1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Güney Kürdistan Hattındaki Gelişmeler ve Muhtemel Sonuçları
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Güney Kürdistan Hattındaki Gelişmeler ve Muhtemel Sonuçları

A+A-

Özerk yönetimlerin ve yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkması veya sınırların yeniden belirlenmesi durumuna, genellikle bir ülkedeki iç savaş veya ülkeler arasındaki savaş sonucu tanık olunur. Normal şartlar altında bu türden gelişmeler olmaz ve olmamıştır.

Suriye'de özgürlük ve değişim  talebiyle başlayan yumuşak hareketliliğin rejimin imha stratejisiyle karşılaşması, Suriye'yi hızla taraflar arasındaki bir iç savaşa sürükledi.

Çatışmaların başladığı günden beri ihtiyatlı davranan Kürd bölgeleri, bir yıl gibi uzun bir zaman diliminde rejim güçleriyle ciddi bir çatışmadan kaçındı. Rejimin kontrolü kaybetmeye başlamasıyla birlikte de Kürdler yine ciddi bir çatışma ve kayıp vermeden kendi bölgelerinin yönetimini ele geçirdi.

Beklenmedik bu gelişme, doğal olarak hem nedenleri hem de muhtemel sonuçları itibariyle herkesin ilgisini çekti, farklı hesap ve değerlendirmeler gündeme gelmeye başladı.

Suriye Kürdlerinin kendi bölgelerini beklenmedik bir zamanda kolayca ele geçirmesi gerçekten rejimin güçsüzlüğü sonucu muydu yoksa bu gelişmelerin arkasında başka hesap ve planlar mı vardı? Bu gelişme doğal sürecin bir sonucu muydu yoksa uluslar arası hesapların bir neticesi miydi?

Devrim muhafızları eski komutanı Muhsin Rızai'nin sitesi olarak bilinen Tabnak'ta İsrail emniyet güçlerine yakınlığıyla bilinen DEBKAfile haber sitesinin konuyla ilgili yayınladığı bir değerlendirmeye yer verildi.

Bu habere göre "Beşşar Esed Şam'daki patlamadan kısa süre sonra toparlandı ve yeni stratejiler geliştirdi. Geliştirilen stratejilerden biri de Türkiye'nin Şam'daki patlamada rolü olduğundan ötürü Türkiye'den intikam almaktı. Bu strateji gereği Suriye PKK'nin Türkiye'ye karşı operasyonlar yapmak üzere ve koşuluyla Suriye'ye girip Kürd bölgesine yerleşmesine izin verilmiştir.

Bu stratejinin kısa sürede neticeleri olacaktır:

1-Esed rejimi, PKK'ya yeni yerleşim yerleri sunarak Kürdleri sakinleştirecek ve  onların devlete karşı başlatılan ayaklanmaya katılımını önleyecektir.

2- Suriye Kürdlerden emin olacak ve silahlı güçlerini diğer bölgelere kaydıracaktır.

3-Özgür Suriye Ordusuna ev sahipliği yapan Türkiye, böylece Suriye sınırı boyunca stratejik bir tehditle karşı karşıya kalacaktır.

Beşşar Esed, PKK'yi Suriye'ye çağırarak ve Kürdlere yarı özerklik vererek Türkiye Kürdlerini de benzer bir talep için harekete geçmeye teşvik etmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

PKK da Suriye'nin bu talebine süratle cevap vermiş ve Kerkük-Ceyhan boru hattına operasyon yaparak Türkiye'yi doğrudan hedef almıştır."

Suriye konusunda Türkiye ile İran'nın ters düşmesini müteakiben İran ile PKK arasında stratejik bir yakınlığın oluştuğu bilinen bir durum. İran, Türkiye'nin Suriye politikasına yönelttiği eleştiriler içinde PKK ve Kürd meselesinin Türkiye'nin karın boşluğunu oluşturduğunu diplomatik bir dille ifade ettiği de hatırlanırsa, İsrail kaynakları üzerinden verilen bu haberin en azından İran'ın da onayladığı bir gelişme olduğunu söylemek gayet mümkün.

