1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. GÖMÜDEKİ HAZİNE(EHMEDÊ XANÎ) -1
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

GÖMÜDEKİ HAZİNE(EHMEDÊ XANÎ) -1

A+A-

 

Şerha xemê dil bikem fesane

Zînê û Memê bikem behane

Gönül gamının şerhini efsane kılayım ,

Zin ve Mem’i buna bahane kılayım

 

Adem peygamberden, son peygamber Muhammed(s.a)’e, tüm peygamberlerin, Allah’tan aldıkları (vahyi) mesaj, muhatapları tarafından çoğunlukla ya gerekli karşılığı görmemiş, yada bu mesajlar yeterince anlaşılamamıştır. Peygamberlerin varisleri ve takipçileri olan alimler de çoğu kez, bulundukları coğrafyada veya toplumlarında, nerdeyse hiç ilgi görmemişlerdir.

Özellikle, Müslüman medeniyetinin zirve yaptığı 8 ve 13. Asır arasında Endülüs medeniyetinde, çok değerli âlim ve ilim adamı yaşamıştır. Bunlardan; Îbn Sina, Îbn Harezmi, Îbn-Tufeyl ve Îbn- Rüşt (vb.) gibi, çok değerli alim ve filozoflar İslam medeniyetine çok büyük katkılar yapmışlardır. Hele hele o zamana kadar, metinleri kaybolmaya yüz tutmuş, antik Yunan filozofların şerhini ve tercümesini yapan Îbn Rüşt (Müslümanlar ona , ”Eş-Şarih”, Latinlerde ona “Komentator” büyük şarih veya bilgin diyorlardı.) gibi Müslüman bilge ve filozof, anlaşılmamakta kalmıyor, bazı zamanlar, o ve oğlu camiden bile kovuluyorlardı. Bundan dolayıdırki henüz aydınlanma dönemine girmemiş Reform ve Rönesans’ı o güne kadar yaşamayan batı medeniyeti, bu önemli alim ve filozofun değerini keşfediyor, onun yazdığı şerh ve tercümeleri kendi dillerine çevirerek, kendileri açısından yeni bir dönemin sayfasını açıyorlardı.

Batı, değişim açısından yeni bir dönemin kapısını açarken, doğu medeniyeti, özgüvenini yavaş yavaş kaybediyor, değişimi algılayamıyor ve gerilemeye başlıyordu. Doğuyu temsil eden Müslüman Osmanlı imparatorluğu, savaşlarda kazandığı toprakları sürekli kaybediyor ve içe kapanıyordu. Savaştan başını bir türlü kaldıramayan Osmanlı, bazen de iç çatışmalarla uğraşmak zorunda kalıyordu. Ekonomi başta olmak üzere, toplumsal ve siyasal hemen hemen her alanda zayıflamaya başlıyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun aldığı bu palyatif tedbirler, değişen ve gerileyen bu sona çare olmuyordu.

16. yy. sonunda, Mezopotamya’da Şattul Arap ve Kura nehri arasında, o zaman da bölgeye “Kürdistan” denen bölgede aşiretler ve beylerin kontrolündeki Kürdler de savaşlardan kaynaklanan bu bölgede çok fakirleşmiş, bu da yetmezmiş gibi Osmanlı ve İran arasında sağlanan Kasr-i Şirin anlaşmasıyla da tam bir sıkışmışlık içine girmişlerdi.

16.yy. sonu 17. yüzyılın başında Mezopotamya’nın, yeni adı Beyazıt, eski adı Bazit (Dızasor) Kırmızıkale denen mevkisinde, dahi bir Kürd âlim yaşıyordu. Daha sanayi devrimine yüz-yüz elli yıl kalmışken filozof Xanî, kendi yaşadığı coğrafyasındaki Müslüman halklara ve ümmete bir yol haritası ve aydınlanmanın işaret taşlarını gösteriyor, ama maalesef ümmet bunu kulak ardı ediyordu. Eğer gerekli önem ve özen gösterilmiş olsaydı, belki de sanayi devrimini batı değil de Müslümanlar eliyle, doğu medeniyeti gerçekleştirecekti. Çünkü o, Platon’un devlet tezini eksik bulmuş, daha o zaman toplumların demokratik ve hukuk devletine geçmesi gerektiğini tespit etmiştir. Bölgede (Xanî Baba) olarak da bilinen Ehmedê Xanî’yi, benim de maalesef sadece 0nu, (Mem û Zîn) destanı ile bildiğim bu büyük zatı tanıdıkça, eserlerini okuyup anladıkça onun ne değerli bir hazine olduğunu, kendimin de bu konuda ne çok cahil olduğumu fark ettim.

 

Tasek ji vê ava zelal

Nadim bi hewza Kewserê

Levhatina Qesra Şîrîn

Jê Nabînim tu mefere

 

Piştî roja me bû tarî

Mirin xweş e ji amberê

Bu bir tas berrak suyunu

Kevser’in havuzuna değişmem

Kasr-i Şirin anlaşmasından

Hiç olumluluk beklemiyorum

Sonrası günümüz karanlık oldu

Ölüm onun iyi kokusundan daha iyidir

 

Özellikle 20. Asrın ortasından sonra, gün yüzüne yavaş yavaş çıkmaya başlayan, başta Rodenko, M. Emin Bozarslan, İ. Mustafa Resul, Abdullah Varlı, H. Mem, Abdullah Yaşin, Yavuz Delal gibi adını sayamadığım bir çok kişiye teşekkürü bir borç biliyorum. Xanî’nin araştırılıp anlaşılmasına ve gün yüzüne çıkarılmasında katkı sağladıkları için bu şahsiyetlere minnettar olmalıyız.

