1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Halil Ergün, Muhteşem Yüzyıl ve Başbakan
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Radikal
Yazarın Tüm Yazıları >

Halil Ergün, Muhteşem Yüzyıl ve Başbakan

A+A-

Başbakan'ın 'Muhteşem Yüzyıl'ı hedef alan konuşması, şimdiye kadar söylediği çoğu şeyin ötesinde bir duruma işaret ediyor...

Telefonu açtım, karşımda Halil Ergün. Sinirlenmişti, eleştirilerini ardı ardına sıralıyordu. Başbakan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ konusunda söylediklerini önce ondan duydum. “Neler söylüyor dinleyin” dedi. “Olamaz böyle şey” diyerek Başbakan’ın konuşmasını aktardı. Akşam da Balçiçek İlter’in Habertürk TV’deki programına çıkacağını haber verdi. (Program kararlaştırıldığında Başbakan henüz o konuşmayı yapmamıştı.)

Balçiçek’in programının başında bizim evde elektrik kesildi ve izleyemedik. Sabah bilgisayarı açtığımda, Halil’in “AK Parti’ye oy verdim” sözleri, Başbakan’a yönelik eleştirilerinin ve diğer söylediklerinin önüne geçmişti.

Halil’e kendisine yönelik tepkileri aktardım. Canı sıkıldı. Şunları söyledi: “Programın diğer konuklarından Kutluğ Ataman ‘Ben AK Parti’ye oy verdim’ deyince, ben de oy verdiğimi gizlememin etik olmayacağını düşündüm ve bu konuyu sessiz geçiştirmeyi doğru bulmadığım için oyumu AK Parti’ye verdiğimi söyledim. Daha önce ÖDP’ye, DTP’ye, CHP’ye oy verdiğimi, AK Parti’ye hangi ruh hali içinde oy kullandığımı da anlattım.

Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilerimi dile getirdikten sonra ‘Başbakan’ı diğer politikacılara göre daha sahici bulduğum için seviyorum’ dedim. Ben nasıl ölüm orucundaki gençlerin gördüğü baskıya tepki gösterdiysem, cezaevinin kapısına koşup gittiysem, işkencelere ve zulme karşı çıktıysam, dindarlara ve Tayyip Erdoğan’a siyasi baskılar olduğunda da karşı çıktım. Onların özgürlüklerini de savundum. Benim tavrım ilkeseldir. Zorbalığa, zulme, haksızlığa karşı çıktım ve çıkmaya devam ediyorum.

Başbakan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisine yönelik yargıyı göreve çağırmasını şaka gibi buldum. Bir resmi açılışta ve başbakan kimliğiyle konuşurken bu sözleri söyledi. Kişisel olarak bir diziyi, bir romanı, bir sanat eserini beğenmeyebilir, eleştirebilir de. Ama bir dizinin yönetmenini, o kanalın sahibini hedef alan bir tutum içine girmesi, tehdit etmesi kabul edilemez.”

Halil’in kendisine “TRT’den rol kapmak için böyle konuşuyor” diyenlere, “Döndü” diyenlere tepkileri şöyle: “İşte bu da bir linç kültürü. Ben ülkenin bildiği, tanıdığı bir sanatçıyım. TRT’de de başka kanallarda da oynarım, dizilerim yayımlanır, filmlerim yayımlanır. Tepkim bu üsluba, bir ‘amigo kültürü’yle yüz yüzeyiz. Örgütlü yalanların peşinden gitmeyeceğim. Ben tarafım, taraftar değilim.”

Halil Ergün, AK Parti’nin ve Başbakan’ın son dönemdeki dil ve yaklaşımını eleştiren bir tutumda: “İnsan haklarına, özgürlüklere aykırı davrandığı zaman eleştirdiğim gibi, yarın ülkenin çıkarlarına, demokrasiye uygun adımlar attığında da memnun olurum, gözlerinden öperim... 1982 Anayasası orada duruyor. Bu anayasayı değiştirmeyenler, değiştiremeyenler, bu anayasal düzen içinde iktidar olanlar, muhalefet olanlar, 12 Eylülcüleri yargılıyor. Bu inandırıcı değil. Ben bunları söyledim.”

Şaka gibi

Halil’in söylediklerine ekleyeceğim birkaç cümlem var... Bence, Başbakan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ı hedef alan konuşması, şimdiye kadar söylediği çoğu şeyin ötesinde bir duruma işaret ediyor. Dizilerin içeriğinin bile ‘tek merkez’den şekillendirilebildiği bir ‘model’den söz edebiliriz.

İster ‘otoriter tek parti iktidarı’, ister ‘yetersiz demokrasi birikimi’, ister ‘toplumsal yapı’, ister ‘tek kişideki güç yoğunlaşması’ deyin; eğer bu dizi yayından kaldırılır veya başına bir şey gelirse; bu ülkede, demokrasi ve özgürlük gibi kavramlardan söz etmek, Halil’in dediği gibi ‘şaka’ haline dönüşebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.