Başbakan Erdoğan'ın TV24 kanalında "Esed rejimi tamamıyla kuzeyi onlara terk ederek çekilme yoluna gitti. Buralarda PKK yapılanmasına asla müsaade etmeyiz" demesi, Esed rejiminin Kürd bölgelerini belli bir plan çerçevesinde boşalttığına inandığını gösteriyor ve yukarıdaki haberi bir bakıma teyid ediyor.

Güney Kürdistan Hattındaki gelişmelerin perde arkasının böyle olup olmadığı kısa zamanda anlaşılır.

Baas rejiminin kontrolü kaybetmesini kabullenmek istemeyenlerin kaybedilmiş kontrolün, kontrol altında olduğunu gösterme çabası da olabilir bu tür haberler.

Öte yandan Kürd meselesiyle ilgili yakın tarihteki bazı gelişmelere baktığımızda bu haberin doğru olma ihtimali de güç kazanmaktadır.

1-Bölge ülkeleri ve uluslar arası güçler, birbirleriyle olan çıkar çatışmalarında Kürd hareketlerini defalarca bir "sopa" olarak kullanmışlardır. Özgürlük arayışı içinde olan Kürdler de kendilerine bir yol açmak için başkalarının sopası olmayı  kerhen veya isteyerek kabul etmişlerdir.

2-PKK, daha önceleri Irak Kürdistanına yerleşmek için Saddam rejimi ile anlaşıp Barzanilere karşı savaşarak bu tür teklifleri kabul edebileceğini ve başkalarının sopası olabileceğini pratik olarak göstermiştir.

Bu iki durum dikkate alındığında, PKK'nin eski hamilerinden olan Suriye ile böyle bir anlaşma yapması mümkün ve muhtemeldir. Ancak KCK'nin Suriye Kürdistanındaki gelişmeler ile ilgili “Biz Hareket olarak; bu parçada yaşanacak gelişmelerin herhangi bir parti ya da örgüt adına değil; halkımızın ortak ulusal iradesini temsil etme konumunda bulunan Kürt Yüksek Heyetinin ve ona bağlı oluşturulacak sistemi doğru buluyor, bu sistemin hayata geçmesi temelinde halkımızın bu parçadaki özgürlük mücadelesini destekliyoruz. Batı Kürdistan’daki tüm halkımızı bu birlik etrafında birleşmeye ve kenetlenmeye çağırıyoruz” şeklinde bir açıklamada bulunması, PKK'nin Suriye Kürdistanındaki gelişmelere Barzani ile uyumlu bir yaklaşım sergilediğine işaret ediyor. Türkiye ile stratejik ilişkiler geliştiren ve Türkiye'yi en önemli müttefiki olarak gören Barzani'nin de Suriye'nin sözü edilen teklifini kabul etmesi mümkün gözükmemektedir.

Eğer Suriye Kürdistanındaki gelişmeler doğal seyri içinde olmuş ve Barzani'nin denetiminde şekillenmişse, Esed'in oyununa gelinmemişse müsbet bir gelişmedir, desteklenmesi gerekir. Suriye Kürdlerinin özerk bir yönetime kavuşması, onların en doğal hakkıdır. Kürdler içinde en çok ezilen ve haklarından mahrum bırakılan Suriye Kürdleridir. Suriye Kürdistanının özerk bir yönetime kavuşması ve Irak Kürdistanıyla ittifak içinde olması, tüm Güney Kürdistanın özerkleşmesi ve güneydeki Kürdlerin tümünün kendi haklarına kavuşması anlamına gelir ki, bu bir ihkak-ı haktır ve hakkı müdafaa etmek müstehaktır.

Türkiye açısından da esasen pozitif bir gelişmedir. Türkiye, Irak Kürdistanına karşı gösterdiği basiretsiz ve ferasetsiz tavrını tekrar etmemelidir. Yıllarca Irak'taki Kürd özerk yapısına karşı tanımayız, bırakmayız gibi laflarla uzak durdular ama yıllar sonra stratejik ilişki kurmanın gereğine inandılar. Suriye konusunda da aynı basiretsizliği göstermek yerine başından destek olmak ve buradaki özerk yönetimin gelişmesine katkıda bulunmak ve daha başından Suriye Kürdistanı ile stratejik ilişki kurmak, hem Türklerin hem de Kürdlerin lehinedir.

