1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Halepçe Katliamının 29. yılı- Dr. Hêmin Omar Ehmed
Halepçe Katliamının 29. yılı- Dr. Hêmin Omar Ehmed

Halepçe Katliamının 29. yılı- Dr. Hêmin Omar Ehmed

Halepçe Katliamının 29. yılı münasabetiyle Ufkumuz.com adına Dr. Hêmin Omar Ehmed ile röportaj yaptı.

A+A-

       Öncelikle  yoğun akademik çalışmalarınıza rağmen röportaj teklifimizi kabul ettiği için kendisine ufkumuz.com adına teşekkür ederiz. Röportajımıza başlamadan evvel    kamuoyunun ve değerli takipçilerimizin Dr. Hêmin Omar Ehmed  daha iyi tanıması adına kendisinden kısaca söz edecez.

6842b676-bcb9-4afe-884f-084ba20e2b32-004.jpg

Dr. Hêmin Omar Ehmed, Hewlêr’e bağlı Şeqlawa kazasının Kunefluse köyünde doğdu. İlköğretim ve lise tahsilini Şeqlawa’da tamamladı. 2006 yılında Hewlêr Selahaddin Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. 2009 yılında aynı ünversitenin Kürt Edebiyatı mastır programını tamamladı. 2014 yılında da Süleymaniye Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Selaheddin ve Raperin Üniversitelerinde hocalık yaptı.

2005-2007 yılları arasında bir edebiyat ve düşünce dergisi olan Sabat Dergisi’nin editörlüğünü yapan Ehmed, 2009 yılından bu yana Soran Üniversitesinde öğretim elemanı olarak çalışıyoru.

Şu ana kadar yayımlanan 8 kitabı olan yazarın ayrıca yayıma hazır olan bazı çalışmaları vardır. 

ROPÖRTAJ

Ufkumuz... Halepçe denilince zihinlerde edinilen büyük bir katliam var.  Irak/iran savaşı esnasında 1988’de Saddam rejiminin yaptığı Halepçe  katliamına geçmeden önce Halepçe’nin o günkü konumu, siyasi tavrı ve stratejik önemi  yorumlayabilir misiniz?

Helebce Güney Kürdistan’ın önemli şehirlerinden biridir. Süleymaniye’den 80 km uzak olan şehir, yaklaşık 75 km İran’la sınırdaş olup merkezi İran sınırından 10 km mesafededir. Ticari anlamda tarihte önemli bir yeri olan şehir Şarezûr Ovası’nın üzerine kuruludur. 1889 yılında Osmanlı idaresi tarafından Kaza ünvanını almıştır.

Helebçe 2 lehçeli bir bölge olup Kürtçenin Hewrami ve Sorani lehçeleri bu bölgede konuşulmaktadır. Bu şehirde çok önemli tarihi şahsiyetler, alim ve edipler yetişmiştir. Örneğin; Mewlana Xalîdê Neqşibendî, Şêx Osman Sîracedîn gibi tasavvufi şahsiyetler, Mewlewî, Goran, Ehmed Muxtar ve Tahîr Begî Caf gibi edip ve şairler, Mela Ebdulkerîm Muderîs ve Doktor Mistefa Zelmî gibi alimler bu bölgenin önemli şahsiyetlerindendir.

1920’lerde, Irak Devletinin kuruluşundan sonra Helebçe önemli bir toplumsal ve kültürel yapıya sahiptir. 1960’larda dini hareketlerin önemli bir merkezi durumunda olan şehir bu yönüyle çoğu kez Irak yönetimiyle anlaşmazlıklar yaşamış, katliamdan bir sene önce Mayıs ayında bir kalkışmaya sahne olmuş ve bu kalkışma esnasında pek çok kişi Saddam yönetimi tarafından öldürülmüştür.