Bir saç ayağı da, kardeşlik ve adelet olan İslam dini ve vahiy öğretisi, peygamberimizin de modelleyerek ürettiği bu mefkure ve paradigma, insanlara ve toplumlara, bir kişilik kazandırma uğraşısı ve çabası içinde olmasıdır. Din; kendi orijinal yapısıyla, zamanla bozulmuş olan insanları ve toplumları pozitif anlamda bir değişim ve dönüşüme uğratma amacındadır. Ama maalesef kişilikleri inşa ve ihya olan bazı toplumlar, zamanla atalarının cahili kültürlerine rücu ederek ve ahireti unutarak, dünyevileşerek “Mutlak Sahiplik Sendromuna” kapılmışlardır. İhtiras ve kendi iktidar heveslerine düçar olan iktidar sahipleri, dinin emrine gireceklerine, dini maskeleyerek kendi tekellerine almaya çalışmışlardır. Yani dini, referans kaynaklarını, pratikte istedikleri yoruma göre değiştirip tevil etmişlerdir.

İşte Ehmedê Xanî, 17.asırda yaşamış, genelde hep acıların hüküm sürdüğü bu topraklarda, özelde mensup olduğu kürd halkına, genelde tüm ümmeti, siyasal, sosyo-kültürel bir bakışla gözlemlemiş, kendi toplumsal yapısını çözümlemiş, kendisinin de söylediği gibi, yüzyıllardır dumura uğratılmış bu halkın hastalığının “Kişilik Sendromu” kişilik bozukluğu hastalığı olduğunu tespit etmiştir.

O, hayatı boyunca hem anne hem babadır. Yere düşüp feryat eden kürd halkının da en temel hak olan yaşam hakkı yanında, gülme, mutlu olma hakkı vardır. O, onlarca asır kültürü, serveti talan edilen, un haline getirilip danesine bile tahammül edilemeyen bu halkın hastalık teşhisine uğraştı. Kendi ifadesiyle, koyduğu teşisin adı “Jîna Jor” du. Sosyolog Xanî önce, eğer bizim de bir başı yücemiz olursa biz de cennete kavuşuruz. Fakat tedavisini reçetelerken önce hata yaptı, reçetesinin tekniğini din, bilim, sanat, şevkat temelli olup, adaletli bir yaşamla etiketledi. (H.Mem: Xanî ve Memzaları)

Xanî, sadece tasavvuf alimi ve ”Mem û Zîn” eseriyle nam salmış bir Kürt Destanı şairi olarak bilinir. Bir aşk hikâyesi olarak ta bilinen bu şaheser, aslında Kürtlerin diğer halklardan pek öyle geride olmadığını, geleneğinden göreneğe, geçmiş destansı yaşamından, folklora, edebiyatından sanatına kürd kültürünü, ”Mem”le özdeşleyerek tüm evrene bir nevi haykırarak anlatmıştır. Mem û Zîn de müthiş bir sembolizm, telmih, kıyas, alagori vardır. Buna daha sonra değinilecek ama, henüz ondört yaşındayken, yazmaya başlamış, o zaman Mirlik vasfı almış,

Muhammed Pirbela’ya babası gibi katiplik ve danışmanlık yapmış, başlangıçta Pirbelaya umut bağlamış, belli bir süre sonra onun ölümüyle birlikte bir-iki yıl fetret dönemi yaşamıştır. Halkına olan vefasından olacak ki bulduğu formül ve reçeteyi eserlerine yansıtmıştır. O zamanki otoritenin baskısından dolayı, kendisinden korktuğu için değil yazdığı eserlerinin başına o gün ve gelecekte bir bela gelmemesi için ve bu eserler sonraki kuşaklara sağlıklı bir şekilde ulaşsın diye kamuflajlayarak, metafor kullanarak ve sembolik bir dil içinde kaleme almıştır.

Xanî’nin eserlerini incelediğimizde, etimolojiden termolojiye, zoolojiden botaniğe, antropolojiden sosyolojiye, siyaset felsefesinden din felsefisine, mitolojiden folkolojiye, musikiden cinselliğe, kelamdan ontolojiye, diyalektikten maddenin yapısına, fıkıhtan tasavvufa, astrolojiden şeytaniyete, teolojiden kozmolojiye kadar çok geniş bir alana hakim olduğunu görürsünüz. (Yavuz Delal;Bir İslam Alimi olarak EHMEDÊ XANÎ)

Xanî, bir sosyolog ve tasarımcı olarak insanlar arasında oluşacak mutluluğun nasıl olması gerektiğini din, bilim, sanat ve felsefeyle sentezleyerek, düşünce ve duygularını şiirlerine taşımıştır. Bende, okudukça hayranı olduğum bu önemli şahsiyetin, gerçekte kim olduğunu, neler yaptığını bilinmesi, eserlerinin yeterince tanınması ve yayılması adına mütevazi bulunma isteği ile bu yazıyı kaleme aldım. Bundan sonraki makalemi, kadrajı O’na, ailesine ve eserlerine tutarak yazacağım inşallah.

 

 

               

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum