1. YAZARLAR

  2. Zeki SAVAŞ

  3. Haddi Aşmak
Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Haddi Aşmak

A+A-

Haddi aşmak; tayin edilen sınırları geçmek, belirlenen sınırlara tecavüz etmek, tanınan yetkilerin dışına çıkmaktır.

Haddi aşmak, sadece bireyler için geçerli değildir. Grup, örgüt, cemaat, aşiret, dernek, parti, anayasal kurumlar ve devletler için de geçerlidir. Bütün hakiki ve hukuki kişilikler haddini aşabilir, mütecaviz olabilir.

Haddini aşana haddini bildirmek, ortak aklın ve vicdanın icaplarındandır. Haddini aşana haddini bildirmek, onu hak ettiği sınırlar içine geriletmek demektir. Hadd bildirilmez ise, sınırlar kaybolur ve sayısız haksızlıklara imkân verilmiş olur.

Cumhuriyet, toplumun dini ve etnik yapısına ve değerlerine karşı kuruluşundan beri haddini aşan bir anlayış ve yapılanma içindeydi. Toplumun değerlerine aykırı tekil kültürü tepeden topluma dayatan devlet, kendisi için de bir haddin ve hududun olduğunu kabul etmedi. Sınırları tayin etme hakkı tek taraflı işletildi. Hep devlet topluma haddini bildirmeye kalktı. Tepeden dayatılan sınırlara uymayanlara karşı da zalimane bir mahiyette hadd bildirme müeyyideleri uygulandı. Oysaki haddini bilmesi gereken, milletten çok devletin kendisiydi. Çünkü hadd belirleme yetkisi devletten çok millete ait idi. Sınırları belirlemede birinci öncelik millete, milletin belirlediği sınırlara uymada da birinci öncelik devlete aittir.

Esasen her türlü örgütlenme, ilgili teşekkülün ilgi ve hitap alanına giren bireylerin toplamı içindir. Her türlü yapılanmanın varlık nedeni, temsil ettiği insanlardır. Dolayısıyla minimum örgütlenmeden maksimum örgütlenme olan devlete kadar her türlü organizasyonda temel belirleyici, ana illet, ilgili organizasyonun dayandığı kitle veya toplumdur. Devlet dâhil bütün yapılar, temsil ettikleri kitlenin veya toplumun taleplerine ve değerlerine göre şekillenmek, siyaset üretmek zorundadır. Tayin edici olan, temel sınırları belirleyici olan temsil edilenlerdir. Temsil edenlerin icraatlarını ve uygulamalarını değerlendirip nihai notu verecek olan temsil edilenlerdir. Biri diğerine had bildirecekse, temsil edilenler temsil edenlere hadd bildirir.

Öte yandan sınırları aşma ve mütecaviz durumuna düşme imkânına sahip olan temsil edenlerdir yani organizasyonlardır, devlettir. Temsil edilenler tarafından yapılacak sınır aşmaları bireyseldir ve bireysel suçlardır. Oysaki organizasyonlar ve devletler, doğaları ve konumları gereği tuğyana sürüklenme imkanına ve potansiyeline maksimum düzeyde sahiptir.

Bir diğer önemli konu da temsil edilenlerin, kendilerini temsil eden organizasyonun ve devletin niteliğine, işleyişine ilişkin ıslahatçı veya devrimci talepleri haddi aşmak değil, tam aksine yetkisini ve hakkını kullanmaktır. Bu gerçek, gizlenmekte ve üzerinde durulmamaktadır.

Bir toplum, kendini temsil eden devleti tepeden tırnağa değiştirme hakkına sahiptir. İstihale ve ıslahat yoluyla da değiştirebilir, devrimci yöntemle de. Çünkü devleti toplum meydana getirir ve devlet toplum için vardır. Bir devlet yoldan çıkmışsa, haddi aşmışsa, temsil ettiği toplumun taleplerine ve değerlerine ters düşmüşse, o toplumun yoldan çıkmış devlete haddini bildirme, cezalandırma, ıslah etme veya değiştirme hakkı vardır. Bu hakkı kullanmaya başkaldırı, terör, isyan denemez.