Helebçe İran sınırında olduğundan dolayı 8 yıl süren İran-Irak savaşında şehirdeki hareketlenmeler Irak Devletinde büyük bir korkuya neden olmuş, 1987’de şehirdeki pek çok alim ve şehrin büyükleri Baas Rejiminin zulmüne karşı İran’a geçmiş ve orada çalışmalarına başlamışlardır.  

Ufkumuz...Kazananı olmayan 8,5 yıl süren Irak/İran savaşında Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) İran'ı destekliyordu. Kürtler o zamanlar fiili olarak savaştılar mı?

Sadece bu iki parti değil Baas karşıtı tüm partiler İran’a geçmiş ve Kürt şehirlerinin kurtarılması için çalışma içerisine girmişlerdir. Elbette tüm partiler bu savaşın bitmesini istiyordu çünkü Kürt milleti her iki tarafta da kurban oluyordu; sivil halk mülteci konumundaydı, özellikle de sınır boyundaki şehirlerde.  

 

Ufkumuz...Katliam yapılmadan 2 yıl önce Saddam rejiminin başlattığı el Enfal hareketi var. El Enfal hareketine neden olan fiili bir durum var mıydı?( ayaklanama veya siyasi tavır)

Doğrusu Baas Partisi ve Saddam yönetimi çok mağrur olmuştu. Henüz İran-Irak savaşı bitmeden, Enfal Operasyonu başlamıştı ve Balîsan ile Şêxwesan Köyleri kimyasal silahla vurulmuştu ki yaklaşık yüz kişi şehid olmuştu. Daha sonra bu yönetim 500 kadar köyü yıkmış halkı göçe zorlamış ve onları şehirlerde toplamıştır. Artık Enfal süreci başlatılmış, yaklaşık 182.000 sivil; kadın, erkek, yaşlı, çocuk çöl ve kırsal bölgelerde toprağa gömülmüştür. Bu sırada Avrupa toplumu belki yeterince vakıf olamadığından belki de katliamlardaki sorumluluğundan dolayı sessiz kalmıştır.    Akabinde de Saddam ve hükümetinin mağrur tavrı devam etmiş bir yıl sonra da Helebçe katliamını gerçekleştirmişlerdir.

fft99_mf4165159-003.jpeg

Ufkumuz...Saddam rejimi El enfal hareketini kimyasal kullanarak bitirdi. Birkaç ay sonra da İran’la ateşkes imzaladı. Savaşın sonlandırılmasında Halepçe katliamının etkisi var mıydı?

Bilindiği gibi Helebçe’ye yapılan kimyasal saldırıdan birkaç ay sonra İran- Irak savaşı sona ermişti. Fakat ateşkes için Helebçe katliamının bir tesiri olmamıştı. Çünkü ondan önce de Rejim kimyasal silahları Kürdistan’ın başka şehirlerinde de kullanmış hatta Îran da Serdeşt te de kullanmıştı. Her iki taraf(Îran ve Irak) bu 8 yıllık savaşta milyonlarca kayıp vermişti.

Bu savaşta bazı Avrupa Devletleri kimyasal silahları Irak’a satmış bu yüzden de bu insanlık suçundan dolayı sessiz kalmışlardı. Kimyasal saldırıdan sonra İran ve bazı insani kuruluşlar bu katlimı duyurmak için çok çabaladılar. Fakat bence Helebçe katliamından dolayı İran-Irak savaşı sonlanmadı. Savaşın bitmesinin direk bu katliamla ilgili olduğunu düşünmüyorum.  

Ufkumuz...Halepçe katliamı nasıl gerçekleşti?

8 yıllık savaş süresince kimi zaman Irak güçleri bazı İran şehirlerini alıyor kimi zaman da İran, Irak topraklarına giriyordu. Sınır hattındaki şehirlerde de halktan pek azı kalmıştı. Şehrin idari sınırları içerisindeki yüz bin kişiden altı bini kalmış diğerlerinden bir kısmı Süleymaniye’ye bir kısmı da İran’ a sığınmıştı.