Türkiye'nin Güney hattındaki Kürdler ile olumlu ve stratejik ilişki kurması, hem bölge barışına katkı sağlar hem de bütün Kürdler ile Anadolunun büyük bir ittifak geliştirmesine imkan sunar. Türkiye'nin güney hattına vereceği destek, kendi içindeki Kürd sorununu da barışçı yönde çözümüne önemli katkı sağlar.

Türkiye'nin Suriye Kürdlerinin özerkliğine karşı çıkması, neticeyi değiştirmeyecektir. Ama muvafakat edip yardımcı olması müsbet yönde çok şeyi değiştirecektir.

Kürd sorununun çözümü, bölgesel bazda özerk yapıları zorlamaktadır. Bu sürece katılmak ona karış çıkmaktan çok daha akıllıcadır.

Bu sitede 18-5-20012 tarihinde "Kürdistan Birleşik Federasyonları adı altında bir yazı yazmış ve orada şunları ifade etmiştim:

"Kürd ve Kürdistan sorunu barış içinde tüm bölge halklarının lehine olacak mahiyette nasıl çözülebilir?

Kürdistan Birleşik Federasyonları modelinin, böyle bir çözüm için uygulanabilir bir formül olduğu inancındayım.

Bu formülün ilk adımı Irak'ta atılmış ve yerine oturmuş durumdadır…

İkinci adımı Türkiye'nin atması gerekiyor…

 İkinci adımın gerçekleşmesi, üçüncü adım olan Suriye'deki Kürdler için de aynı çözüm imkanının uygulanma şansını arttıracak, onların da bu formüle katılımlarını  kolaylaştıracaktır.

Suriye'deki Kürdlerin de federasyon veya eyalet hakkına kavuşup birliğe katılmasıyla Kürdistan Birleşik Federasyonları formülü hayata geçmiş olacaktır.

Bu siyasal projenin hayata geçmesinde Türkiye'ye tarihi ve önemli sorumluluklar düşmektedir. Zira uzun asırlar boyu Kürdlerin müstakil devlet şeklinde olmasa da beylikler halinde ve arada sınırlar olmaksızın bir arada yaşamalarının garantörü olmuştur.

Kürdistan Birleşik Federasyonları'na partner olabilecek en gerçekçi ülke Türkiye'dir. Tarihi birliktelik bunu iktiza etmektedir. Arada güçlü bir ortak tarih bulunmaktadır. Arka plandaki bu tarihi imkandan yararlanarak Ortadoğu'nun ortasındaki büyük Kürd sorununa bölgesel bazda çözüm imkanını ve fırsatını Müslüman Türklerin ve Kürdlerin zamanında ve dikkatli değerlendirmesi gerekir. Zira tarihi fırsatlar sık tekerrür etmez. Kürdler ile Türklerin adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde geliştirebilecekleri ittifakın faydaları kendilerini de aşıp Ortadoğu ve İslam dünyasına ulaşır."

Gelişmeler, Suriyedeki Kürdlere ikinci adımı atma fırsatını verdi. Türkiye zaman kaybetmeden bu ikinci adımı desteklemeli ve kendi içindeki sorunu da bu vesileyle daha rahat çözebilmelidir.

Suriyede özerk Kürd yönetiminin PKK ve PYD işbirliği sonucu ve Barzanilerin desteği ile olması, PKK sorununa çözüm arayışlarında yeni alternatifler de doğurabilir. PKK'nın üst düzey yöneticilerinin, geçiş döneminde Suriye Kürdistanı özerk yönetiminde yer alması imkanı gündeme gelebilir.

Başbakan Erdoğan'ın güney Kürdistandaki gelişmelere baştan red yerine katılımcı, birleştirici bir siyaset izlemesi, bütün Kürdlerin, Türklerin ve nihayetinde bölgenin lehine hayırlı gelişmelere kapı aralayabilir.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.