1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. GÜNÜMÜZ TOPLUMU VE AHLAKİ SORUNLARI
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜNÜMÜZ TOPLUMU VE AHLAKİ SORUNLARI

A+A-

 

Herhangi bir toplumu ayakta tutan en önemli hassalardan biri, o toplumun ahlakıdır. Ahlaki ilkeler ne kadar güzel olur ve toplumun fertleri tarafından ne kadar içselleştirilirse, toplum da o kadar huzurlu olur. Rabbimiz, Müslümanların ahlakı ile ilgili olarak Aziz kitabında şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana-babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-. Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız.” (Enam, 151)

Bu ayet-i kerime üzerine kısa bir tahlilde bulunalım: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım;” Evet, Rabbimiz bizleri nelerden men ediyor, bir bakalım.

1- “O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın,”

2- “Ana-babaya iyilik edin,”

3- “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz!”

4- “Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın,”

5- “Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın!”

“İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız.”

Yeri, göğü ve tüm kâinatı sonsuz rahmetiyle yaratan yüce Rabbimiz, bu kâinat içinde denizde damla mesabesinde olan insana vermiş olduğu değerden dolayıdır ki, bizlerin en güzel şekilde yaşayabilmesi için pak kuralları bizlere bildirmektedir. Aziz cümle/ayet, ne kadar da güzel başlamaktadır: “De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım:

Şüphesiz ki Rabbimiz, sonsuz rahmetinin göstergesi olarak biz kulların hayatını tanzim eden güzel kural ve kaideler koyandır. İnsanoğlu olarak bu kural ve kaidelere uyulduğu oranda rahat ve huzur üzere olacağız. Aksine, bu kural ve kaideleri ihmal ve ihlal ettiğimiz ölçüde de buhran ve hüsranlara duçar oluruz! Günümüz insanlığının içinde bulunduğu hazin durum, bu gerçeğin net bir yansıması olarak yaşamaktayız/yaşanmaktadır.

1-Rabbe hiçbir şeyi ortak koşmayın! Hayatınızda yegâne hüküm sahibi olarak O’nu bilin.

Ki O’nun hükmünde herhangi bir çelişki, yetersizlik veya adaletsizlik söz konusu değildir. Zira O, sonsuz ilim ve hikmet, kullarına da karşı sonsuz şefkat ve merhamet sahibidir. Rabbimiz Aziz Kitabında şöyle buyuruyor:

“Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahit getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahit olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl, 89)

Yüce Rabbe ortak koşmamak, ancak tam bir sadakat üzere O’nun Aziz ahkâmına teslim olmakla mümkün olacaktır. Bunun da mihenk noktası, Allah(cc)’ı hayatımızda yegâne hüküm sahibi edinmek ve her türlü beşeri ilişkilerimizin temelinde O’nun hüküm ve rızasına yer vermekle gerçekleştirebiliriz.

Ahlak ile ilgili olarak Bernard SHAW; “Bir milletin ahlakı, dişleri gibidir. Çürüdüğü nispette acısını hisseder.” der. Toplumsal ahlak ehvenleştiği, çürüdüğü oranda o toplum da ehvenleşir ve çürümeye yüz tutar, sızlamalar ve inlemeler baş gösterir!

2-Ana-babaya iyilik edin. Rabbini yegâne hüküm sahibi olarak bilip, ana-babaya iyi davranandan daha güzel kim olabilir? Veya bu davranıştan daha iyi davranış olur mu? Bu ölçüyü tanımayanlarda ise kötülüğün her türlüsü elbette ki sadır olacaktır. En basitinden; “Çocuk kreşe, anne işe” anlayışı ile büyüyen çocuk, büyüdüğünde bu sefer de; anne babasını huzur evine atmakta çareyi bulmaktadır. Çünkü küçüklüğünde aile sıcaklığını, ana merhamet ve şefkatini, babanın güvenini yaşamayan çocuk, büyüdüğünde şefkatsiz anneyi ve güven vermeyen babayı kendisinden uzaklaştıracaktır.

Çocuğun büyümesinin yeri anasının şefkat ve merhamet kanatlarının altıdır. Annesinin her bakışında, her dokunuşunda, her seslenişinde, her kaldırış ve indirişinde yürekten yüreğe bir şefkat seli, bir merhamet seli, bir muhabbet seli akıverir. Çocuk anasının kucağında kişilik kazanır. İnsani hasletlerini, erdemleri ilk önce ancak annesinin merhamet kolları arasında öğrenir/edinir.

