1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Halfeti Cinayeti'nin Dicle Üniversitesi'ne Yansımaları Ve Sosyolojik Bir Tahlil
Halfeti Cinayeti'nin Dicle Üniversitesi'ne Yansımaları Ve Sosyolojik Bir Tahlil

Halfeti Cinayeti'nin Dicle Üniversitesi'ne Yansımaları Ve Sosyolojik Bir Tahlil

A+A-

21 YAŞINDA BİR ÇOCUK

Fakülteye geldiğimde dışarıda çok sayıda “çevik kuvvet’’ dolaşıyordu. Anormal bir durumun varlığı dikkatimi çekmişti ama ne olduğunu henüz anlayamamıştım. Kantine gittiğimde sınıf arkadaşlarım oradaydı. Bu saatte derste olmaları gerekiyordu oysa ve ben geç kaldığımı düşünmüştüm. Selam verip masalarında oturdum. Niçin derste olmadıklarını sordum. Fakülteden bir öğrencinin öldürüldüğünü, öğrencilerin boykotta olduğunu söyledi. Çok şaşırmış ve üzülmüştüm. Önce bizim fakültede gerçekleştirilen bir protesto nedeniyle öldürüldüğünü sandım ama konuşmalarımızın ilerleyen bölümlerinde çocuğun Halfeti’deki protestolar sırasında öldürülen ve üniversitemizin Fen Edebiyat Fakültesinde okuyan Erganili 21 yaşında bir çocuk olduğunu öğrendim.

ÇEVİK KUVVETTEN ŞİDDET

Kantinde konuşulan ana gündem bu olaydı. Bir grubun yanından kalkıp diğer bir grubun yanına gidiyor, ayrıntıları öğrenmeye çalışıyordum. DTP’li gençler çok üzgün ve kızgın görünüyorlardı. O gençlerden birisi dışarıda bir sigara içeceğini söyledi. Diğer iki arkadaşı buna şiddetle karşı çıktı. Çünkü çevik kuvvet dışarıda terör estiriyormuş. Gerekçe ne olursa olsun bahçede bulunan öğrencilere şiddet uygulanıyormuş.22 öğrenci bahçede bulundukları ya da protestoda oldukları için gözaltına alınmış. Bunlardan birkaç kız öğrenci saçlarından sürüklenerek çevik kuvvet arabalarına bindirilmiş.

Kemalist bir arkadaşım da çok tepkiliydi. Dışarıya çıkmamamı salık veriyordu. Gözaltına alınacağımı, fotoğrafımın sivil polislerce çekileceğini ya da kameraya alınabileceğimi söyledi. Kendisinin de dışarıda bulunduğu için fotoğrafı çekilmiş.

SINIFIN % 90’I DİNCİ

Madem durum bu kadar vahim neden tüm sınıfın boykota katılmadığını sordum. DTP’li bir arkadaşım alaylı bir cevap verdi: “Bizim sınıfın %90’ı dincidir’’ dedi. “Onlar niye dışarı çıkıp boykotta bulunsun ki?’’ Bir an için şok oldum bu cevapla. Sonra “Ben de dinciyim ama dışarıdayım ve derse girmeyeceğim” dedim. DTP’li arkadaşım biraz mahcup oldu ve düzeltmeye çalıştı.’ “Yanlış anlama’’ dedi “Benim ablam da başörtülüdür, namazını kılar ama ırkını inkâr etmez. İşte bu sınıftaki dinciler ırkını inkâr eden dincilerden. Sen üzerine alınma lütfen, senin gibi arkadaşları kast etmiyorum’’

CİNAYET ANI FACEBOOK’TA

Aynı DTP’li arkadaşım işlenen cinayetin Türk kamuoyunda nasıl da hasıraltı edildiğinden dem vuruyordu. Anlattığına göre Türk televizyonları, ölümün - kaynağı belirsiz- bir taştan kaynaklandığı yalanını gündemleştirip durmuşlar. Oysa cinayetin bir polis tarafından kasıtlı bir şekilde gerçekleştirildiğini söylüyordu. Polis, yakın mesafeden gaz bombasıyla çocuğun başına nişan almış. Cinayet anının videosunun facebook’ta olduğunu, bana da mutlaka bir şekilde gönderileceğini söyledi.

