1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Güçlükonak Gazetecilere yasak!
Güçlükonak Gazetecilere yasak!

Güçlükonak Gazetecilere yasak!

A+A-

37 kilometrelik yolda 3 ayrı kontrol noktasında yarımşar saat bekletildikten sonra varılan Güçlükonak'ta İlçe Jandarma Karakolu'na götürülen gazeteciler tehdit edildi. Öldürülen köylülerin akrabalarının bulunduğu Çevrimli ve Yatağan köylerine gitmek isteyen 3 gazeteci, aralarında sivil giyimlilerin de bulunduğu Jandarma görevlileri tarafından, "Bu köylere gitmeye kalkışırsanız durumlar değişir." sözleri ile engellendi. "Güvenliğimizden mi endişeleniyorsunuz?" sorusuna verilen cevap ise ilginç: "Güvenliğinizle ilgilenen yok. Ölürseniz, sadece ölüm kaydınızı tutarız."

1996'da 11 kişinin katledildiği katliam yabancı basın mensuplarını da olay yerine getirilerek dünyaya duyurulmuştu. Ancak PKK saldırıyı üstlenmedi. Olayı araştıran insan hakları dernekleri, öldürülen kişilerle ilgili soru işaretlerine dikkat çekti. Minibüsteki bazı şahısların resmi giyimli kişiler tarafından üç gün önce evlerinden alındığı ve o tarihe kadar kayıp olduğu, bir kısmının da olay günü yine evlerinde gözaltına alındığı ileri sürüldü. Yakılan 11 kişiye ait cüzdanların hiç zarar görmemiş olması ve kimliklerin jandarmanın elinde bulunması şüpheleri artırdı. Katliam, 13 yıl sonra, dönemin insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen'in JİTEM ve Ergenekon'u işaret eden açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Ekmen, geçtiğimiz ay Aktüel Dergisi'ne verdiği röportajda, olayın ateşkes süreci devam ederken gerçekleştiğine dikkat çekiyordu: "PKK'nın değil, JİTEM'in işiydi, söyleyemedik. Araştırınca arkasından devlet çıktı. Dosya Ergenekon soruşturmasına dahil edilmeli. Ergenekon savcısına anlatırım."

Üç gazeteci, Güçlükonak'a giderek olayın muhatapları ile konuşmak istedik. Cizre-Şırnak yolundaki Kasrik Boğazı'ndan Güçlükonak tabelasını takip ederek yola koyulduk. Az sonra köprü üzerindeki jandarma noktasında durdurulduk. "Nereye gittiğimiz, ne yapacağımız" konusunda sorgulandık. Uzun süre bekletildikten sonra durum telsizle başka bir yere bildirildi. Ardından "Geçebilirsiniz" denildi. Yaklaşık 8-10 km sonra bu kez Akdizgin Karakolu'nda önümüz kesildi. Yeniden sorgulandık. Güçlükonak'ın girişindeki tepe noktasında ise daha farklı bir muamele ile karşılandık. Yine sorgulandık! Ardından içinde sivil ve askerî elbiseli şahısların bulunduğu, direksiyonuna poşu sarılı sivil plakalı beyaz bir minibüs geldi. Arabadan inen askerî üniformalı görevli Yatağan'a gitmememizi, burayla ilgili bir haber çalışmamamızı istedi: "Oraya giderseniz işler değişir, karışmayız sonra. Sizin güvenliğinizle ilgilenen yok. Ölürseniz, sadece ölüm kaydınızı tutarız. Burayla ilgili haber yapmanızı istemiyoruz." Ardından minibüse bindi ve "Beni takip edin." dedi.

Peşimizde iki araç sürekli takipteydi. Hep birlikte Güçlükonak'ın merkezindeki İlçe Jandarma Komutanlığı'na gittik. Köylere gidemeyeceğimiz konusunda bir kez daha uyarıldık. Sadece Güçlükonak'ta dolaşabilecektik. Çaresiz ilçe merkezine indik. Sokaklara hakim olan tek şey korkuydu. Kimse bölgedeki karanlık olaylarla ilgili konuşmaya yanaşmıyordu. Bunda sürekli peşimizde dolaşan arabaların payı var mıydı bilinmez. Bir vatandaşın sözleri manidardı: "Siz şimdi gideceksiniz, ama biz buradayız. Sonra başımıza gelmeyen kalmaz."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.