İnsani hasletlerini kuşanmayan, sevgi, şefkat ve merhametten yoksun yetişen bir nesilden ana-babaya iyilik beklemek, böyle bir nesilden sağlıklı bir toplumsal yapı beklentisine girmek beyhudelikten öteye gidemeyecektir! Böyle bir nesilde toplumsal bağlar çözülür, vicdan ve merhamet kayıplara karışır! Bencillik ve çıkarcılık, gaddarlık ve acımasızlık toplumsal yapıyı işlemez hale getirir! İnsan insanın kurdudur anlayışı topluma hükmetmeye başlar!

3-“Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz!”

Evet! Anne babalar bu gün belki rızık endişesiyle öldürmüyorlar ama devri cahiliyyeden daha da katı bir cehalet üzere muamelelerde bulunmaktadırlar. Bu gün Müslüman nesli vicdan ve merhametten, ihsan ve sadakatten, hak ve adaletten ve benzeri her türlü iyiliklerden mahrum kalmış bir şekilde yetişmektedir. İslami ahlak ve edepten yoksun, başına buyruk bir nesil yetişmektedir! Nefislerini ilah edinmekte olan, Rabbani güzelliklerden bihaber bir nesil yetiştirmekteyiz!

Çocuk gözünü açar-açmaz, çocuğu gaddarca dünyevi hedeflere kilitlemekteyiz. Çok para kazandıran, dünyevi statüler vadeden, mevki-makam-para tutkunu, obur insanlar üretmeye devam etmekteyiz. Ahlaki erdemlerin ka’le alınmadığı, kulluk bilincinin sıfır noktasına indirgendiği bir nesil ile pembe gelecekler kurma hallüsünasyonlarına kapılmaktayız! Heyhat!

Şu nebevi nidayı keşke anlayabilsek: Amr b. Sa’id b. el-Asi’den şöyle rivayet edilmektedir. Resulullah şöyle buyurdu: “Hiçbir anne-baba, çocuğuna güzel ahlak/terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” (Tirmizi, Birr,33)

4- Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın! Belki de derdin en büyüğü burada yatmaktadır! Bu gün İslam beldelerinde zina yasalarla güvence altına alınmaktadır. Rüşvet, olağan hale gelmiştir. Hırsızlık ve yolsuzluktan geçilememektedir. Halkı Müslüman olan bütün devletler (orman) KANUN(u) (!) devleti haline gelmiştir. Allah(cc)’ın hükmüne meydan okunmaktadır! Hem de İslam ümmeti tarafından! İslam, yani dini-mübinimiz kötülüklerin her türlüsüne kesinkes yaklaşmamamızı emrederken; bizler (Allah muhafaza) her türlü kötülüklerin işlenmesini kanunlarla düzenleme, garanti altına alma bahtsızlığına düşmüşüz!

Ümmet olarak kanunlarımız, fıtratımızı altüst etmekte ve insanlarımızı birer suç makinesi haline getirmektedir. İslam kardeşlik hukukunu temelinden söküp atmakta, cahiliye adet ve alışkanlıkları teminat altına alarak, son sürat gelişmesine zemin oluşturmaktadır!

5-Meşru bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı

Almayın! Bir kişiyi öldürmek, bütün insanları öldürmekle eşdeğer olduğu bilinç ve korkusunu toplum olarak ne acıdır ki çoktandır kaybetmişiz! Kimilerince “dava!” adına, kimilerince mevki-makam-koltuk adına, kimilerince mal-mülk uğruna ve kimilerince şehvet-şöhret adına ve edindiğimiz daha nice putlar/haksızlıklar adına nice cinayetler işlenmekte ve nice katliamlar sergilenmektedir!

İslam, putçuluğu yasaklamakta ama bugün toplum olarak nice putlar edinme cehline saplanmaktayız! Bir türlü kıramadığımız ırkçılık putu! Kıramadığımız nefis putu! Kıramadığımız mal-mülk putu! Kıramadığımız mevki-makam putu! Kıramadığımız şan-şöhret putu! Ve…

Her türlü ahlaksızlık ve bağnazlığın, haksızlık ve hukuksuzluğun sınır tanımaz bir şekilde gelişmesi, toplumsal yapımızın temel yapısını bombalamaktadır. Aşağıdaki kısa bilgiler ne hale/derekeye düştüğümüzü göstermekte ve Müslüman’ın kanını dondurmaya yetmektedir!