Katliamdan kısa süre önce İran güçleri Helebçe’ye girmiş, bir süre sonra da geri çekilmişti. Saddam Rejimi hem İran güçlerini bahane ederek hem de Kürt milletini korkutma adına kimyasal saldırıyı gerçekleştirmişti ki İranlılardan buna maruz kalan kimse yoktu.

Tarihler 16/3/1988 yılının saat sabahın onbirini gösterirken kimyasal saldırı yapılmış, yaklaşık 5000 kişi şehîd olmuş, çok sayıda yaralıyla beraber, İran’a sığınan pek çok kişi olmuş ve yine pek çok çocuk sahipsiz kalmış ve kaybolmuştur. 

68342_0-002.jpg 

Ufkumuz...Çoğu zaman Irak katliamı kabul etmeyip, İran’ın yaptığını söylüyor.  Buradaki temel gerekçesi de Kürtleri İran’ın kendi yanına çekmek için yaptığını söylüyor. Bunun olma olasılığı nedir?

Bu Irak’ın bir propagandasıydı, 2003 yılından sonra teyareci ve onlara yardımcı olanlar bu büyük suçtan bahsettiler ki Irak’ın istediği bu suçu İran’a yüklemekti. Fakat halk bu olaya şahit olmuş, belgeler halkın eline geçmişti ve anlaşılmıştı ki katliamın elebaşlığını Saddamın amcaoğlu Ali Hasan Mecid yapmıştı.

Ufkumuz...Katliamdan birkaç ay sonra İki ülke ateşkes imzalıyor. 8,5 yıl süren savaşta zayıflayan iki ülke Kürtlere ağır bir darbe vurduktan sonra savaşı sonlandırmak istemiş olabilirler.  Halepçe katliamı iki ülkenin ortak senaryolarıyla yapılma olasılığı nedir.

Ben öyle düşünmüyorum. Fakat savaş büyük bir yıkım ve felakettir. Bu savaşın sonucunda Kürtler büyük bir yıkım yaşadı ama ondan önce de Irak Devleti Kürtlere büyük bir felaket yaşattı. Enfal süreci İran-Irak Savaşı çerçevesinde olmadı, Kürdistan’da Germiyan Yöresinde, Kerkük yakınlarında yüzlerce Kürt köyü viran edildi ve sivil halk canlı canlı gömüldü. Doğrusu savaşla bir şey elde edilmez, insanlık ancak barışla selamet içinde yaşamını sürdürebilir.

 

Ufkumuz...Halepçe katliamı gerçekleşmeden önce iki ülkenin savaşında  Kürtler’in bölgesel kazanımları var mıydı?

 

Daha önce söylediğim gibi, bu savaş Kürtleri büyük bir zarara uğrattı. Çünkü Irak Kürdistanının İran’la büyük bir sınırı var. Sınır boylarındaki köyler Kürt olduğu için musibet ve belalar o sınır hattındaki köylere yağdı. O yüzden sözkonusu savaş Kürtlere yıkım ve musibetten başka bir şey getirmedi.    

Ufkumuz...Halepçe katliamın Kürt müziğine yansımaları var. Fakat tarihi bilgilerde tutarsız bilgilere rastlıyoruz bunun nedeni ne olabilir?

Helebçe katliamı yalnızca müzikte değil tüm toplumsal alanlarda, edebiyat ve sanatta da etkiye sebep oldu. Fakat bu katliam Hiroşima gibi sayılması gerekirken maalesef öyle olmadı. Halbuki Helebçe katliamı ve Enfal Jenosaydi sanatta edebiyatta ve akademide gerektiği gibi işlenmeli ve tesirleri üzerinde ciddi araştırmalar yapılmalıdır.

