 yılından itibaren onlarca insanın ölümüne yol açan İsrail’de gerçekleştirdiği bir dizi intihar saldırısı oldu.

Tabii, İslam dünyasının en azından bir bölümü bu intihar saldırılarını, İsrail zulmüne karşı ‘meşru müdafaa hakkı’ olarak görüyor. Başbakan Tayyip Erdoğan da İsrail’i bir ‘terörist devlet’ olarak tanımlıyor. Hamas’ın intihar saldırıları konusundaki tutumu ise açık değil.

İsrail’in Filistin halkına zulmettiği, onların egemenlik haklarını ayaklar altına aldığı, insanlık dışı saldırılarda bulunduğu bir gerçek. Başbakan bu açıdan haklı. Batı’nın Filistin davasına yaklaşımında İsrail’in zorbalığını görmezden geldiği de inkâr edilemez.

Doğru olan ve etkili olabilecek yaklaşım, çatışmaya ve çözüme iki yanlı bakabilmek. ‘Farklı’ olduğunu sandığımız yaklaşımımızın dünyada bir zenginlik veya derinlik olarak değerlendirildiğini söylemek çok zor.

İsrail eleştirilirken Hamas’ın yaptıklarının görmezden gelinmesi, tezlerin etik yanını ve inandırıcılığını zaafa uğratıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.