Türkiye’deki birkaç istatistikî bilgilere göz atalım:

a)2011-2016 Yılları arasında Türkiye’de antidepresan hap kullanımı %2560 oranında artış göstermiştir. (Habertürk)

b)Fuhuş: ATSO 2004 Raporuna göre fuhuşu meslek haline getiren kadın sayısı 100000’i bulmuş durumda. Ankara üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü verilerine göre, fuhuş sektöründe her bir vesikalı kadın başına dokuz çalışan kişi bulunmaktadır. Vesikalık kadın yaşının 15’e kadar düştüğü ayrı bir vahamettir. ATSO 2004 Raporuna göre vesikalı olan kadın sayısının, bu işi yapan toplam çalışanın %2.6’sını oluşturduğu tahmini yer almaktadır.

Acı bir tablo daha; 2004 yılından beri bu konuda Türkiye de ciddi bir veri oluşturulmamış! Son on Yılda çocuk istismarının % 70.000 artması, bu konunu nereye varmış olabileceği düşüncesi dahi insanı kahretmeye yetmektedir.

Verilere devam edelim:

(c) 2011-1016 Yılları arasında boşanmalar %1700 oranında artmıştır!(Sağlık Bakanlığı) Aaile kavramı çürümekte, insanlar metres hayatına sevk edilmektedir (2017 yılında evden uzaklaştırma cezası alan 15000 erkekten sekiz bini bir daha evine dönmemiştir!)

(d) 2017 Yılı verilerine göre öğrencilerin %26.7’si tütün bağımlısı, % 19.4’ü alkol bağımlısı haline gelmiştir. (Sağlık Bakanlığı)

(e) 2002-2016 yılları arasında fuhuş %790, cinayetler% 261, çocuk istismarı % 434, uyuşturucu bağımlılığı % 2833, cinsel taciz %449, kadına şiddet ise % 1400 oranında artmıştır.

(f) 2014-2017 Yılları arasında Türkiye’de ölümle sonuçlanan 12548 intihar vakası gerçekleşmiştir. Toplam vakaların %20’si ölümle sonuçlanmaktadır. Ayrıca herhangi bir şekilde gizlenen ve kayıt dışı kalan vakalar da vardır. Yıllara göre ölümle sonuçlanan intihar vaka sayıları şöyledir:

*2014 Yılında: 3169 intihar vakası olmuştur.

*2015 Yılında 3246 intihar vakası olmuştur.

*2016 Yılında 3064 intihar vakası olmuştur.

*2017 Yılında 3069 intihar vakası olmuştur.

TÜİK verilerine göre; 2014-2016 yılları arasında intiharların yaş gruplarına göre dağılımı:

* 15 yaşından küçük toplam 328 çocuk intihar etti.

*15-19 yaş grubunda 1041 intihar vakası gerçekleşti.

*20-24 yaş grubunda 1527 intihar vakası gerçekleşti.

Bu verilere göre 2014-2017 (dört yılda) 24 yaş ve altı intihar sayısı 2896’dır!

Maalesef Görev yapmakta olduğum Okulda da üç yılı aşkındır aynı çalışma odasını paylaştığım 30 yaşındaki Rehber Öğretmen, 11.01.2019 günü intihar etmek suretiyle hayatına son vermiştir!

2018 Yılı verilerine göre bazı istatistiksel bilgiler şöyledir:

a) Tütün ve tütün ürünleri kullanımı: Erkeklerde % 61.9, kadınlarda %32.2’dir. Bu verilere göre ortalama tütün ve tütün ürünleri kullanımı %47’dir.

b) Alkol kullanımı: erkeklerde % 34.3, kadınlarda % 10.7’dir. Ortalama alkol kullanımı 22.5’tir.

c) Antidepresan ilaç kullanımı: Erkeklerde %3.9, kadınlarda %7.7’dir. Bu verilere göre 2018 yılında nüfusun %5.8 antidepresan ilaç kullanmaktadır. (kaynak: www.narkotik.pol.tr)

d) Madde kullanımı: 2018 istatistiklerine göre madde kullanım yaşı 15’e kadar düşmüştür. Nüfusun 3.1’ bağımlılık yapan madde kullanmaktadır. Madde bağımlıların %94’ü erkek, %6’sı kadındır. Yaş gruplarına göre kullanım oranları ise şöyledir:

*15-24 yaş grubu %35,4,

* 25-34 yaş grubu %30,

*35-44 yaş grubu %18,3. Diğer yaş gruplarını vermedim.