Neredeyse istisnasız tüm devletlerin toplumdan gelen bu tür talepleri ve bu amaçla geliştirilen eylemleri isyan sayması, devletlerin temsiliyet gereği elde ettikleri gücü kendilerine ait sayması, toplumun varlığını kendi varlıklarına bağlı görmesi nedeniyledir. Bu algı, gücün yol açtığı bir inhiraftır.

Bazı çocukların sakat ve özürlü doğması gibi, birçok devlet de sakat doğar. Yani sakat bir zihniyet üzere kurulur. Doğuşundan itibaren telakkisinde ve algılama gücünde problem vardır.

Hangi sebeple olursa olsun, özürlü doğan çocukla bir ömür boyu ıstırap çeken anne baba gibi, özürlü bir devlet doğuran toplum da uzun yıllar o devletin elinden mustarip olur. Bir farkla ki, çocuk değiştirilemez ama devletler değiştirilebilir fakat değiştirilmesinin bedeli ağırdır.

Hükümetin tesettür konusunu meclis mihverinde çözmek için yeniden harekete geçmesi üzerine yaşanan tartışmalara ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tehdit açıklamalarına bakınca,  haddini aşan mütecaviz kurumların ve sakat doğmuş bir devletin bu milleti temsil ettiğini gözlemliyor insan. Düşüncesi, algısı, aklı sakat veya kıt bir devletle karşılaşıyor insan ya da tuğyana sürüklenmiş bir organizasyonla. Sebep hangisi olursa olsun, sonuç anormaldir.

Temsil ettiği insanını diniyle ters bir yaşam tarzına zorlayan devlet ve kurumlar, haddini aşan mütecavizdir.

Temsil ettiği insanı kendi diliyle ve kültürüyle ters bir yaşama zorlayan devlet, haddini aşan mütecavizdir.

Temsil ettiği insanının taleplerini, düşüncelerini, inancını tehdit sayan devlet ve kurumlar, millet tarafından kendisine verilen yetkileri millete karşı kullandığı için gasıptır, gasp suçu işlemektedir, gasp suçundan yargılanmalıdır.

Temsil ettiği milletin temel hak ve özgürlüklerini millete rağmen kısıtlayan, yasaklayan, tahdit eden devlet ve kurumlar yoldan çıkmıştır, sınırı aşmıştır, milletin koyduğu sınırları çiğnemiştir.

Devletler ve kurumlar millet için temel hak ve özgürlüklerin sınırını belirleyemez, bunları tartışmaya açamaz, bunlar üzerinden siyaset yapamaz. Onlar milletin vehbi ve kesbi olarak sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere saygı duymak, onları korumakla yükümlüdür. Aksini yapan devlet ve kurumlar millete, asıl 'sahib'e karşı haddi aşmış demektir.

Seksen küsur yıl özürlü mazisi olan devletin, milletin ısrarlı baskısı sonucu müsbet yönde istihale sürecine girmiş olması sevindiricidir. Bu sürecin daha iyi netice vermesi, önemli ölçüde toplumun kendi hakkına ve yetkisine sahip çıkma bilinciyle ilgilidir. Haddini bilmesi gerekenin millet değil devlet olduğu bilincini ve bilinç üzere bina edilen eylemleri üretmeli ve geliştirmeliyiz.

Hadd bildirme hakkının millete ait olduğunu pratikte kanıtladığımız zaman, tesettürün temel haklardan olan dine ve dini yaşama ait bir hak olduğunu ve tahdit edilemeyeceğini de hayata geçirmiş olacağız. Aksi halde haddi aşan devletlerin mağduru olmaya devam ederiz.

fitrat

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.