REKTÖRLÜKTEN DÖNDÜKTEN SONRA DAHA MİLİTAN BİR PROTESTO

Öğleye doğruydu, yemekhaneye gidecektim ama Fen Edebiyat Fakültesi önünde alkış ve zılgıt sesleri duydum. Merak edip daha yakından baktım. Öğrenciler oturma eylemi yapıyorlardı. Bir grup sivil polis uzakta duruyor, kamera ve fotoğraf çekimi yapıyorlardı. Hemen hemen hepsi güneş gözlüğü takmıştı. Eylem alanına yaklaşan ve uzaklaşan herkesi kameraya alıyorlardı. Bunlardan ben de nasibimi aldım. Öğrenciler bir süre sessiz duruyor sonra birden bir alkış tufanı kopuyordu. Müthiş organize bir protestoya benziyordu. Herhangi bir öğrenci bir slogan atıyor anında grup halinde slogan tekrar ediliyor, zılgıt sesleri ve ıslıklar yükseliyor, önce yavaş bir ritimde sonra giderek artan ritimde bir alkış kopuyordu.

“Şehid namırın’’, “Hepimiz MASUM’UZ buradayız’’, “Baskılar bizi yıldıramaz’’, “Polis dışarı’’, “Dicle uyuma öğrencine sahip çık’’ atılan sloganlardan bazısıydı.

Bıyıklı, yakışıklı bir genç ayağa kalkıp bir konuşma yaptı. Sesi titrek ve öfkeliydi. Şimdi rektörlüğe gideceklerini, rektörlükten döndükten sonra çok daha coşkulu, çok daha militan bir protesto gerçekleştireceklerini bu yüzden kimsenin yerinden ayrılmamasını rica etti. Anlaşılan bu topluluğa daha büyük bir kalabalık eşlik edecekti.

İKİNCİ GÜNDE DE EYLEMLER DEVAM EDİYOR

İkinci günün sabahı okula yine geç kaldığım düşüncesiyle koşar adım geliyordum ki fakültenin girişinde bir arkadaşımla karşılaştım. “Derse girilmiyor mu?’’ diye sordum. Bugün ve yarın kimsenin derse girmeyeceğini, okul tarafından izinli sayılacaklarını söyledi

ŞİDDET ÖĞRENCİ DİRENİŞİYLE PÜSKÜRTÜLDÜ

İlk gün “çevik kuvvet’’ bir psikolojik harekât yürütmüş, dışarıda gezinen öğrencileri fişleyerek ve gözaltına alarak yıldırmayı denemişti ancak bu tavır öfkeyi arttırdı, korkuyu arttırmak yerine cesareti arttırdı. İlk gün DTP gençliğiyle sınırlı protestolar kitleleşti.

BAYDEMİR SEVGİSİ

Öğleye doğru Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve kurmayları üniversiteye geldiler. Benim için gerçekten çok ilginç bir andı. Çünkü böyle bir sevgi seliyle daha önce karşılaşmamıştım. Baydemir ve kurmayları arabadan inince öyle bir alkış tufanı koptu ki eller parçalandı adeta. Islıklar, sloganlar, zılgıtlar yeri göğü inletti. Baydemir, dakikalarca ayakta alkışlandı.

BAYDEMİR BURADA ERDOĞAN NEREDE

O anda anladım ki DTP’nin aldığı %65’lik oy oranının çok sağlam bir sevgi temeli var. Erdoğan bir konuşmasında Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde seçimin demokratik olmayan koşullarda gerçekleştiğini, tehdit mektuplarının kapı altlarından atıldığını söylemişti. Şüphesiz DTP tabanı zaman zaman hırçınlıklarda bulunuyor ve ben buna bizzat şahidim ancak Erdoğan’ın bu mazeretleri seçim tablosunu hiçbir şekilde açıklamıyor. Öyle sanıyorum ki seçim tablosunun asıl nedenini bu tür olaylarda aramalıyız. Baydemir, halkla beraber, Erdoğan ise militarizmle beraber. Baydemir öldürülen çocukları ve ailelerini sahiplenirken Erdoğan cinayeti işleyen sözüm ona “iyi çocukları’’ sahipleniyor. Baydemir “silahsız çocuklara kurşun sıkmanın hiçbir geçerli nedeni olamaz” derken Erdoğan “kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılır’’ diyor. Baydemir, öldürülen çocuğun ailesinin taziyesine giderken, protestocu öğrenci arkadaşlarına okulunda destek ziyaretine gelirken, gözaltına alınan öğrenci arkadaşları için girişimlerde bulunurken Erdoğan hiçbir yerde görünmüyor. Baydemir, çocukları öldürmeyi iyi bilen İsrail’e de Türk polisine de tepki gösterirken Erdoğan, çocukları öldürmeyi iyi bilen İsrail’e sadece sözle şahin, öldürmeyi iyi bilen Türk polisine karşı üç maymun ya da tam tersine ölen çocuklara ve ailelerine karşı şahin

MÜSLÜMANLAR NEREDE

Erdoğan’ın yokluğu kadar Müslümanların yokluğu da seziliyor. Üniversitede tabanı olan Mustazaf-Der ve Nurcular ortalıkta yok. Muhtemelen DTP’lilerle iş tutmama gerekçeleri vardı. Ya da o çocuk Abdullah Öcalan’ın protestosuna giderek ölmeyi zaten hak etmişti(!). Filistin’de ölen bir çocuktan çok farklıydı(!).