Bu katliamı kim yapmış veye kim yapmamış müzik ve sanatta bunun pek bir tesiri yoktur. Önemli olan şudur ki 5000 insanın birkaç dakika içerisinde ruhunu teslim etmesi ki bu trajedi dünyanın sonuna kadar unutulmayacak, insanlığın utanacağı, insanların ne kadar vahşete düşebileceğini gösteren ve sivil halka yapılan zulmün boyutlarını gösteren büyük bir katliamdır. 

Kürtlerin kimliğini tanıtan ve mazlumiyetlerinin sembolü olan bu olay ile ilgili pek çok sanatsal ve edebi eser ortaya konmuştur. 

 

Ufkumuz...Halepçe katliamını değerlendirirken başta dünya daha sonra Kürtlerin yanıldığı taraflar var mı? Bu konuda yorumlarınız nedir? Ve Halapçe’yi nasıl okumalıyız, katliam dünyaya yeterince tanıtılmış mı?

Daha önce belirttiğim gibi, şimdi biz öyle bir zamanda katliamdan bahsediyoruz ki 29 yıl sonra hala bazı yaralılarının ahı ve acısı göğe yükseliyor. Katliamda öyle aileler var ki aileden tek kişi kurtulmuş.  Öyle aileler var ki kurtulan hiç kimse olmamış. Geride kalanlar için bizim psikolojik ve manevi destek sağlamamız lazım. Ayrıca bu olayı bütün dünya dilleriyle dünyaya duyurmamız lazım ki böyle olaylar yaşanmasın. Ve bütün dünyaya şunu kanıtlamamız gerekiyor ki bu suçu gerçekleştirenler cezalarını çekmişlerdir ve bu katliamı Kürt milleti yaşamıştır ama bütün dünya için bir derstir. İnsanlara zulm edenler özellikle Helebçe katliamı gibi katliam yapanlar gün gelecek mutlaka cezalarını çekeceklerdir.  

Ufkumuz...Şuan şehirde katliamın biyolojik ve kimyasal izleri hala devam ediyor mu? Eğer varsa BM milletler veya Dünya sağlık örgütleri etkileri azaltmak için herhangi bir çalışma yaptılar mı?

Maalesef şu ana kadar böyle bir şey yapmadılar. Bu katliamda yaralananlar şu ana kadar ne sağ ne ölü gibi yaşıyorlar. Aynı şekilde katliamın etkileri çocukları ve torunları üzerinde de görülüyor. Hatta ağaçlarda ve taşlarda dahi katliamın izleri dururken şu ana kadar Birleşmiş Milletler insani ve sağlık açısından herhangi bir müdahalede bulunmamış, Helebçe, Balisan ve Şêxwesan’ın yaralarını sarmamıştır. Bundan dolayı biz her ay bir vaya birden fazla yaralının ölüm haberini alıyoruz. 

Ufkumuz...Herşey için teşekkür ederiz. Son olarak bizlerin bilmediği veya dünyaya ve okuyucularımıza Halepçe ile ilgili iletmek istediğiniz bir mesajınız mı var mı?

Çok teşekkür ederim. Söyleyeceğim son sözler şudur ki Kürtler bu katliamı  dünyaya tanıtmalı, kendilerinden sonraki nesillere ve torunlarına bunu anlatmalı ve bu katliamın Hiroşimadan sonraki ikinci büyük toplu kıyım olduğunu göstermeliler. Aradan 29 yıl geçmiş olmasına rağmen hala Helebçe’nin yarası kanamaktadır. Kucağında yavrusunu tutan Ömer Xawer’in fotoğrafı kimsesizlerin sembolü olmuş ve mazlumlara arka çıkmıştır. Onun için istiyoruz ki sadece Kürtlere değil zulüm ve katliam kimsenin başına gelmesin. Ve ümit edip istiyoruz ki barış Ortadoğuda hakim olsun, Kürdistan topraklarından bir daha katliam ve kimyasal silah kokusu geçmesin.

Kaynak: Ufkumuz.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.