1. YAZARLAR

  2. Yaşar ÖZKAN

  3. Gençlik Ne Yana Düşer Usta, Ahlak Ne Yana
Yaşar ÖZKAN

Yaşar ÖZKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Gençlik Ne Yana Düşer Usta, Ahlak Ne Yana

A+A-


Hepimiz gençlik dönemi yaşadık, her birimiz yaşadığımız dönemin, coğrafyanın, zamanın ve bulunduğumuz konum gereği hem imkanlardan, hem de imkansızlıklardan payımızı aldık. Kimimiz o dönem  daha çok sefaletin  gezdiği yerlerde yaşam mücadelesi verdik. Çoğumuzun ailesi maddi imkasızlıklardan dolayı, dişinden-tırnağından artırdıkları  zor koşullar içinde bizi okuttular.
             
Ekseriyeti ailemizin okuyanları en fazla ilkokul mezunuydu, zaten çok fazla eğitimli kişi de yoktu etrafta. Ancak hayat tecrübeleri çok fazlaydı. Tabiri caizse hayatın tozunu çok tutmuşlardı, çok çekmişlerdi. Ama herşeye rağmen sitem etmiyorlar, çok şükrediyorlardı. Aza kanaat edip, anca karın doyurdukları aşlarından komşularına ve fakirlere de veriyorlardı.

İnsanlarla olan ilişkileri, çok içten, samimi, sanki şehirde yaşayan tüm insanlarla kardeş gibiydiler. Yaşadıkları sıkıntıları çocuklarına yansıtmaz, başkalarına karşı minnet etmeden çok onurlu bir duruş sergilerlerdi.

Hele annelerimiz; evdeki işler yetmezmiş gibi erkeklerin de bazı ağır işlerini omuzlarlardı. Sorumluluklarının gereğini yerine getirir, bundan gocunmazlardı. Başta aile fertleri olmak üzere, komşularına, akrabalarına ve herkese merhametliydiler.

İşte çoğumuz böyle huzurlu ve güvenli aile ortamında büyüdük. Gençliğimiz bu ortamlarda geçti ve serpildik. Belki fazla imkanlarla büyümedik ancak onlardan çok şey aldık. Onun için hayata atılmadan önceki eğitim yuvamız ailemizdir sözü insanlığın gerçekliğidir. En büyük eğitim mektebinin aile olduğu hep söylenir. Onların bize bir şey söylemesine gerek yoktu. Biz ne aldıysak, onların bakışından, duruşundan, davranışlarından ve etrafa karşı gösterdikleri merhametten aldık. Biz de sorumluluk bilincimizi ve ahlakımızı onlara bakarak birşeyler katmaya çaba gösterdik, onlar gibi olmasak da.

Her çağda olduğu gibi, şimdi de biz gençliği tartışıyoruz. Yeri gelir dost sohbetlerinde, yeri gelir gençlik konulu programlarda ve kendi gençliğimizi kıyaslarız. Yok gençlik niye böyle, dünya değişti onlarda değişti(sanki biz değişmedik) tüm olumsuz değişimleri gençliğe yükler işin içinden çıkarız. Yok onların her türlü imkanı var artık, bizim yoktu. Biz imkansızlık içinde okuduk, sorumluk sahibi olduk. Doğrudur belki olduk, ama bu günkü gençliğin çok ahlaklı olmamasının ve sorumluluk bilincinin zayıf olmasını sadece onları eleştirerek doğru bir davranış serdedemeyiz. 

Son tahlilde, bizler nasıl ki bilinç altımızı ve davranışlarımızın büyük bir bölümününü ailemizden aldıysak, bu zamanın gençleri de ahlakını da, sorumluluk duygusunu da ilk ailesinden, yani bizlerden alır. Her ne kadar şimdiki çocuklar da, gençler de dışarıda olumsuz etkiye maruz kalsa da, onları bu olumsuz etkiye karşı gözetleyecek ve koruyacak olanlar biziz. Gerekirse onların anlam dünyalarına girerek, onları sıkmadan anlamalı ve önlemlerimizi ona göre almalıyız.

Unutulmamalıdır ki bizim görmediğimiz ve yaşamadığımız  imkanları, sonsuz imkan olarak önlerine hazır koymamız, onların çok iyi ve ahlaklı bir insan olarak yetişmesine katkı sunmaz, tam tersine şımarık ve her istediğini almaya alışmış bir insan yapar. Daha dengeli imkan sağlayarak, bazen de imkansızlığın ne olduğunu onlara öğretmeliyiz.

Son söz babında çok değerli büyüğümüz, Zeki Savaş’ın bize söylediği cümleleri hatırladım.
"Eskiden imkânlarımız  yokken yetişmiş insanımız vardı, şimdi imkanlarımız çok ama iyi yetişmiş insanımız çok az" diyorlardı. Bunun üzerine hep beraber tefekkür edip, çözüm geliştirme sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz. Rabbim bizlere ve gençliğimize iman üzere idrak ve sorumluluk bilincini nasip eylesin.

                    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.