1. HABERLER

  2. KÜLTÜR -SANAT

  3. Güneşi Gördüm'den notlar
Güneşi Gördüm'den notlar

Güneşi Gördüm'den notlar

A+A-

Basın gösterimlerinin vazgeçilmez mekânı Maçka G-Mall Sineması, dün sabah her zamankinden daha kalabalıktı. Zira, Mahsun Kırmızıgül'ün merakla beklenen filmi 'Güneşi Gördüm'ün gösterimi için birçok sinema yazarı ve gazeteci oradaydı. Gösterime evsahibi olarak Kırmızıgül de gelmişti. Gayet serinkanlı görünen Kırmızıgül, davetlileri sıcak ve samimi bir şekilde karşılıyordu.

Çay ve -biraz gecikmeli- poğaça ikramından sonra filme geçildi. Yalçın dağlarda süzülen kobra helikopterleri görüntüsüyle açılıyor film. Doğuda bir sınır köyündeyiz. Köyde dede-torun, amca-dayı hepsi bir arada yaşayan büyük aile, Altun ailesi dışında kimse kalmamıştır. Ki onlar da yıllardır iki taraf arasında yaşamaktan iyice bıkmıştır. Dört kızı olan Ramo'nun (Mahsun Kırmızıgül) en büyük hayali bir erkek çocuğa sahip olmaktır. Karısı Havar (Demet Evgar) beşinciye hamiledir ve aileyi doğum heyecanı sarmıştır. Beşinci de kız olacaktır ama Ramo, altıncıda muradına erer, bir erkek çocuğa kavuşur.

Ramo'nun amcası Davut'un (Altan Erkekli) meselesi ise daha büyüktür. Davut'un bir oğlu askerde, bir oğlu dağdadır, bir oğlu da mayın patlaması sonucu bir bacağını kaybetmiştir. Davut'un dağdaki oğlunun ölümü üzerine Altun ailesi için köyü terk etmekten başka çare kalmamıştır. Hep birlikte İstanbul'a gelirler. Davut ve ailesi Noveç'teki akrabalarının yanına gitmenin yollarını arar ve insan kaçakçılığı yapan bir şebekeyle anlaşır. Ramo ise karısı, altı çocuğu, babası Haydar (Erol Demiröz), kardeşleri Mamo (Memhet Altun), Kadri (Cemal Toktaş) ile İstanbul'da tutunmaya çalışır. Ama işi hiç kolay değildir, zira Ramo'nun karısı rahim kanseridir, eşcinsel eğilimi olan kardeşi Mamo ise ortadan kaybolur...

Hepimiz kardeşiz...

Basın gösterimi sonrası izlenimlere gelince... Mahsun Kırmızıgül, yine duygusal yoğunluğu hayli yüksek bir filmle karşımızda. İlk filmi 'Beyaz Melek'te huzurevlerinin huzursuz halini ortaya koyan Kırmızıgül, bu kez de memleketin 30 yıllık kanayan yarası olan Kürt meselesine, yerinden yurdundan edilen insanların dramına odaklanıyor. Ve her iki tarafa da yeri geldiğinde mesafeli durarak, her türlü ötekileştirmeye, ayrımcılığa karşı çıkarak, kardeşliğin, bir arada yaşamanın altını çiziyor, barış mesajı veriyor. Film çıkışında bir sinema yazarı 'Bir filmde bu kadar acı fazla değil mi? Bu kadarı duygu sömürüsü olmuyor mu?' diye soruyor. Diğer sinema yazarı da eleştirilerin bir kısmına katılmakla birlikte “Ama böyle dramları yaşayan insanlar da var. Bunlar da ülkemizin gerçeği” diye ekliyor. Oyunculuklar ve görsel açıdan da hayli başarılı bulunan film, bu perşembe gösterime girecek. (Kültür Sanat- Radikal)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.