Cinnet: Türkiye’de son 10 yılda 33.000 kişi cinnet getirmiştir. Ortalama günde 9 kişinin cinnet getirdiği bir ülke olmuşuz! (kaynak: Dicle Ü.Psikoloji Bölümü çalışması) Buhranlar, bunalımlar, psikolojik krizler almış başını kontrolsüz bir şekilde yayılmaya devam ediyor. Güzel ahlakın, erdemin, güvenin, sadakatin, samimiyetin kalmadığı bir toplumdan, bunun ötesinde bir şey beklemek akıl işi olmasa gerek. Kısacası toplum yangın yerine dönmüştür!

Şiddeti önleme ve Rehabilitasyon Derneğinin 2016 Raporundaki çocuk istismarıyla ilgili istatistikî bilgiler ise son 10 yılda % 70.000 (yanlış değil, yüzde yetmiş bin) arttığını göstermektedir. Ayrıca şu da bir gerçektir ki, Türkiye de işlenen çocuk istismarı ve tecavüzlerinin büyük bir kısmı (bu rapora göre) örtbas edilmektedir. Bu durumda çocukların maruz kaldığı istismar ve tecavüzlerin şiddeti bu veriden katbekat daha da ağır ve ciddi olduğu unutulmamalıdır.

İstatistiklere bakıldığında toplumdaki bu tehlikeli bozulma ve yozlaşma karşısında insanın yüreği adeta erimektedir. İnsanlık ne hale gelmiş! Gerçek şu ki; insan, insanlığını yitirdiği zaman yeryüzünün en tehlikeli, en vahşi varlığına/canavarına dönüşmektedir!

Çok vahim bir çöküş yaşamakta olan bu toplumsal gidişimiz, yeniden İslami ahlaka dönmeye ne kadar muhtaç olduğumuzu bizlere göstermektedir. Hazreti Ali Efendimiz ne güzel buyurmaktadır: “Asıl yetimler ana-babası olmayan değil, ilim ve ahlaktan yoksun kalanlardır.”

Bugün toplumumuzun yeniden bu ahlaka yönelmesi, bu ahlak ile teçhiz olması zorunlu hale gelmiştir. Toplum olarak ahlaki güzelliklerimize dönmediğimiz sürece şüphesiz ki bu sefalet ve rezalet bataklığına gittikçe batmaya devam edeceğiz/dip yapacağız!

“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.” (Enam, 153)

İnsanların/toplumların yükselişi de alçalışı da ahlaki yapısıyla yakından ilgilidir. İşte bundandır ki Rabbimizin dosdoğru yoluna uymak ve başkaca yollara sapmaktan da son derece sakınmak zorunluluğumuz vardır. Rabbimizin dosdoğru yolu insanı izzete, diğer yolların tümü ise zillete götürür.

Ahlakı şekillendiren en etkin güç, şüphesiz ki kuvvetli bir imanın olmasıdır. İmanın sağlam olması ise sağlam bir bilgi sahibi olma şartını gerektirir. Bilgi ve iman, insanı Rabbine kullukta hassasiyet sahibi kılmaktadır ki; bu hassasiyet insanın bütün hal ve hareketlerini/ahlakını şekillendirir.

Hazreti Ali Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Yoldaşların en iyisi güzel ahlaktır. Arkadaşların en iyisi akıldır. Edep ve terbiye, en güzel mirastır. Kendini beğenmekten daha büyük gerilik ve cahillik olmaz!”

Satırlarımı Konfüçyüs’ün bir cümlesiyle sonlandırayım: “İnsanın kendisini ıslah etmesi erdemle, başkalarını ıslah etmesi ise bilgi ile olur. Erdem ve bilgi, hsing (doğa)’in iki ahlaki özelliğidir ve insanı Tao (doğru Yola)’ya götürür.

Ey Rahmeti sonsuz Rabbim! Bizleri Razı olduğun kullarından eyle! Selam ve muhabbetlerimle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.