Bana göre Müslüman kurumlar ortak bir platform kurmalı ve tıpkı Baydemir ve kurmayları gibi, tıpkı İnsan Hakları Derneği gibi orada olmalı ve bir basın açıklaması yapmalıydılar. TOPLUM-DER, ÖZGÜR-DER, BEROJ, FITRAT, MUSTAZAF-DER… Hepsi orada olmalıydı. Eğer yurtseveriyle, müslümanıyla herkes orada olsaydı sistemin şiddet politikasına karşı güçlü bir duruş sergilenmiş olurdu. Çocukların tavuk öldürülür gibi öldürülemeyeceği mesajı verilmiş olurdu. DTP’nin haklı öncülüğüne ortak olunmuş olurdu. Filistincilik eleştirisinden kurtulmuş olurlardı.

BU ÜNİVERSİTE GÖRKEMLİ DİRENİŞLERE EV SAHİPLİĞİ YAPTI

DTP kurmayları bir bir birer konuşma yapıyor. Selahattin Demirtaş, 22 öğrencinin gözaltına alınmasına, bir kısmının saçlarından sürüklenmesine atıfta bulunuyor. “Bu şiddeti yöntem olarak seçenler bilsinler ki başarılı olamayacaklar. Bu üniversite tüm şiddete rağmen görkemli direnişlere ev sahipliği yapmıştır” diyor.

POLİS DIŞARI

Polis kameraları öğrenci halkasıyla bitişik bir halde çekim yapmaya çalışınca öğrenciler büyük bir tepki gösteriyor. Bir kısım öğrenci polis kameraları önünde ayağa kalkarak, kameralara sırtlarını dönerek, ellerini havaya kalkarak görüntüyü perdelemeye çalışıyor. Bunu gören diğer öğrenciler hep bir ağızdan “Polis Dışarı’’ sloganı atıyor. Polisler ufak ufak uzaklaşıyorlar oradan.

BAYDEMİR’DEN VAKUR DURUŞ

Baydemir, konuşmaya başlayınca inanılmaz bir alkış, ıslık, zılgıt tufanı kopuyor. Konuşması esnasında “Katil Erdoğan’’ sloganı atılınca Baydemir, “acımızın büyüklüğü metanetimizi korumamamıza yol açmamalı. Bizler vakur duruşumuzu korumalıyız’’ diyerek dolaylı olarak sloganı tasvip etmediğini gösteriyor

BAYDEMİR’DEN MUHTEŞEM BİR KAMERA ŞAKASI

Öğrenciler polis kameralarına tepki gösterince Baydemir bir kamera esprisi patlatıyor “İnsan hakları derneğinden üç arkadaşa göz altılarla ilgili soruşturma açılmıştı. Ben de destek için Cumhuriyet Savcılığına gidiyordum ki karşıdan 3 kameranın bana doğru geldiğini gördüm. Basın zannedip derhal konuşmaya başladım. O arada arkadaşım beni dürtüyordu. Ben konuşmama hararetle devam ediyordum. Sonunda arkadaşım dayanamadı ve kulağıma fısıldadı: Başkanım bu kameralardan biri polisin, biri güvenliğin diğeri de JİTEM’in… Ben de: Olsun, kamera olsun da kimin olursa olsun, dedim.’’ Öğrenciler dakikalarca güldüler.

Baydemir, adeta kaliteli bir “stand up’’ yapar gibiydi. Esprilerine devam etti. “Arkadaşlar ben 90 yılından beri “polis dışarı’’ diye slogan atıyorum. Ama bırakın da görevlerini yapsınlar. İnanıyorum ki bu ülke bir gün demokratikleşecek ve bunun belgeseli yapılacak. Ve biz bu belgeseli yapmak için arşivlerden faydalanmak istediğimizde bu polis kamerası kayıtlarına bakacağız

Yine büyük bir kahkaha ve alkış tufanı kopuyor.

BAYDEMİR’DEN ANLAMLI MESAJ

Baydemir, konuşmasının sonuna doğru üniversite öğrencilerine ihtiyaçları olduğunu belirterek, “Bizlerin yerini sizler alacaksınız. Toplumuna, halkına duyarlı, A’dan Z’ye her konuda donanımlı okuyan gençlere bu ülkenin ihtiyacı var. Kanı kanla temizleme yanlısı olmayın. Şiddete, kan dökmeye vereceğiniz en güzel cevap okumak olacaktır.’’ dedi. 

BEROJ/09.04.2009

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.